şükela:  tümü | bugün
  • zor olduğunu düşünüyorum. kolay gelsin öyle işte çalışanlara.
  • (bkz: varis)
  • insanlık dışı uygulamadır.
    kasiyerler mesela. bazı marketlerde ayakta durmak zorundalar.
  • sağlık için iyidir. yersen tabii.
  • bankalar direkt satış ekiplerinin afili olduğu zamanlar avm standındaysak 12 saat sokak standındaysak 8 saat ayakta dururduk. ondan sonraki iş hayatımda hiç bir zorluğa zorluk demedim desem yeridir.
  • beni bilen bilir..sözlükte küfür etmeyi sevmem edeni ise "aciz" bulurum. ama ülkemizde özel sektörün patronlarının ve o patronların göt yalayıcı elemanı olan müdür, şef vesairelerinin kendilerine çok yakışan, hak ettikleri ikinci bir sıfatları daha vardır: "orospuçocuğu" küfür etmeyi sevmeyen bir insan için elbette bunu dillendirmek zordur ama toplum içinde, iş hayatında bu sıfatı hak edende bir o kadar çoktur. peki nasıl hak ederler bu sıfatı? saatlerce ayakta duran ve en azından 2-3 saatte bir 10-15 dakika dinlenme, oturma hakkı bulunan elemanını bahaneler üretip ayakta tutarak! oturduğu anda suratında pis bir ifadeyle oraya buraya gönderip iş uydurup kaldırarak! nasıl olur bu? uzaktan bağlantıyla mağaza içi kamerayı izleyen bölge müdürü mağaza müdürüne talimat verir, mağaza müdürü odasından kamerayı izleyip mağaza şefine talimat verir, bir zamanlar sizin işinizi yapan ama şimdilerde en büyük göt yalayıcı olan mağaza şefide gelir size dillendirir. mağaza şefleri ve müdürleri bunu size söylerken çok pişkin, rahat ve zevk alan bir yüz ifadesiyle söylerler. niye? çünkü zamanında kendileride ezilmiştir. bu süreçte yegane amaçları ne olmuştur? bir tık üste çıkıp küçük bir statü elde edince kendisinden sonra o işi yapacak olanlara eziyet edip bundan zevk almak ve zevk alırkende kendi üstündeki patronlarının götünü soluksuzca yalamak..yalamak..yalamak! hiçbir zaman objektif düşünmezler, vicdan taşımazlar, acıma duyguları yoktur en alt statüdeki çalışana karşı. büyük patronlara karşı ses çıkarmazlar dört dönerler etraflarında. diyeceksiniz ki her firmamı böyle? ben istanbul ili/ilçesi sınırlarında olmayanı görmedim, olanı çok gördüm. sen olmayanı gördüysen aç bir başlık en alt statüdeki çalışanına değer veren firmalar diye..sırala teker teker millet görsün o zaman neyin ne olduğunu. özel sektörde en alt statüdeki çalışanla en üst statüde çalışan patronun arasındaki kilit nokta, dengeyi kuran, iletişimi sağlayan adamlar mağaza müdürleri ve şefleri. bunlar bu kadar orospuçocuğu oldukça ya da orospuçocukluğuna zorlandıkça işinden memnun olmayan insan sayısı bir o kadar sabit kalacak ya da artarak çoğalacak yıllar geçtikçe.
    edit: bütün gün oturtarak 6 saatte bir tuvalet molası verdirip, eğer o sürenin dışında acil bir durumunuzdan dolayı koltuğu bırakıp kalkarsanız maaşınızdan kesen çağrı merkezi firmaları vardır bir de. inbound outbound satışlar yapmanızı isteyerek vücudunuzu, ruhunuzu, beyninizin her bir kıvrımını öldürürler bonus olarakta telefonda müşteriden hakaret küfür yersiniz. bunların şefleri, müdürleri girer içeri çalışan elemanlara öyle bir seslenir ki sanırsın amerikan filmlerindeki gibi savaş anında taarruza geçen delta timini yönetip gaza getiriyor ibnenin evladı.
    editin editi: aynı fikirde olup favorileyen herkese teşekkürler. kendim bizzat gıdadan, tekstile, markete, perakendeye kadar hemen hemen çoğunu deneyimlemiş bir insanım. sırf o mağazalardaki ortama tekrar tekrar şahit olmamak, çalışan arkadaşların yüzündeki umutsuz ifadeyi görmemek ve görüpte üzülmemek için zaruri, zorunlu ihtiyaçlar haricinde..ki sadece gıda oluyor bu benim için. hiçbir giyim, teknoloji ıvır zıvır mağazasına girmiyorum avm'lere doğru yol almıyorum, internet üzerinden yapıyorum alışverişlerimi.
  • mottoları; müşterileri oturarak karşılamak saygısızlıkmış.

    yersen.
  • zamanında adını vermek istemediğim bir otelde garsonluk yaparken başıma gelen şey. açıkçası garsonluk aşağı yukarı heryerde böyle. öğlen 2'de başlıyor gece 3'e kadar sürüyordu. organizyonlar baya taştaşlı insanların olduğundan dolayı. servise çıkmadan önce bütün oteli indirip kaldıroyorduk. ve sadece yemek yerken oturabiliyorduk. gece 4 gibi uyuyup, ertesi gün tekrar bu shift döngüsüne koşuyordum. eve geldiğimde her yerim ağrımanın ötesinde hislerle flörtleşiyordu.