şükela:  tümü | bugün
  • çift yönlü trafiğin aktığı yolda, karşı yolu görmek imkansız iken sollama yapmaya çalışmak. bundan daha ölümcül bir hata yoktur.
  • kazaların büyük çoğunluğu dalgınlık ve dikkatsizlikten oluyor. gözünüzü bir saniyeden fazla yoldan ayırmayın. telefon ekranına bakarken benzinlikten çıkan tıra arkadan giriyordum az kalsın.
  • aracın limitlerinin üzerindeki hızlara çıkıldığında yapılan ani manevralar, dikkatsizlik ve tünel görüşü
  • aygaz kamyonet sürücüsünün seyir halindeyken sigara içmesi.
  • yağmurun ilk başladığı anda hız düşürmemek. özellikle yazları, hiçbir lastik sizi kurtaramaz.
  • altındaki arabayı formula 1 aracı sanıp virajlara yüksek hızlarla girmek. bakın arkadaşlar bunları lisede öğretiyorlar virajda maksimum hız formülü v²=kgr (normal viraj) ve v²=rgtana (eğimli viraj) diye. altınızdaki araba bir yarış aracının sahip olduğu downforce' a asla sahip olamaz ve yerle olan sürtünme katsayısını artıramaz. siz viraja hızlı girsem ne olur ki diye girerseniz spin de atarsınız takla da atarsınız hayatınızı da kaybedersiniz, yapmayın yani.

    bir de ne olur makas atmayın, acemi bir sürücü olarak en çok korktuğum şeylerden biri olur kendisi.
  • tofaş / şahin / kartal gibi sikimsonik arabalarla 170 kmh üzerinde gitmek .
  • çok ciddi bir kaza yapıp arabayı perte çıkardığım için çekilin söyleyeyim. beni kimse bu konuda uyarmadığı için ehliyeti alalı henüz 1 sene olmuşken çok ciddi bir kaza yaptım.

    söyleyince hepiniz "herhalde yani" diyebilirsiniz ama o an insan bunu "kural" olarak aklında tutmadığı için panikle yapabiliyor. hızınız ne olursa olsun su birikintisine girdiğinizde araç sanki arkaya çekiliyormuş gibi sizi geri çekiyor. su birikintisinden çıktığınızda da lastiklerin çok hafif kaydığını hissediyorsunuz. heh! o an sakın yavaşlamak için frene basmayın. dokunmayın bile.

    araç beyblade gibi kendi etrafında dönmeye başlıyor. az önce ileri doğru giden arabanın mevlana gibi döndüğüne şahit olmak, hele de akşam iş çıkış saati çevreyolunda etrafınızdan vızır vızır araçlar geçerken hiç hoş değil. "ulan kaydı bu araba azcık hız düşüreyim" demek çok insani olarak o an mantıklı gelmişti. hiç değilmiş. kayma bitene kadar asla frene parmak ucuyla dahi dokunmayın.

    edit: iyi dilekleriniz için teşekkür ederim. ben ve yanımdaki arkadaşımın emniyet kemeri takılı olduğu için burnumuz dahi kanamadı. olayın şoku ve mal kaybı dışında bir kayıp olmadı. şans eseri hiçbir araca çarpmadan bariyerlere çarpıp durabildim.
  • karşıdaki şoföre güvenmek...
    asla yapmayın. 2 defa mutlak ölümden döndüm. biri rusya’da biri de türkiye’de... her ikisinde de yol açık, ışıklar yeşilken uzaktan gelen arabaların gelişinden emin olamadığım için bekledim ve mutlak ölümden kurtuldum. çünkü o iki hayvan da yanan ışığı umursamaksızın son sürat geçtiler.
    beklemekten korkmayın. yavaş olmaktan korkmayın.

    kendine güvenmek...
    hayatta güvenmem kendime. hapşırığım tutar, hıçkırığım tutar... zaten güvenilecek adam olsaydım, kurt köpeği saldırdığında kaçarken ayaklarım dolanıp düşmezdim. toplum olarak da çok güvenilecek insanlar olsaydık, ülkemizi bu hale düşürmezdik.
    kramp girer. kalp tutar.mide vurur.
    yavaş gidin. uzay yolcusu değiliz sonuçta.

