şükela:  tümü | bugün
  • zaten bilinen birseyin biraz da medyatik baski sonucunda desilmeye calisilmasini baslatan surec.
  • (bkz: ergenekon)
  • susurluk ilçesinin diğer adı
  • 3 kasım 1996'de meydana gelen olay.
  • anlaşıldığı kadarıyla atatürk'ün partisi chp'nin de pisliğe karıştığını gösteren kaza.
  • yargıda olduğu için yorumların erken sayılması gerektiğini düşündüren dava.

    mamafih : (bkz: seferberlik tetkik kurulu)
  • güya milletçe asla ve kat'a unutmayacağımız hadise.. bir zamanlar temiz toplum, temiz devlet gazına gelmiştik.. sürekli aydınlık için bir dakika karanlık derdik.. "hiç unutmayacağız!" derdik.. güya türkiye için bir dönüm noktasıydı.. peki ne kaldı geriye?.. sadece bir kaç entry ve daimi sessizlik..
  • gazeteci umur talu, 26 şubat 2006 tarihinde sabah gazetesinde yayınlanan yazısında susurluk kazasını bir başka açıdan değerlendiriyor. tümü http://www.sabah.com.tr/2006/02/26/talu.html adresinde okunabilecek yazının özellikle susurluk-28 şubat süreci* arasındaki ilginç ilişkileri irdeleyen şu bölümü dikkate değer (işbu entry'nin bundan sonrası alıntıdır):

    "
    (...)
    1. susurluk'ta, 3 kasım 1996'da bir "kaza" oldu. polis şefi, "pkk'ya karşı korucu aşiret"ten milletvekili, yıllardır katliamdan aranan, ağca'nın cinayet ve firar işlerine bulaşmış, ciagladio bağlantılarına dair kokular çıkmış, sahte isimli bir "derin devlet ülkücüsü" aynı otoda, ikisi ölü, biri yaralı ortaya çıktı.
    2. "derin devlet-mafya-faili meçhuller" türü ilişkilere dair ciddi bir ipucu yani.
    3. medya üstüne gitti; siyasi partiler de... cumhurbaşkanı demirel bile
    "nereye giderse gitsin" dedi ve hemen, 26 kasım 1996'da meclis'te komisyon kuruldu. başkanı, bugün de meclis'te bu konularda hassas olan
    mehmet elkatmış idi.
    4. 1 şubat 1997'den itibaren, o güne dek türkiye'de nadir olan bir şey başladı. "sürekli aydınlık için 1 dakika karanlık" eylemi, sivil toplum hareketi, daha doğrusu bir toplum hareketi ve talebi olarak büyüdü. amacı, "derin devlet pislikleri"nin ortaya çıkmasıydı.
    5. devlete karşı tehlike sayılsa da aslında "devlet adamı" olan erbakan, koalisyon ortağı çiller'i de korumak, onların "derin ilişkileri"ni gizleyebilmek, ama asıl devleti kollamak üzere meseleye "fasa fiso" dedi.
    6. ama medya, halk ve kimi parlamenterler bu işi kurcalamak, kimi hukuk adamları gideceği yere kadar gitmek arzusundaydı ki...
    7. tarihi en başarılı "kitle hareketi saptırma" operasyonlarından biriyle, halk tepkisi, medya ve siyaset ilgisi "derin işler"den alınıp hükümete yöneltildi.
    8. 28 şubat 1997'de "irticaa karşı" askeri müdahale yahut "postmodern darbe" oldu.
    9. bildirinin "laiklik hassasiyeti" taşıyan maddelerinin ardından sonlarda şu yazar: "1997'de ab'ye üye olacak ülkeler listesine girmeyi öncelikli hedef olarak sürdürdüğü bir dönemde... demokrasimiz hakkında kuşkulara yol açacak ve yurtdışındaki imaj ve itibarı zedeleyecek her türlü spekülasyona son vermek gerektiği..."
    10. nitekim, sonraki hükümet dönemindeki susurluk raporu'na da rağmen, "susurluk spekülasyonu"na son verildi, "gittiği yere kadar gitmesi" engellendi. adeta, 28 şubat'ın bir (yahut ilk) önceliği de, 1 şubat'ta başlayan "toplum hareketi"nin durdurulması ve susurluk'u sadece "kimi polislerin mafya ilişkileri" ne hapsetmekti.
    (...)"