şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ankara üniversitesi dil ve tarih -coğrafya fakültesi, dtcf tiyatro bölümü öğretim elemanı.

    adana’da doğdu. 1988-1992 yılları arasında dtcf tiyatro bölümü dramatik yazarlık anasanat dalında lisans eğitimini tamamladı. "nâzım hikmet’in oyun yazarlığı" başlıklı teziyle yüksek lisans programından mezun oldu. aynı bölümde doktora yaptı. "modern sonrasında dramatik yapının kırılma biçimleri ve heiner müller’in metinleri" tezinin başlığıdır. halen aynı bölümde geleneksel türk tiyatrosu, epik tiyatro, modern avrupa tiyatrosu ve oyun yazma dersleri vermektedir.

    yayımlanmış kitapları:
    - modern sonrası tiyatro ve heiner müller (de ki basım yayım ltd. şti, ankara 2007)
    - brecht'ten sonra (de ki basım yayım ltd. şti, ankara 2009)
  • dinginliğinin ardında hep bir düşünce bombardımanı olduğunu düşünmekteyim. bilinç akışıyla ders anlatır, dinlemeyi bilir / becerebilirse insan, onun anlattıklarından pek çok anahtar bulabilir, ama gençlik başta dumanken, kafada bin tilki gezdiği zamanlara denk gelirse dersleri, o zaman zor - çok zor onu anlamak. dobradır. bir yazısını da paylaşayım bu kadar bahsetmişken. iyidir. candır.

    http://www.haberfabrikasi.org/s/?p=8147
  • van depreminin hemen ardından "inşallah hepsi geberir" temenniyle sevinç çığlıkları da atan kalabalık faşist süprüntülere tepki olarak "deprem sevinci" isimli şu yazıyı http://www.haberfabrikasi.org/s/?p=14965 yazmış güzel kadın, delişmen hoca, kalem erbabı.

    --- spoiler ---
    doğanın yıktığını onarır insan, yıkılmış evleri yeniden yapar, yetim çocukları büyütür, başkasının acısını acısı bildiğinde yeni bir şehir kurabilir yıkıntıların üstüne; bir savaşı bitirebilir, daha yaşanılası bir dünyayı kurabilir, doğaya, tanrı’ya ve yoksulluğa rağmen ama ruh çöküntüsünün üzerine hiçbir şey kuramaz, çürümüşlük içine çeker onu, geride sadece tarihin utanç müzelerine kalıntı, insanlık düşmanı sözlüklere kelime bırakır, bir lanet bırakır geleceğe.

    --- spoiler ---
  • kendisinin deprem sevinci konulu yazısında yazısının temasıyla çelişkiye düşen yazınsal kimlik.

    kötüyü dillendirmek, iyinin mesnetini azaltmaz mı? bırakın kötüyü biz iyileri konuşalım milyonlarca insan yardım etti ve üzüldü. deprem sevinci diye eleştirel bir yazı yazmakla iyiki öldüler diye nidalar atanlar benim gözümde aynı kefededir. şimdi bu yazıyı okuyan "düşkün insanlar" olarak tanımlananlar diyecek mi sanıyorsunuz ben insanlıktan nasibimi alamamışım meğer, ben nasıl iyiki ölmüşler dedim? yapmayınız! o insanlıktan nasibini alamamışların rahatsız olduğumuz faşist söylemlerinin yanında sözüm ona onları eleştirmek suratına tükürmek için hatta senin yatacak yerin yok demek için bu yazıyı yazmak topluma ne kadar vicdan katar? yarın olduğunda yaralar sarıldığında bahsedilen şehirlerin üzerine şehirler kurulduğunda van depreminin yaşandığı tarih şöyle anılmıyacak mı sanki “van depreminde ölen kürt vatandaşlar için ilahi adalet tecelli etti... allah işte onlara böyle ceza verdi diyen faşistler vardı o dönem meydanlarda” hoppala… e van’da ölenlere erzak gönderenler, açılan yardım hesaplarına milyonlar yatıranlar, canla başla enkazdan hayat kurtarmaya çalışan görevlileri kim hatırlayacak kim hatırlatacak?

    bizde düşeni kaldırmadan önce düşüreni dövmek vardır…
  • http://www.haberfabrikasi.org/s/?p=16374

    --- spoiler ---
    evet, ben yeni olduğu söylenen bir zamana yuvarlanırken bunları konuşuyordum zaman perisiyle, hiç ikna edici bulmadı beni, bir budala olduğumu söyledi ama hiç alınmadım çünkü benim özel sözlüğümde budalalık şahane bir şeydir. benim budalalığımın seçilmiş olduğunu söyledim ona, sürekli çok akıllı olduğunu kanıtlamak için başkalarının üzerinden dümdüz geçen insanlara karşı bir protesto, bir direnme biçimi olduğunu ekledim. “kim anlayacak ki bunu, saçmalama” dedi.
    işin fenası da buydu, umurumun teki bile değildi, kimse benim var olma koşullarıma etki edemezdi, sözgelimi beni salak sanıp bu durumu kendi lehine çevirdiğini düşünürken biri, ben, kedilerle birlikte ona kahkahalarla gülerdim. çünkü hayat insanın başkalarına göre ayarını yaptığı, onların gelişmemişlik düzeyine göre konum alınması gereken ya da sırf anladıkları belli bir dil diye o dilden konuşmamızı gerektiren bir şey değildir. “versene ağzının payını” derdi annem, bana bir yığın söz sayan çocuğa, ben o dili konuşmak istemiyorum derdim, anlamazdı.

    --- spoiler ---
  • eğitim hayatı yarıda kesilen dtcf öğrencilerine karşı dayanışma içinde olduğu görülen ve "öğrencime dokunma" şeklinde seslenen duyarlı öğretim görevlisi. (bkz: 3 nisan 2012 dtcf faşist saldırıları)
  • şimdi sessizce dağılalım

    "zulüm karşısında yapacak bir şey olmadığına bizi ikna eden her akıl yürütme, kendimizle dünya arasındaki derin boşlukta durmamızı söylüyor bize, boşluk bizi yutana kadar, boşluk, olmadığımız insanın örtüsü gibi görünene kadar kalmamızı istiyor orada. boşlukta duruyor ve tarihin kaydetmeyeceği sözcüklerle hak veriyoruz kendi duruşumuza, ne yapabiliriz ki diyoruz, çok güçlüler, bağırmanın ne yararı olacak ki diyoruz, değişmez diyoruz, boşlukta duruyoruz ve aslında hiç olmadığımız bir dünyada yaşıyoruz sanıyoruz.

    biz ancak bir konum alışla gerçeklik kazanacağız, şimdi boşluktaki gölgeleriz sadece, boşluğu hayat, suskunluğumuzu ise akıl sanıyoruz, oysa hiçbir şeyimiz yok, varlığımızı kesinleyen hiçbir şey yok, boşluk bizi yutacak susmayı sürdürdüğümüzde, baskıya karşı bir ses çıkardığımızda ancak varoluşa katılacağız, şimdi sessizce dağılalım ev sandığımız boşluklara sığınıp haberleri seyredelim birlikte."

    düzeltme: link yenileme şeysi.
  • görürse aşk' a söyleyecek birkaç lafı var imiş. lafa kulak vermek isteyenler için güzide yazısı;

    [http://fraksiyon.org/gorursem-aska-soylerim/ http://fraksiyon.org/gorursem-aska-soylerim/]
  • yine harika yazmış.

    "... kendinizle bile uzlaşmayın!"

    uzlaşmaya direnmek; "yüzünü kaybetmeden"