şükela:  tümü | bugün
  • mutsuzluğun birincil koşulunu sağlamıştır. gerisini getirmesi dileğiyle esen kalsın.
  • aşağılık kompleksi denir bu insanın sahip olduğu şeye.
  • kesinlikle mutsuz insandır. bir de bu insan (bkz: hırslı olmadığını iddia eden insan)la aynı kişi olabilir. kaç para kazandığınız, yakın arkadaşlarınızla olan ilişkiniz, sevgilinizle olan durumunuz, nasıl beslendiğiniz,.. her şeyinizi kıyaslar. başkalarının mutsuzluğundan beslenir. onlar mutsuz oldukça, başarısız oldukça bu insan hızurlu olur. uzak durunuz.
  • kendisini başkasıyla kıyaslayan kişi katışıksız maldır.
  • arkadas sen teksin, sen birsin bireysin, komplexe gerek yok, iyi ol insan ol yeter
  • huzursuzluk yaratır, kendindeki mükemmellikleri görmez ve imrendiği şeyi yapan insanı görünce kendini ezer de ezer.
  • arada istemsizce yaparım, yapmamak en doğrusu ama bazen insanı çevresindekiler bu duruma koyar ve üzerler, değersiz hissettirir çok. mesela "bak komşunun kızı nurten senden küçük ama babasına torun bile verdi" veya "bak şu kuzenin ressam, sen de iyi resim çizseydin satıp para kazanabilirdin", ya da "leyla ne kadar güzel bir kız, çok beğeniyorum onu, boylu poslu, hamarat"(burada şair tam kıyaslama yapmıyor fakat bunu anlattığı kişiye de güzelsin demezse, ister istemez çirkin hissettirir),okulda mesela hocalar çok kıyaslama yaparlar, "ali çok başarılı, veli gibi dersten kaçmıyor", mesela hocanın biri kendini benimle kıyaslamıştı "ben de küçükken yırtık ayakkabı giyerdim ama ders notlarım mükemmeldi" diye. türk ve rus kızları kıyaslaması var bir de.
  • "sürekli" lafı işi bozuyor olmasa dozunda ve doğru yapıldığında doğru yoldadır diyeceğim insan, linç edilmesem bari.

    neden yerine göre doğru bir şeydir? "kendini başkasıyla kıyaslamak" tabirini biraz açarsak aslında bugün sahip olduğumuz tüm buluşları bu olguya bağlayabiliriz.

    rekabet günümüzde başarıyı tetikler, bir firma düşünün tekel olduğu zaman koy götüne gitsin der fiyatları düşürmeye çalışmaz, maliyetleri düşürecek teknolojik gelişimlere yönelmez argeye yatırım yapmaz, yani aslında bugün kullandığımız bütün elektronik alet edevat hepsi bu tür bir rekabet var olduğu için oluşmuştur yani özetle "kendini başkasıyla kıyaslamaktan", x'den daha iyi olma çabasına girmekten.

    ayşe babasına torun vermiş, fatma evlenmiş gibi salak salak kıyaslamalar değil benim bahsettiğim. elma ile armutu da kıyaslamayacaksın.

    yani ben kalkıp ünlülerle, zenginlerle kıyaslayın kendinizi demiyorum çok yanlış ve faydası olmayacak bir şey bu. senle aynı sıralarda okumuş benzer zeka kapasitesine sahip insanlardan ne eksiğim var, neden bu konumdayım diye sorgulamak kötü değildir.

    kişi kendini hırslandırabilir, atıl konumdan çıkabilir, çıkmalıdır da. yoksa kader, kısmet nasip buna da şükür mantığı ile olduğunuz yerde kalırsınız.
  • lisedeyken bir arkadaşım vardı, kendisini herkesle kıyaslardı kız.
    yolda yürüyoruz, önümüzde de başka bir kız yürüyor diyelim ki.
    o kızı gösterip,
    "ben de bu kız gibi şişman mı duruyorum?"
    "ben de şu kız gibi çirkin miyim?"
    "sence şu kız güzel mi?" diyip dururdu. aslında o kızların hepsini küçük görüyor, küçük gördüğü için de kendisinin de onlar gibi olmasından korkuyor pek gelişmemiş aklında.
    kendisi hiçbir insanı beğenmezdi, herkes çirkindi ona göre. yetişkin insanları, yaşıtımız insanları bırakın küçücük çocuklar hakkında bile kıyaslama yapardı. bunun bir kardeşi vardı, onu da elalemin çocuklarıyla kıyaslayıp dururdu. dünyalar tatlısı çocuklara bile "çirkin" derdi, kendi kardeşi tatlıydı bir tek. ya tabii ki insan kendi kardeşini daha çok sever de el kadar çocuklara "çirkin" demek nasıl bir saçmalıktır kardeşim?
    şimdi böyle kendisini başkalarıyla kıyaslama haddinde bulunduğu için insan ister istemez "herhalde diğer canlıları beğenemeyecek kadar güzel, havalı bir kız" diye düşünüyor ama tam tersiydi elbette. yani gayet sıradandı. o sıralarda en yakın arkadaşlarımdan biriydi ama şimdi ben bununla nasıl arkadaşlık yapmışım diye düşünüyorum. kesin benim hakkımda da değişik kıyaslamaları vardır.
    hazır kızı gömmüşken diğer özelliklerini de yazayım:
    - sınavda bir arkadaşımız kendisinden yüksek puan aldığı için kinli kinli bakıp, "nasıl yüksek alırsın ya?" diye fesatlaşıyordu. kıskançlık, çekememezlik ve yine kıyas...
    -pahalı şal almış, kapalıydı kendisi. bilerek marka etiketini dışarıda kalacak şekilde takıyordu şalı, insanlar görsün diye yapıyormuş. böylece insanlar, "vaay be, ne kadar pahalı şal takan bir kız." diyecekler.
    -sürekli ablasının aldığı telefondan, kıyafetlerden, babasının maaşından vs. bahsederdi. amaç hava atmak ama işte zengin değiller, işi karıştıran kısım bu...
    -tam bir yıl boyunca bize tamamen hayal ürünü olan pahalı telefonunu anlatıp durdu. her seferinde "yakında benim olacak." diyordu ama hiç göremedik telefonu. en sonunda bahsettiği telefondan çok uzak olan dandik markalı, dandik bir telefonla gelmişti. üstelik onun telefonu yokken hep benimkini kullanırdı, arkadaşım diye tereddütsüz verirdim zaten. kendisi de telefonu olunca kimseye dokundurtmamıştı, fotoğraf çekerken falan elimize alacak olsak hemen elimizden çekerdi.
    kızdan bir kez daha tiksindim.