aynı isimde "süt" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---
    semih kaplanoğlu ' nun yusuf üçlemesi adı altında çektiği ikinci filmidir. bu üçlemenin ilk filmi yumurta 2007'de izleyicisiyle buluşmuş, festivallerden ödülle dönmüştü. minimalist bir akımı izleyen semih kaplanoğlu ' nun bu filmi yumurta ' nın prequeli niteliğinde. bu filmde istanbul ' a gitmeden önce taşrada babasında kalan ineklerden elde ettiği sütü satıp para kazanmaya çalışan yusuf ' u izliyoruz. yusuf edebiyat dergilerine şiirler gönderirken bu arada yumurta 'da cenazesini gördüğümüz anne ise bu filmde istasyon şefi ile gönül eğlendiriyor. çekimleri ege ' de gerçekleştirilen süt ' te, ilk filmde de rol alan saadet ışıl aksoy da oynuyor ama farklı bir rolde karşımıza çıkacak. bu filmden sonra sırada üçlemenin son filmi bal var.
    --- spoiler ---
  • yusuf'u, gençliğini, canlandıran melih selçuk'a başak köklükaya'nın eşlik ettiği film.
    fragmanı böyle izlenebilir, http://www.kaplanfilm.com/…trilogy_milk_trailer.asp
    set ve film fotoğraflarına buradan bakılabilir, http://www.kaplanfilm.com/…logy_milk_photograph.asp
  • semih kaplanoğlu gerçekten destansı bir film yapmış, hele bir roma hamamı sahnesi var ki, görmeye değer, iki sevgili havuzun etrafında dönüyor, dolaşıyor, -ben olsaydım bir de onları suya sokardım- şimdi kaplanoğlu trilogisinin bal ayağı geliyor. yumurta ve süt'te ön planda 'anne' var. bal'da ise semih kaplanoğu ilk iki filmde görülmeyen 'baba'yı anlatacakmış. babadan bal nasıl olacaksa, merak edilesidir doğrusu ...
  • atilla dorsay'ın hakkında çok güzel bir eleştri yazısı hazırladığı filmdir. atilla dorsay filmi çok beğenmiştir. hıncal uluç ile kavgaya tutuşmaları yakındır. tabi hıncal uluç iyileşip tekrar yazmaya başlarsa.
  • --- spoiler ---

    yusuf, askere alınmamasına çok içerler. odasını gördüğümüz için biliriz ki, dostoyevski okur, aziz nesin okur, ece ayhan okur… ama onun için askere alınmanın tek anlamı vardır: erişkinliğe atılan adım. kabul edilmemesi, bir hakkının, büyüme hakkının elinden alınması, kendisine eksikli insan muamelesi yapılması anlamı taşır sadece. “buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında / bir teneffüs daha yaşasaydı / tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür / devlet dersinde öldürülmüştür” dizelerini okuyan bir gencin, daha fazlasını düşünmesini beklemek çok şey istemek mi olur?

    --- spoiler ---

    çağrı kınıkoğlu'nun yazısının tamami için; http://haber.sol.org.tr/okumaodasi/8304.html
  • izlerken sıkıldığınız anlar, sonunda havada kalan kısımlar olsa da çıkışında gerçekten ii bir film izlediğiniz hissini fazlasıyla yaşatan film. açılış sahnesi tek kelimeyle muhteşem, hatta film insanı koltuğa çivileyen bu sahnenin hatrına bile izlenebilir. ayrıca sinema salonunda 2 kişiden fazla olmamız da gözlerimi yaşarttı..
  • izlerken bir atmosfer filmi gibi gelmesine rağmen, gözleri kamaştıran bir ışıkla bitip de buruk bir tatla ve üzgün, sinemadan çıkarken geriye dönüp bakıldığında, hiç bir şey olmuyormuş gibi geçen hayatlardan esinlenen, derinlemesine irdelenmiş karakterlerle örülü ayrıntılı bir öyküsü olduğunun farkına varılan ve sıkışmış hayatlardan bir çıkış yolu arayanların hayal kırıklıklarını hissettiren bir filmdi. bir salon dolusu sabırsız, hevessiz ve çok bilmiş seyircinin kuru gürültüsü altında dingin bir şekilde izlemek mümkün olamamasına rağmen, güzelliğinin farkına varılabilen, yumurta'ya göre daha içine kapalı, daha zor, daha sembolik ve sır vermez gözükse de, yalın ve fakat tutkulu bir filmdi, bal'ın tadını merakla bekleten...
  • semih kaplanoğlu 'nun ilk kez venedik'te altın aslan için yarışmış, ardından da 45. antalya film festivali'nde gösterilmiş ve göz yumulamayacak kadar kişiden kötü eleştiriler alan filmi.

