şükela:  tümü | bugün
  • susurluk merkez ışıklarda yer alan, sadece özel araç sahiplerinin gelip geçerken durduğu ve nefis susurluk tostu ve bilimum yeme içme çeşitleri ile son derece şık bir gel geç dinlenme tesisi.
  • (bkz: yasa)
  • (bkz: anlamlı tashih)
    susurluk kazası'ndan sonra yasaların tatile çıktığı tesisler.
  • eskiden bardakları deterjanlı suya batırıp çıkarıp temizleyen köhne bir mekandı, şimdilerde modern oldu
  • e 881 üstündeki tesisler arasında en iyi tostu yapan yer
    ve çok hoş çıtır kasiyerlere sahip(/ti)*
  • sıradan yiyecek ve içecekleri fahiş fiyatlara satan derli toplu mekan.

    öyle karıyla kızla girmeye pek gelmez ama; sap sapa yolculuk eden ve çorbayı sevenlere başka bir yer tavsiye edeyim ben:
    (bkz: çiçek lokantası)
  • arabanızı parkettiğiniz yerde gerçekten on numara elemanlara sahip bir yer. beton dökülmüş kaportaya, dedi zaten "abi ben onu yumuşatır çıkarırım" diye geldiğimizde. adettendir zaten bahşiş verilir. bursa istikametine çıkarken de ışıklarda ters yöne giriş yapılırken sağolsunlar yardımcı oluyorlar.

    yıkamasınlar mı istiyorum mesela, silecekleri kaldırıyorum yıkamıyorlar.
  • bandırma'dan çanakkale'ye giderken kuzenimle soluklandığımız mekan. hayatımın açık ara en iyi tostunu burada yemişimdir. izmir'de lezzet konusunda bunun yanından geçebilecek mekan olsa hiç çıkmam oradan bu kadar da net söylüyorum. sucuk kaşardan oluşan tostun nesi fark edebilir ki denebilir belki fakat bir şekilde artık sucuğundan mıdır havasından mıdır bilmem ama gerçekten müthiş lezzeti vardır. yanında o meşhur susurluk ayranı da içildi mi orgazmdan daha zevkli anı yaşarsınız.

    kuzenle burada yediğimiz tost-ayran bizi akşama kadar tutmuştur. öyle de doyurucudur yani. yolu düşenlerin muhakkak tost-ayranı denemelerini öneririm.
  • köfteleri gerçekten lezzetli. kara yoluyla susurluk'tan geçiyorsanız ve açsanız mutlaka girip bir şeyler yiyiniz. tavsiyedir.
  • hayatımda karşılaştığım en absürd olayın fotoğrafını verip (yazıyla vereceğim fotoğrafı) bu şahane dinlenme tesisinde karşılaştığım dümbüklüğe getireceğim sözü:

    kütahya hava er eğitim tugayı'nda 327. dönem bir garip orhan veliyim. erim daha. bay'ımı almamışım. pardon baş'ımı. erbaş olamamışım.

    eğitim sahasından koğuşlara dönüyoruz. hava yağmurlu. delicesine yağmur yağıyor. parkaların kukuletasını çıkarmışız. ulen bu kukuleta da ne sevimli kelime ya, askere hiç yakışıyor mu kukuleta demek? kuku desene?

    koğuşa doğru saçak altından seyirtirken hayatımda gördüğüm en büyük saçmalığı gördüm. bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor ve karargahın önündeki asfalt yolda 6-7 asker ellerinde faraşlar vs. ile asfalttaki suyu kaldırımın ötesine, ağaçların olduğu toprak bölüme atmaya çalışıyor.

    geçenlerde izmir'e giderken yasa'da dinleneyim dedim. bir şeyler atıştırır, çay-sigara yaparım hem de. yağmurluydu hava. yasa'nın önü yarım yamalak betonlu, eğimli, anayola tamamen açık bir yer. araba koymak için aslında ideal değil. koskoca yasa bir asfalt dökememiş 'dükkan'ın önüne.

    yemeği yedim, tekrar yola koyulayım dedim. vakit geceye yaklaşıyor. gene kütahya'dakini aratmayan bir yağmur. arabanın başına geliyorum: silecekler kalkmış. hatalı parka silecek kaldırarak gösterilen bir tepki değil bu tabii. arabayı yıkamışlar. hemen ileriden bir eleman koşturuyor.

    o an kan beynime sıçrıyor ama basiretim bağlanıyor. "ne kadar vereceğiz şimdi" diyorum. eleman "ne verirsen" diyor tabii. üç lira veriyorum. ama sinirden kendimi yiyorum yol boyu.

    herhalde hayattaki en kötü şey, en uygun söz ya da sözlerin imkan ortadan kalktıktan sonra akla hücum etmesidir. şimdi buradan söyleyeyim:

    be gözü doymak bilmez! yılda birkaç gün, birkaç saat yağmur yağdığında bu araba yıkayan elemanlarına araba yıkattırmasan da bahşişleri yağmurlu günler için adamlara ücret ödeyerek tolere etsen servetine incir çekirdeği kadar etki eder mi? yağmurlu havada araba yıkamak nedir abi? zaten neredeyse herkes uzun yola gidiyor, dakikasında eski haline bürünecek. buna açık söylüyorum 'adam sikmek' denir.

    orayı eli yüzü düzgün hale getirip paralı otopark yapsan ve 5 lira istesen gıkım çıkmaz. hoş zaten fiyatlarına yansıtıyorsun açgözlülüğünü, orası ayrı. kalkıp milleti keriz yerine koyarak belki fırça bile sürülmemiş, sadece sileceği kaldırılmış araba için üç beş kuruş koparmaya çalışmak biraz, ne birazı bariz orospuçocukluğu.

    arabayı alırken yıkanıp yıkanmadığını kesinlikle anlayamamıştım. durum böyle daha net anlaşılır.

    bundan sonra kesinlikle adımımı atmam. yolu o tarafa düşen hiçbir arkadaşıma da gitmesini önermem. gitmemesi için elimden geleni yaparım.

    siz de gitmeyin derim.