şükela:  tümü | bugün
  • basrollerinde vincent cassel ve emmanuelle devos'u barindiran jacques audiard filmi. sagira yakin* carla ile hapisten yeni cikmis paul'un hikayesi. konusunun bu kadarina bakmayiniz, fransiz filmi olmasina ragmen cok baba bir film noir, hem gerilimli, hem komik, hemi de pek sexy. ses kullanimi, zaman atlamalari super. basroldeki hatun yakindan takip edilmeli. cassel'i zaten takip ediyorduk, orada bir yenilik yok. sadece, bu filmde cirkin gorunmeyi de basarabildigini gosteriyor.
  • filmle ilgili orada buarda hitchcockvaridiye duyardik. merak ettik izledik cidden ilgin. bir yapim. tuhaf sade bir anlatimi tam anlamiyla arizali iki karakter üzerinden gelişen agizlarda hoş bir lezzet birakan yani var. bol cesart odulu almiş baş hanım oyuncu da pek hoş ufak bir ek bilgi filmde olivia bonamy var. hatirlarsiniz canım tunc basaranin sen de gitme triandafilisinde rol alan italyan güzel. ben o filmde gönlümü kaptirmistim da.
  • evet ilginç, evet tuhaf ama damaklarda guzel bir tat birakan bir filmmi$ bu. siradi$i bir a$k hikayesi(bu cumle gibi banal degil yani).
    isminden de anla$ilacagi uzere butun olay dudaklarda bitiyor ama apayri bir boyutta. dudak okuyabilmek bir insanin hayatini kurtarabilir. (oui! oui!)
  • yarın fransız kültür merkezinde saat 16:30da ön gösterimi olacak olup bizim de orada olmaktan mutluluk duyacagımız film.
  • artık takıntılı, arızalı aşk filmlerine çok mu alıştım da hepsi aynı gelmeye başladı emin degilim ama yine de türünde gayet iyi, salt sayılabilecek bir "aşk" hikayesi üstüne birazcık macera tozu serpilmiş bir film.
  • trt nin son dakikalarını gostermeye gerek gormedigi guzel vincent cassel filmi.
  • pendik güney sineması mantığıyla film gösteren trt2nin sonlarına doğru birden bütçe görüşmelerine geçmesi yüzünden son dakikalarını izleyemediğimiz film. yeri gelmişken cnbce sen bizim herşeyimizsin
  • çok aranan ama bir türlü bulanamayan arşivlik film.
  • un prophète'ten sonra izlediğim ikinci jacques audiard filmi. bu adam işini biliyor.

    --- spoiler ---

    sağır olan carla'nın görülmesiyle, film boyunca birbirinden güzel ses kullanımlarına şahit olunacağına kanaat getirilir. paul'un ve carla'nın araba kullanırlarken birbirlerinin dizlerine dokunuşlarında audiard döktürür. carla'nın kirli aynasının karşısına geçtiği sahneler de unutulmaz.

    --- spoiler ---
  • başroldeki kızın istemsiz asosyelliğini, işitebilmek için kulağına takmak zorunda olduğu araca tamamen bağlamak çok katı olurdu ama baya etkisi olan bir nesne o. etrafında olup bitenleri algılaması konuşulanları duymasına, dolayısıyla kendisi hakkında ne konuşulduğunu duymasına, sonra da kendisi hakkında ne düşünüldüğünü algılayabilmesine yarıyor. o araç o kadar kızın hayatında ki, o araca erotik bir içerik yüklemeseler de, filmin alttan yürüyen erotizmini(adı bile "read my lips") kızın işitme konusundaki problemiyle doğrudan bağlayan bir işleyiş var, bence müthiş olmuş o. genelde evde takılmaya "mecbur olan", aynaya soyunan, aslında ezilmişliği hiç içselleştirmese de iş yerinde buna bir noktaya kadar katlanma ""erdem""ini(tek tırnak yetmiyo resmen) gösteren, çok özgün bir karakter bu kız, carla. vincent cassel'in canlandırdığı herifin de hapisten yeni çıkmışlık ve underground bir ""erdemsizlik""le carla'ya çekici gelme durumu, ama bu durumun bir süre saklanması gerekmesi falan, ince detaylar üzerinden insanı azdırıyor dicem ama öyle değil de, loser hissiyatını hiç de geyik,parodik ya da baskın bir yolla değil de çok oturaklı bir şekilde vermesi yüzünden de oluşmuş bir tahrik etme durumu var filmde. tabi bunları almaya açık ya da deneyimli olanlar için.
    sonradan gerilim-mafya bir hallere giriyor film, ki bence bir çeşit seyircide yabancılaşma vs oluşturacak bir durum istenmiş, hani duygusallığı o kadar abartmak istemiyor ki, ya da bu alttan yürüyüşe aksiyon eklemek istiyor, öyle bir gangster filmi oluveriyor bir ara. bence problem yok bunda ama problem olabilir de. vincent cassel bence böyle "sert" adamları oynarken insanlarda bıraktığı etkinin tamamen farkında bir oyuncu, resmen oyunculuğundan onun gerçek insan düşüncesini seziyorum, tabi fazla uçmuş olabilirim. neyse dolu dolu bir filmmiş bu.