1. bugün kızılay karanfil sokak girişinde yaptıklarını hala aklım almış değil grup.

    hemen yan taraflarında canlı müzik yapan/yapmaya çalışan bir grup olduğunu bile göre, masalarını kurup bağırmaya başlamaları cidden inanılmazdı.

    bağırdıkları şeylere bir o kadar tezattı yaptıkları şey. adamlar müziklerini duyurmaya çalıştıkça daha bir bağırmaya başladılar. final vuruşunu da ses sistemi çalıştırıp mikrofonla konuşmaya başlayarak yaptılar ki sokak müzisyenleri kalktı gitti zaten.

    aga istediğiniz özgürlük, boğazınızı yırttığını diktatör karşıtlığı böyle birşeyse kusura bakmayın ama ben yokum.

    hemen hemen hergün toplantı yapıyorsunuz tahminimce, bana sorarsanız bugün masaya yatıracağınız ilk şey bugün orada yaşadığınız akıl tutulması olsun...

    ben özgürlük istiyorum ama yanıbaşımdaki insanların özgürlüğünü nasıl kısıtlıyorum diye bir sorun kendinize. sonra imza da atarım tuttuğunuz kağıtlara, derginizi de alırım. hiç sorun değil...

    neyse lan ben bişe demiyorum.

    edit:

    bu entry'ye cevaben, ilk olarak şu şekilde/ağızda bir cevap geldi: http://m1310.hizliresim.com/1g/7/tc512.jpg

    sonrasında düzeltilmiş falan ama bu haliyle de görülmesinde fayda var. zira fikir vermesi açısından önemli bence.
  2. yükselde masa çalışması yapar sıklıkla bu hareket. oradaki esnafla, çevreyle de bir düzeyde hukuku vardır. bugüne kadar benim bildiğim kimseyle de masa çalışması yaparken olsun, yine aynı yerde basın açıklaması yaparken olsun bir sıkıntı yaşanmamıştır. haziran günlerinde toplanıp sloganlarla yürüyüş yaptı ve "sokak sanatçılarının müzik yapmasını engelledi" diye "özgürlüklere saygısı yok" gibi "tespitlerle" eleştirmeye çabalamak abesle iştigaldir. orada değildim ancak atılan sloganlara karşı müziğini yükseltmeye çalışan müzisyenlerin yaptığı asıl sorgulanmalıdır bana göre.

    hatırlayalım gezi direnişinde taksimde müşterileri kaçıyor diye rahatsız olan cılız bir esnaf grubu da vardı. bunlar da haklı mı aynı izlenimci bakışla değerlendirdiğimizde.

    bu yapının disiplinli ve ilkeli siyasi bir duruşu vardır. haksızlığa, zulme karşı sokaklarda sesini yükseltmek gibi bir derdi vardır. eleştirilere sonuna kadar açıktır. kimsenin müziğiyle şusuyla busuyla bir derdi yoktur. eleştirin, eleştirin ancak biraz izan lütfen.

    edit: evet eski üslubumdan dolayı ben, ekşi sözlük sdh temsilcisi, örgütüm tarafından sert bir şekilde uyarıldığımdan uslubumu düzelttim. asjknlfmslx.
  3. kızılay'da görüp sempatik bulduğum grup. birkaç ay önce, kızılay da dolaşırken standlarını görmüştüm. önce onların heyecanını karşılıksız bırakmamak sonra da belki birşeyler kaparım (kaptım da) diye marksist bakış dergisini aldım. 10 tl uzattım gençlerden birine, heyecanla bozuk para aramaya başladı. yanındakilerde de para yokmuş. özürler dileyerek hızla koşup büfeden bozdurdu geldi. ondan bir iki hafta sonra yine dergi almak istedim ve yine aynı şey oldu; üç kuruş para üstü bulunmuyor bu güzel insanlarda (kesinlikle para üstünün üzerine yatmak gibi bir amaçları yok, tam tersi mahcup bir şekilde ve üstü kalsın" deseniz bile bunu duyamayacak hızla oradan uzaklaşıp para bozdurmaya gidiyorlar.
    o zaman bu gençlerin yaptıkları işe çok saygı duymuştum. birkaç lira para üzeri verebilecek kadar ceplerinde para yok. ona rağmen orada canla başla kendilerince doğrular için emek harcıyorlar.
    bir de saygılı ve samimiler ki! o zaman aralarından birisi "abi cumartesi gezi tutukluları için 24 saatlik oturma eylemi yapacağız, gelir misiniz?" diye sordu elbette gidecektim ama odtü direnişi başgösterince odtü de gönüllü foto muhabiri oldum.
    herneyse uzatmayayım.
    bu gün yine yüksel caddesinde dolaşıyorum, onlar ve dergilerinin yeni sayısı, 3 lira dergi için on tl uzatma, yine heyecanla para üzeri bulma koşturmacası, benim yeniden masalarındaki dilekçeye imza atmam vb.
    aralarından biri bendeki parıltıyı yine fark etmiş olacak ki akşamki toplantıya davet etti.
    bakalım vb diye geçiştirdim.
    ama kızılay'da işlerimi bitirdim, bir cafede çay içip bu güzel insanlardan aldığım dergiyi okuyordum ki saate baktım ve saat 17. kalktım yerimden ve toplantılarına gittim.
    beni davet eden cici insan herhalde beni beklemiyordu ki çok şaşırdı, mutlu da oldu. bir dairede birkaç kişi başlarında biri-cahilliğimi bağışlayın,kim olduğunu bilmiyorum,sormaya da utandım- bir konuşma yapıyor; türkiye kapitalist düzeniyle ilgili. akıcı, sevgi dolu, dinleyicilerin gözlerinin içine bakan, sorulan soruyu saygıyla dinleyip cevaplar veren vb. beni davet eden cici insan da herkese porselen fincanlarda çay getirmiş. iyi de demlenmiş doğrusu, hödüklük olmasın diye sunumu bölüp yeniden çay isteyemedim!
    ama yarısında kalkmak zorunda kaldım çünkü bir randevum vardı.
    en heyecanlı yerinde yüzüm kırmızı birşekilde toplantıyı bölerek kalktım.
    herkese hoşçakalın dedim,
    cici insan beni kapıya kadar uğurladı.

    ne anlatmaya çalıştığımı ben de bilmiyorum ama cıvıl cıvıl insanlar var sdh'de ve kesinlikle boş değiller. belirli birikimle çıkarılan dergiler, sunumlar ve belki daha fazlası-tanımıyorum henüz kendilerini.
    üstelik dediğim gibi, belki de ceplerinde 7 lira olmadan.
  4. ben söz konusu burda bahsi geçen sokakta,müzik yapan elemanım. sloganlara karşı müziğini yükseltmeye çalışan müzisyenlerin yaptığı asıl sorgulanmalıdır bana göre demiş arkadaş.yahu biz müzik yaparken bir sordunuzmu bize hadi onu da geçtim bari şarkının bitmesini bekleyin yahu.gelmiş burda ahkam kesiyosunuz.sokakta müzik yapana saygın yok tahammülün yok. ee kalkıp sonra özgürlükten bahsetme.izanı kendinizde arayın a yoldaşlar...
  5. "sürekli devrim tezleri" isimli kitaplarında felsefelerinin ve hareketlerinin özünü anlatmışlar.
    kızılay'dak bürolarından aldım. hele bir okuyalım bakalım. (bkz: marksist bakış) dergisi gibiyse herhalde yine soluksuz okurum.
    bir de güzel çay yapıyor bu gençler, valla bilemedim yoksa sohbetin güzelliği miydi!

sürekli devrim hareketi hakkında bilgi verin