şükela:  tümü | bugün
  • ali dayı, sekiz senedir bizim mahallemizin süt ihtiyacını karşılardı. kısa boylu, sevimli suratlı, tombul kısaca süper mario'yu andıran tipiyle mahallemizin adeta sembolü olmuştu.
    ev hanımlarıyla yaptığı muhabbetler ve taşıdığı laflar ile mahallenin dedikodu trafiğini resmen yönlendiriyordu.
    mahalleli, sütçünün geçimini bu şekilde sağladığını bildiği için herkes yeteri kadar almak yerine ihtiyaçtan daha fazlasını alarak ona yardım etmeye çalışıyordu. ve tek sebep bu değildi tabii. daha fazla laf almak için de yapıyorlardı.
    ancak ali dayı'da son iki aydır değişik bir hava seziyordum. süt doldururken, süte dilini sokmalar, göğsüne süt dökmeler, yürürken hafif kırıtmalar ve en farklısı; gördüğü her sokak lambasına sarılmaları sanırım sadece benim ilgimi çekmişti.
    mahallenin dedikoducu karılarını birbirine düşürdüğü için bu farklılığı kimse fark etmemişti. veya etmek istemiyorlardı. çünkü o bir sütçüden daha fazlasını ifade ediyordu. ali dayıyı, çılgınlar gibi kıskanıyordum. hayatı dolu dolu yaşıyor ve herkesle mükemmel geçiniyordu. doğrusunu söylemek gerekirse beni biraz bu efemine hareketleri rahatsız ediyordu.
    ve yine süt doldurduğu bir vakit, öne doğru eğilince kırmızı g-string giydiğini görünce şok oldum.
    yine de kötüye yormak istemedim. sabahın karanlığında yola çıkan bu adam, kendi donu sanıp karısı necla teyzenin donunu istemeden giymiş olabilirdi. öyle ya bu bizim sütçümüzdü, canımızdı. görmezden gelmeye karar verdim.
    taa ki; üç hafta önceye kadar:

    bir gün, annem evde yokken kapı çalındı. açtım ve karşımdaydı.
    "süt lazım mı yağuşuklu" dedi.
    "ali dayı lazım değil. ama bir sır verirsen alabilirim. şu aşağı sokakta semra' nın çıktığı var mı?"
    "olmaz mı ya? yan komşusu fikret'e dövdürüyor kendini. kaydırıyor hehe."
    "doğru konuş ama ayıp oluyor."
    "oğlum ne ayıbı. sen aşağı mahalleye git ayıbı fikret, semra' ya gösteriyor hehe."

    ali dayı' nın aşka olan saygısını görünce ondan bir anda tiksinmiştim.
    elindeki güğümü devirmemek için zor zapt ettim kendimi. kapıyı suratına kapattım ve bir daha konuşmama kararı aldım.
    ve ayrıca ondaki olan bu değişimi ortaya çıkarmak için gözümü kararttım. işim gücüm artık ali dayı' ydı.
    onun ne haltlar karıştırdığını ispatlayarak, herkesten soğutacaktım.
    kendisini takibe aldım. süt satma işini akşam vakti bitirdi.
    evine gitti ve yarım saat sonra hemen çıktı.
    birkaç farklı giysi dükkanına uğradıktan sonra kahvehaneden bozma pavyona benzer bir mekana girdi.
    "vay yaşlı kurt. ava çıkmış" diye düşündüm. içeriye girdim. bütün masalar ali dayı gibi tiplerle doluydu.
    ve yanlarında ücret karşılığında onları hiç bir zaman sevmeyecek kadar güzel olan kadınların, onları sevmiş gibi yapmalarını izledim. ancak ali dayı yoktu. bütün masaları taramıştım resmen yoktu.
    acaba mutfak kısmında mı çalışıyor diye düşündüm ve onu takip ettiğim için kendimden utandım. ancak bu utanç fazla sürmedi. kafamı kaldırmam ile direkte yılan dansı yaparken onunla karşılaştım. kıvrak hareketleriyle izleyiciyi büyülüyordu resmen. üstünde iş elbisesi olarak meşhur kırmızı g- string'i vardı. ve memelerini kapamak için iki yıldız yapıştırmıştı.
    kıllı ve yağlı vücudu resmen insanları etkiliyordu. sonunda göz göze geldik. utanacak sandım. ancak o bana göz kırpıp öpücük attı. sahne şovu bittikten sonra indi ve yanıma geldi.
    "beni mi takip ettin evlat?"
    konuşurken bir yandan da göğüslerini kapatıyordu. utandığını belli etmek için çok bariz numara yapıyordu.
    az önce öpücük atıyordun şerefsiz dememek için kendimi zor tuttum.
    "ali dayı yakıştı mı bu sana?"
    "mesleğimi icra ediyorum aslanım. ruhumda dansçılık varsa ben napayım?"
    "böyle meslek mi olur? sen bize süt getiriyorsun. yalamadığını nereden bileceğim?"
    "o iş başka, bu başka. hem sen neden beni takip ediyorsun? beni kıskandın mı bebeğim? yoksa benden mi hoşlanıyorsun?"
    bu lafları ettiği an kafamda şimşekler çaktı. kendimden geçtim.
    yan masada duran yetmişlik rakıyı aldığım gibi ali'nin kafaya geçirdim.
    oluk oluk kanlar akarken ayağa kalktı. benden kaçmaya çalışıyordu. sanatını icra ettiği direğe tutundu ve oracıkta yığıldı kaldı.
    elimde rakı şişesi ve hazin bir son beni bekliyordu. olduğum yere çöktüm ve rakı şişesini ağzıma götürdüm.
    "bu da aslan sütü koçum!" diye bağırdım.

    ali dayı mezara girmişti. ben hapise.

    sonradan öğrendiğime göre mahallenin ortasına; striptiz direğine asılı süt güğümü heykeli yapılmıştı.