1. ihsan oktay anar'in 18 ekim'de cikacak olan yeni kitabinin adi.

    (...) hacı iskender bunları anlatırken gözlerinde beliren imân ışıltıları sanki cehennem aleviydi. o böyle şeyleri anlatırken câmidekilerin soluğu kesilir, betleri benizleri atardı. vaazdan sonra, ateşten o kadar korkarlardı ki, evlerinde birkaç gün mangal yakmadıkları dahi olurdu. ne var ki, korku yüreksiz bir insanın nefreti, nefret de cesur bir insanın korkusu olduğundan mıdır, sofuayyaş sâkinleri önce, kalın musa, mahdumu veysel bey, torunu dâvut ve semâî kahvehanesi işleten amcaları muhayyer hüseyin efendi’yle selâmı sabahı kestiler. sonra da çocuklarını, evlerinden ne zaman bir nağme işitilirse, bu zındıkların kapısını penceresini taşa tutmaya azmettirdiler. çünkü bu zındıkların cehennemden cezbedebilecekleri bir kıvılcım, ahşap evlerle dolu tüm mahallede devasa bir yangın çıkarabilirdi.
    suskunlar, sayfa 50
  2. çıkmasını sabırsızlıkla beklediğim bir ihsan oktay anar kitabı daha...
  3. eflatun hafif yaldızlı kapağıyla raflarda yerini almış kitaptır. elbettte görülür görülmez ekmek gibi su gibi hiç düşünülmeden koltuk altına sıkıştırılıp kasaya yönelinmiştir. bugünkü radikal kitap'ta ömer türkeş, suskunlar'ın ihsan oktay anar'ın ustalık dönemi eseri, külliyatının en iyi kitabı olduğunu belirtmiş. puslu kıtalar atlası'nı neredeyse tek oturuşta bitirmiş bir fani olarak kıskanıyor ve buna pek bir ihtimal vermiyorum ben. kitabı elimde evirip çeviriyor, olmaz canım, olsa olsa puslu kıtalar atlası'ndan sonra en iyisi budur diyorum. umarım yanılırım da yıllar önce yaşadığım okuma zevkini fazlasıyla bir kez daha yaşarım.
  4. kapagi gozume nedense oncekilere gore daha albenisiz ve basit bir tarih kitabi kapagi gelmis ustadin son kitabi.
  5. arabalar için kullanılan bir deyim vardır: "motoru açmak". arabayı ilk baştan güzel güzel ne hızlı ne yavaş sürmek gerekir ki dişlileri iyi otursun. bir güzel oturdumu yollarda gık demesin diye.

    okumaya daha yeni başladığım suskunlar ilk sayfasından itibaren ihsan oktay anar ın artık açılmış olduğunu ispatladı.

    buke ve aroması tam kıvamında bir şarap gibi

    muhteşem olmuş... eline sağlık ömrüne bereket uzun ihsan efendinin.
  6. eflatun renkli kapağı var..

    daha evvel descartes vardı, rendekardı..
    burda da platon mu mevcut diye düşünerek aldık kitabı haftasonu..
    lakin kaptırdık bir hırsıza okuma önceliğini.. *
  7. kitap mevlana'dan bir alıntı ile başlıyor:
    " kulak eğer gerçeği anlarsa gözdür"
    bu sözü görünce aklıma, farklı dönemlerde farklı duyuların nasıl öncelik aldığı ile ilgili olarak lucien febvre'in 16. yüzyılı "kulak çağı" olarak tanımlaması geldi.
    misal 16. ya da 17. yüzyıl insanının bir ney'i dinlemesiyle günümüz insanının dinlemesi arasında fark vardır. ortaçağ insanın ayasofya'yı görüp,izleyip algılamasıyla günümüz insanının algılaması arasındaki farka benzer bu.
    alımlama estetiği değişince duyumsama da değişir. sesin, müziğin, görmenin buralarda algılanmasının tarihini yazmanın sırası geldi galiba, duyguların ve duyularında bir tarihi vardır zira...

suskunlar hakkında bilgi verin