aynı isimde "süt (film)" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün
  • çocukken ineğin çişi sanılan sıvı.
    (bkz: çocukluk dönemi sanrıları)
  • 100 mlsinde 47 kcal, 3,5 gr protein, 4,9 gr karbonhidrat ve 1,5 gr yağ bulunan hededir.tabi bunun 3,5, 5 ve 12 gr yağlı olanları da vardır. 12 gr yağlı olanı kahve için idealdir ve mükemmel bir tada sahiptir. tereyağ gibi.
  • süt, bütün molekül yoğunluğu, üstünün kaymaklı, dolayısıyla gevşetici özelliği ile ateşin karşıtıdır...süt kozmetiktir, bağlar, örter,canlandırır.üstelik çocuğun suçsuzluğuyla birleştirilen arılığı bir güç güvencesidir, kan çekici, kanamalı olmayan, durgun, ak, açık tümüyle gerçeğe denk arılıkta bir güç güvencesi._ roland barthes, çağdaş söylenler
  • lise 1’de hakkında şöyle bir konuşmanın geçtiği sıvı gıda.

    biyoloji hocası (iskelet sistemi hakkındaki ders sonunda): “yani arkadaşlar diyeceğim şudur ki, özellikle sizin yaşınızda sütün faydaları saymakla bitmez. siz siz olun süt içmeyi ihmâl etmeyin.”
    öğrenci1: “hocam peki yoğurt yesek olur mu?”
    bh: “tabi arkadaşlar. süt derken bütün süt ürünlerini de bunun içine katarak söylüyorum.”
    ö2: “hocam ayran içsek?”
    bh: “e zaten yoğurt ve ayran aynı.”
    ö3: “hocam peynir?”
    bh: tabi arkadaşlar. süt ürünlerinden özellikle peynir çok önemlidir.”
    ö4: “peki ya künefe?”
  • eski misir da safligi temizligi temsil eden metafor.
  • süte dair ilk hatıram ilkokul birdeyken akşam üzerileri, beslenme saatlerinde dağıtılan poğaça ile servis edilen kırmızı alüminyum kapaklı, cam şişedeki soğuk aoç sütleriyle ilgilidir. şişelerin en üstündeki dört parmak (şimdinin iki parmağı) kalınlığındaki kaymağı aşmak için türlü maymunluklar çekmem ve o kadar zahmetten sonra ulaştığım sütü o gazla soğuk soğuk içmem sonucu dakikasında içimin gazla dolduğunu; gayzere döndüğümü hatırlıyorum. ayrıca o yapışkan ve kaygan kaymak kütlesini de nereme sokacağımı bilemezdim. örtmen ise onun faydalı olduğu ve hepimizin kaymakları yememiz gerektiği konusunda ısrar ediyordu ve ben sonunda sütümü her defasında sınıfın en oburuna vermek zorunda kalmıştım. artık poğaçaları kuru kuru yiyordum. hal böyle olunca onlar da boğazıma takılıp ızdırap vermeye başladı be sizce bundan kim kârlı çıktı? evet, elbette o obur arkadaş.
  • ilkokulda, bir zaman her gün ağzımdan burnumdan tıkıldığı için hayat boyu içemediğim şey. benimle bu konuda aynı şeyleri hisseden onlarca da insan tanıyorum. dönemin milli eğitim bakanına selam ederim.
  • kaynama sicakligi suyunkinden fazla oldugu icin sabah kahvaltisinda agzi çaydan daha cok yakan icecek.

    (bkz: sütten agzi yanan yogurdu ufleyerek yer)

    ekleme : kaynama sicakliginin yuksekligini icindeki yağa bagliyorum. yagsiz bir sut ağzı muhtemelen henuz kaynami$ suyla ayni olcude yakacaktir kanaatindeyim. dur bunu deneyleyeyim ben...
  • biraz fevri ve yayılmacı bir sıvı, algılama kapasitesi de biraz düşük olmalı. kaynama sıcaklığına geldiğini fark ettiği an aceleyle bulunduğu kaptan kendisini dışarı atmaya çalışıyor. o algılama anı ile dışarı çıkış anı o kadar kısa ki, şimdiye dek çözülememiş olması muamma değil, yetişemiyoruz ocaktan almaya. ocak temizleyici güçlü temizleyicilerin neden ortaya çıktığını düşünüyorsunuz? aynı başarıyı bir de türk kahvesinde görüyoruz.

    bu taşma olarak adlandırılan olayın ısıtma kaplarının/cezvelerin küçük olmasıyla alakası var mıdır, isviçreli bir bilim adamı olsaydım, araştırırdım.
  • bazi bitkilerin yapraklarindan ya da saplarindan cikan beyaz renkli, genellikle yapiskan sivi.

    cilde surulmesi bazi kisilerde ciddi allerjik reaksiyonlara neden olabilmekte.
    bazi bitki sutlerinin uyusturucu etkisi oldugu soyleniyor. difenbahya sutunun dile surulmesi sonucu gecici dilsizlik yasanabiliyor.