şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hayatı "sürgün içinde sürgün" olanların yazdıklarıdır. acıdır, özlemdir, dilinin çekilip senden koparılmasıdır, dil yarası, gönül yarasıdır, muhalefet ve başkaldırının edebiyatıdır.

    ayrıca; bir feridun andaç kitabının başlığı. tanıtım yazısı çok güzel tanımlamış bu edebiyatı ve süngünlerini:

    "sürgünlük bir durumdur: konumu belirleyen, belirleneni yansıtandır aynı zamanda. insanlığın trajik serüvenini anlatır bize. edebiyat için zengin bir kaynak. yazar için de öyle: çekilen acılar, yoksunluklar, sürüklenişler bambaşka bir duyarlılık evreni sunar ona. joseph brodsky, bunu, şöyle tanımlıyor: ' biz yazarlar için sürgün her şeyden önce bir dil olgusudur. anadil bilincini geliştirir çünkü . ve ona sığınışın ya da ondan kopuşun koşullarını oluşturur.'bu yönelişin koşulları hep değişkenlik getirir: yazarın-sanatçının siyasal erkle, devletle, toplumla veya toplumsal kurumlarla çatışması düşünsel plandaki muhalif kimliğinden kaynaklanan bir olğudur. dayatma zorunlu sürgünlüğü, değişmeme gönüllü sürgünlüğü, çözülme-yozlaşma iç sürgünlüğü veya kendi kendinin sürgünlüğünü getirir.burada belirgin bir başka ayrım da şudur: sürgüne gidenler, sürgünü seçenler.giden zorunlu, seçense gönüllüdür. ortak paydaları ise: kaçıştır. sürgün, göçebe, gezgindirler.
    bu kitapta sürgün edebiyatının bu yanlarının yanı sıra tematik oluşumları, tarihsel boyutları; sürgünlüğün dilde, yaşamda, yazındaki yansıma durumları ele alınmaktadır. ayrıca bu sürükleniş konumundaki yazarların, yani edebiyat sürgünlerinin yaşadıkları/serüvenleri, bunların yapıtlarına yansıyan yanları incelenmektedir. yeryüzü edebiyatının zenginleştirici bir boyutu olan sürgünlüğün farklı dillerde, farklı konumlarda nasıl biçimlendiğini görebilmemize türkçe'de bir ilk adımdır 'sürgün edebiyatı edebiyat sürgünleri.' "

    göçmen edebiyatı ya da ulusal azınlıklar edebiyatı ile de iç içedir.
    "deli rüzgar bir gün
    bir türk'ün bıyığını savurdu
    ve bıyığının peşinden koşan bir türk
    kendini naunyn sokağında buldu." *

    türklerden tanınmış sürgünler; namık kemal, mehmet akif, refik halit, halide edip, ziya gökalp, nazım hikmet, sabahattin âli, halikarnas balıkçısı, a.kadir konuk, oya baydar, nihat behram ve yılmaz güney gibi gönüllü ya da zorunlu olarak sürgüne giden sanatçılar. (orhan pamuk da tartışma konusu)

    alakalı olarak;
    (bkz: diaspora)
    (bkz: kanaksta)
    (bkz: her liman sürgün nasılsa)
  • birçok ulusun/toplumun sürgün edebiyatı vardır -kimi kaynaklara göre sadece avrupa edebiyatında yoktur-... ve bunlardan biri de nazi almanyası.

    "alman edebiyatı tarihinde, hitler döneminde yurdunda yazmaya devam edemeyip başka ülkelere göç eden, sanat hayatını dışarıda sürdüren yazar ve şâirlerin eserleri ‘exilliteratur/sürgün edebiyatı’ adı altında toplanır. buna yakıştırılan başka bir isim de ‘emigrantenliteratur’ yani göçmen edebiyatıdır. nasyonal sosyalizmin daha ilk yıllarında, bu görüşün nasıl bir gidiş içinde olduğunu, nereye varacağını sezip almanya’yı terk eden solcu ve yahudi kökenli yazarlara, daha sonraki yıllarda sosyalist angajmanı olmadığı halde, nazi almanyası’nın baskıcı politik havasına dayanamayıp başka ülkelere kaçan yazarlar eklenmiştir. bugün dünya edebiyatına giren alman modern klasiklerinden başlıca yazarlardır söz konusu olanlar: brecht, broch, döblin, heinrich mann, thomas mann, musil, werfel, zuckmayer, zewing gibi. nazi almayası’ndan kaçan bu yazarların yerleştiği şehirler ve ülkeler: viyana, amsterdam, paris, moskova, isviçre kentleri, iskandinavya, amerika, arjantin, şili, birezilya ve meksika olmuştur."*
  • "entelektüel sürgün olarak mutsuzluk fikriyle mutlu olma eğilimindedir, öyle ki hazımsızlığa yaklaşan bir memnuniyetsizlik, abusluğa varan bir naletlik onun için bir düşünce tarzı olmaktan öte geçici de olsa yeni meskeni sayılabilir. 18.yüzyıldan güçlü bir şahsiyet olan jonathan swift anlatmak istediğim kişinin tarihteki iyi bir örneği. swift 1714'de ingiltere'de torylerin iktidarı devretmelerinden sonra uğradığı nüfuz ve prestij kaybının etkisini asla atlatamamış, hayatının geri kalan bölümünü irlanda'da sürgün olarak geçirmişti. zehir zemberek sözleri ve öfkesi neredeyse dillere destan olan swift irlanda'ya bir yandan ateş püskürüyor bir yandan da onu ingiliz tiranlığına karşı savunuyordu; irlanda edebiyatının doruklarında gezinen gulliver'in seyahatleri ve kumaşçının mektupları yapıtları büyük bir kafanın yaşadığı ıstırabı nasıl verimli bir hale getirebildiğini gösterir.

    v.s.naipaul'un nehrin dönemeci adlı romanının baş kişisi salim, sürgündeki modern entelektüelin etkileyici bir örneğidir; doğu afrikalı, yerli kökenli bir müslüman olan salim doğup büyüdüğü sahili terk edip afrika'nın ortalarına gitmiş, orada mobuto'nun zaire'sini örnek alan yeni bir devlette yaşamanı güç bela sürdürmektedir. buraya gelen avrupalı sömürgecilerden sonra oluşan kargaşa'da salim önce malını mülkünü sonra da dürüstlüğünü kaybeder. finalde hükümdarın kaprisleri öyle abesleşir, öyle çivisinden çıkar ki ülkenin yerlileri bile kendi memleketlerinde sürgün haline gelirler.

    ..sürgünün verdiği hazlar; sürgünün bazen entelektüele, belki endişelerini ya da acı yalnızlık duygusunu yatıştırmadan da olsa yaptıklarına can katan farklı hayat düzenlemeleri ve egzantrik bakış açıları sunabilmesi. sürgün ayrıcalığın, iktidarın ve deyim yerindeyse evde olmanın sağladığı konforların dışında marjinal bir figür olarak duran entelektüeli karakterize eden durumdur demek doğru olsa da, bu durumun kendisiyle birlikte belli ödüller ve hatta ayrıcalıklar getirdiğini vurgulamak da çok önemli. bunlardan biri şaşırmanın, hiçbir şeyi peşin doğru saymamanın, çoğu insanı kafa karışıklığına ya da dehşete sürükleyecek istikrarsız ortamlarda ayakta kalmayı öğrenmenin verdiği hazdır şüphesiz." edward said / entelektüel