şükela:  tümü | bugün
  • inşaat işlerinde kalıp ustası olarak çalışıyorum. aynı yerde beraber çalıştığımız 5 suriyeli var. aynı istikamette olduğumuz için 2003 model arabamla onları evinden alıp, tekrar evlerine bırakıyorum. bu sayede mazot parası vermekten kurtuluyorum ki zaten onların da işine geliyor, yoksa günde 4 dolmuş yapacaklar.

    yine bir gün iş bitiminde eve gitmek için arabaya bindik. herkesi tek tek eve bırakırken sonuncusunu da evine bırakmak için kapısının önüne kadar yanaştım, normalde çocuğun ufak kardeşleri kapıyı açardı ama bu sefer kapıyı açan bir insan değil, tanrı'nın kadınları kıskandıracak güzellikte yarattığı sanat eseriyle karşılaştım. çehresi ayın en parlak yüzü gibiydi, incecik kaşları su terazisinin bile algılayamayacağı oranda simetrikti. dudakları bala bulanmış, yanaklarında haşin bir pembelik vardı sanki. gözleri arşı kıskandıracak şekilde maviydi. masmavi. sanırım körkütük aşık olmuştum, hele ki ona takılıp kaldığım anda ki tavşan ürkekliğinde ki kaçamak bakışları, kaybettiğim gerçeklik algısını, daha da perçinlemişti.

    yolda giderken hiçbir trafik ışığına dikkat edememiştim o gün. bazen kırmızıda geçiyor bazen yeşil de bekliyordum, kulağımda çınlanan kornaların, küfürlerin haddi hesabı yoktu. eve nasıl geldiğimi bilmiyorum, canım yemek de istemiyordu. uzandım yatağıma öylece tavana baktım. hiçbir şey umrumda değildi, ertesi gün nasıl olacaktı, akşam işçileri eve bırakırken o kızı bir daha görecek miydim kaygısı taşıyordum içimde. sanki yarın onu göremezsem hayata küsecek gibiydim. sanırım aşık olmak böyle bir şeydi ve ben tam anlamıyla aptal gibi bir şey olmuştum.

    günler böyle geçti ve ben o kızı hala göremedim. içimde dinmeyen bir susuzluk vardı ve kana kana içsem de suyu kesmiyordu beni. bir plan yapmalıydım ve öyle de oldu. hassan ( kızın abisi olduğunu tahmin ettiğim işçi ) ona '' hafta sonu sizi pikniğe götüreyim '' diye teklif sunmuştum. önce biraz karasız kaldı tabi.. '' nargile de benden '' deyince '' allahu ekber diye bağırmaya başladı. dur dedim manyak mısın cihatçı diye alacaklar şimdi bizi. neyse dedim sen evdekilere söyle hafta sonu sizi alırım ben.
    hafta sonu geldi çattı. en güzel elbiselerimi giyinip, tıraşımı olmuştum. jöle de sürdüm saçlarıma, hem suriyeli kızlar jöleli saçlardan hoşlanıyor olabilir.

    evlerinin önüne yanaştığım ve karşımdaki manzara beni hayretlere düşürdü; en az 15 kişi ellerinde siyah poşet, battaniye, halı, tabak çanak ile beni bekliyorlardı. o grup idlib'e girse 2 saatte idlib'i alırdı. öyle bir kalabalık öyle bir hazırlık işte. gözlerim sevdiğim kızı aradı ama hepsi çarşaflı olduğundan kim olduğu anlaşılmıyordu. arkaya 6 kişi ön tarafa 3 kişi bindi. 3 kişi de bagaja bindi mecburen. geriye kalan 3 kişiye ne oldu hala bilmiyorum.

    piknik alanına gittik. anında bina yapar ustalıkla ellerindeki malzemeleri serip oturulabilir düzene getirdiler. sürekli parklara doluştukları için tecrübeliler.
    neyse yemekler yaptılar falan ama ben hala sevdiğim kızı bulamıyorum. bir ara selfie çekmek için yanyana geldiler, aha dedim peçesini açacak, yok arkadaş çarşafla selfie çektiler. aklımı yitirecektim, normalde her hafta sonu arkadaşlarla halı saha, bar eğlencesi yapardık, ama benim yaptığım aktiviteye bak, şimdi arkadaşlardan biri beni görse ne diyecektim.