    http://www.resetmagazine.net/…ayi26/sinema/sut.html
  • --- spoiler ---

    yusuf uclemesinin ikinci filmi ama hikayede geriye giderek yusuf'un ergenlik donemlerini izliyoruz. aslinda guzel hikayeyi tek filmde degilde uc filmde anlatmak. bosluk kalmiyor en azindan yusuf'un nerden gelip neler yasadagini, ne olduysa neden oyle oldugunu bizzat inceleme firsati yakaliyoruz.

    filme gelince yusuf'u oynayan cocuk yumurtayi izlemeden nasil bu kadar nejat isler yusuf'unu yakalamis gercekten anlamak guc. yumurta'dan yusuf'u bildigimiz icin arkadaslari arabadayken disarida diger kizla konusmasinda verecegi tepkileri biliyoruz az cok. yumurtanin baslangic sahnesinde kitapcida verilen tepkiler hemen hemen ayni. hikayenin zamandan soyutlanmasi ayrica hosuma gitti. yani yusuf'un gencligine gidildigi icin zamanda geriye sayim yapilmamasi guzel olmus. ayni sekilde yumurta'da saadet isil aksoy oynamisti baska bi rolde. ayni hikayenin gecmisinde alakasiz baska bi rolde oynuyor. bu soyutluk isini seviyorum galiba.

    yusuf'un annesiyle ilgili sorunlarinin kaynagini da ogrenmis olduk. yusuf annesi baska bi adamla evlemeye kalktiginda bile aslinda onu affediyor. sorun sadece kiskanclik degil. bence asil sorun yusuf'un annesinden gormek istedigi takdiri bir turlu gorememesi. siiri dergiye basildigi anda annesi tebrik etmek yerine o siiri yazdiran kizi soruyor. ona gore yusuf'un kitap okumasi, siir yazmasi pazarda sattigi bi kac kilo peynir veya sutten daha degerli degil. yusuf sazlikta istasyon sefini oldurmeye kalktigi anda bile eline gecen firsati yakalayip annesinin gozune girmek istiyor aslinda o yuzden ciplak elle baligi yakalayip eve goturuyor. tek istedigi birazcik takdir ama annesinin onu takdir etmek yerine istasyon sefinin getirdigi ordegi temizledigini gordugu anda annesinden yana bi beklentisi kalmiyor. sirf bu nedenle aslinda humanist oldugunu bildigimiz yusuf askere alinmayisana cok icerliyor. cunku annesine askere gidecek diye sorduklari anda cevabi insallah oluyor. bi nevi yusuf annesinin gozune yine giremedigi icin icerliyor askere gidememesine yoksa vatan askiyla yanip tutustugunu sanmiyoruz.

    daha once yazilmamis cok ilginc. filmin son 30 kusur dakikasinda diyalogu gectim tek bir monolog dahi yok. ama inanin farkedilmiyor cunku yusuf evde yilani gorup oldurmediginde aslinda icten ice annesinin olmesini istedigini biliyoruz. yusuf annesiyle olmesini istedigini dair bi diyaloga girse daha etkili olmazdi. en begendigim sahnelerden birisi yusuf'un siire merakli maden iscisine 'neden burdasin burda olmak zorunda degilsin' dedikten sonra filmin sonunda kendini ayni madende bulup neden oldugunu uygulamali olarak gormesi. filmde aslinda bunlar gibi pek cok nokta var. aklima gelenler simdilik bunlar.

    bal hikaye'nin hangi araligini anlatacak bilgim yok ama aklima takilan bir nokta var. yumurta'da gulcin santircioglu'nun oynadigi yusuf'un eski sevgilisi oldugunu tahmin ettigim bir karakter vardi. sut'te aydinlanir saniyordum ama gozukmedi hic. bilgisi olan varsa benle paylasmasindan mutluluk duyarim.

    --- spoiler ---

    uzun lafin kisasi ben sevdim. ama net fikir soylemek icin bal'i da tatmak gerek. *
  • --- meyvalı spoiler ---

    içerisinde feci bir nar yeme sahnesi barındıran film. ilk kez gördüm öylesi nar yiyeni.

    --- meyvalı spoiler ---