    araca güvenmek...
    hangi aracın ne zaman ne gibi arıza yapacağı hiç belli olmaz. durup dururken lastik patlar, motor düşer, arabanın sağı solu alev alır. hafif bir hız aşımı bile gereksiz pamuk ve bez tüketimi ile bir imamın daha da zenginleşmesine sebebiyet verebilir. 3 günlük lüks bir arabanın ön camına, öndeki kamyondan seken yarım kiloluk taşın saplandığını gördükten sonra, “paranın zor alabileceği bir araçta olduğum için şükretmiştim. başkasının arabası da olsa...
    zaten eski, görece düşük kalitedeki araç cenneti ülkemiz.
    aracı sürekli kontrol ettirin ve dediğim gibi, “yavaş gidin”...

    yola güvenmek...
    bir gün rusya’nın büyük bir şehrinden başka bir büyük şehrine gidiyordum. şoför deli gibi gidiyor. bağırdım; yavaşladı. üzerinden 1 dakika geçmeden en az 3 metrelik devasa bir çukurun yolun tam ortasında olduğunu fark ettik ve son anda kurtardık. aynı devasa çukurdan bir kaç santimle mersin’de de kurtulmuştuk, gece yarısı. ertesi gün “gazetemiz yayın müdürü ve 2 avukat arkadaşı elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldı” diye bir haber çıkmadıysa adres aradığımız için yavaş gidiyor olmamız sayesindeydi.
    “yol yabdık” diyenlerin yaptığı yollara güvenmememiz gerektiğini bilmiyor değiliz, değil mi?

    alkol almayın!
    tek kazamı alkollüyken yaptım ve o günden sonra alkol aldıktan sonra asla araç kullanmadım.
    neden?
    yol daraltılmış ve şerit düşürülmüş. bir şerit kazılmış. sözde belediye yeni su hattı yapılıyor. 30 kilometre hızla gidiyorum. gidiş geliş arasına plastik dubalar konmuş. arkamda jandarma minibüsü, uzunları yakmış; ışık dikiz aynasından gözümü alıyor. tam hızı daha da azaltıp lambanın oradan dönerken yol harici bir araç plastik dubaların arasından benim şeridime girdi, uzunları açık. tersten ve benim yönüme doğru... çarpmamak için kırdım ve direğe vurdum. hafifçe... yine de ders almamı ve utanmamı sağlayacak kadar tesir ederek. eğer hiç insan olmayan o bölgede, alkollü olarak bir insana çarpsaydım hem adi bir katil hem de masum bir ailenin yıkıma sebep, pespaye bir toplum düşmanı olacaktım.
    alkol almayın. alkollü araç kullanmak bile isteye suç işlemektir. kasıt, affı ve anlayışı ortadan kaldırır.

    dolmuş ve taksi teröründen kurtulmak için araç kullanan biri olarak bir tespitte bulunmak istiyorum: ister kendi kullandığımız araç olsun isterse başkasının, yaya ve araç olmayan bir yerde dahi bulunursak bulunalım, ş-a-n-s-a y-a-ş-ı-y-o-r-u-z bu ülkede.

    ankara atatürk yurdu’nda, siyasal ile hukuk’un hemen dibinde öylesine yürür ya da bulunurken tabanca ile ateş edildi üzerime. devletin verdiği silahı evimde göğsüme dayayan sözde kolluk kuvveti gördüm. bodrum’un göbeğinde, istanbul’da kavşaklarda kadınların üzerine araç süren gördüm.
    neyse...

    çocuğunuzu, annenizi, babanızı sever gibi ihtimamlı olun trafikte. lütfen... o denli çok sevgisiz alçak var ki etrafta; ortaya saçtıkları kötülüğü ancak bu ihtimam ile ve ancak ve ancak bir nebze-cik engelleyebiliriz.

    kazasız, belasız, mutlu, huzurlu günler dilerim.
  • dikkatsiz şerit değiştirmek öldürür. ölmek neyse de katil olmak kötü olabilir. aynalara dikkatli bakın, sinyali kullanın lütfen.