    yoldan geçenler bize garipseyerek bakıyordu, bazıları da iğrenerek. suriyeli değildim ama beni de onlardan sanıp ters ters bakıyorlardı. bir insanın kendi memleketinde kendi ırkı tarafından ırkçılığa uğraması kadar garip bir şey yoktur orada anladım. bir ara ters ters bakan bir abiye '' abi ben türküm '' diye gülerek cevap verdim '' şimdi de türklüğümüze mi göz koydunuz ulan '' diyerek 5-6 kişi beni iyice dövdüler. ne kadar söylesem de anlamadılar dövdüler. dayak yerken en iyisi suriyeli taklidi yapayım dedim '' abi ben surii '' dedim yine dövdüler. ulan adamlara ırk beğendiremiyoruz. en iyisi kürt olmak, herkese faşist de kafa rahat olsun.

    ortam biraz sakinleşti o ara da ben anca kendi geldim. kafamı kaldırdığımda bizim suriyeli grup nargilelerinden fokurdatıp, nizami bir şekilde dumanını dışarı bırakıyorlardı. ulan burada soykırıma uğramışım adamlar nargile keyfi yapıyor, ne rahat adamlar ya.

    hiçbir şey umduğum gibi olmamıştı. toparlanıp gitme vakti de gelmişti. hepsi toparlanmaya çalışırken bir ara saydım 15 kişiydiler. bunlar 12 kişi arabaya bindi 3 kişi hala nasıl geldi anlayamadım. umrumda da değildi. çünkü sevdiğim kızı kara çarşafa sarmışlar, bana göstermiyorlardı. yola koyulduk, yolda sevinçten bağırarak arapça şarkı söylüyorlardı. sevdiğim kıza jest olsun diye ben de onlara eşlik ediyordum. sağımdan geçen araba sanırım sesimizi duymuş ki '' ölürüm türkiyem '' şarkısını sonuna kadar açtı. dayak yememek için yol değiştirdim bu sefer.

    evlerinin önüne yanaştık. bir anda hepsi indi. saydım yine 15 kişiler. acaba arabamda gizli bir bölme keşfettiler de o 3 kişi oraya mı girdi hala esrarını çözemedim. neyse '' abe şükran '' falan diyerek teşekkür ettiler. baya minnettar görünüyorlardı. bir ara içlerinden bir tanesi tam eve girecekken peçesini açtı. aman allah'ım uğruna bu kadar çile çektiğim kızı 5 saniye bile olsa görebilmiştim. bu oydu, içimde kelebekler uçuşuyordu.

    ben tüm benliğimle kıza odaklanırken, birden camda bizim işçi belirdi:

    - abe artık işe gelmiyor ben
    - niye yahu ne oldu
    - sizin patron iyi değil başka iş var iyi para veriyor

    ne kadar ısrar etsem de gelmeyeceğini söyledi. kendimi çok kötü hissediyordum. oyuncağı elinden alınan çocuk gibi hissettim kendimi. dayak yedim, ırkçılığa maruz kaldım şimdi de sevdiğim kız artık yok. eve geldim babam kapıyı açar açmaz bana bağırmaya başladı

    - ne ulan bu trafik cezaları

    öyle ya kırmızı ışıkta geçmiştim. bu ceza bana değil ömrüme verilmişti sanki. babama sarıldım, sanki onu bir daha görmeyecekmiş gibi sımsıkı sarıldım.

    - baba ben aşık oldum
    - ulan bu sefer kime aşık oldun?
    - suriyeli baba
    - ulan adam akıllı bir kız bulamadın, geçen ki alman kız ne oldu, ya önceki kürt kızı? peki alevi bir kız vardı evlenecektin, yürü ulan odana bi bok olmaz senden..

    babam haklıydı. aşık olmasını beceremiyordum. ırksal fantezilerim vardı benim, belki de karma ırk düzeninin insanda oluşturduğu akıl almaz kafa karışıklığı diyelim.

    her zamanki gibi peçetemi alıp tuvaletin yolunu tuttum.

    son......
  • ilk satırları okurken biraz faşist damarlarım kabardı. okumaya devam ettikçe yasak bir aşk hikayesi gibi geldi. içimden dedim: "sevgi hiçbir ayrımı tanımaz."
    ama hikayenin sonunda lanet ettim. ey yazar! sen benim en güzel duygularımın katilisin.
  • bok vardı bu kadar uzun yazacak .

    okumadım.
  • ilk cümlesini dahi okumadım.
  • güldüm fakat gülmem bu denli uzun yazmanı gerektirmiyordu ama güldüm
  • bıyıklı genç forvet sen misin?
  • okumayın, benim gibi pişman olmayın.
  • 2003 model arabamdan sonrasını okumadım.