şükela:  tümü | bugün
38 entry daha
  • osmanlı gibi orta asya menşeili devletler ve avrupa'daki dönemdaşları arasında süvari doktirini arasındaki en önemli fark, ağır süvari-hafif süvari ayrımıdır.

    osmanlı, savaşlarda hafif süvari sipahileri kullanır. müzelerde padişahların zırhlarına dahi baksanız, en fazla dönemin orta-ağırlıkta sayılacak zincir zırh kullandıklarına şahit olursunuz. buna rağmen kral veya derebeyi olmayan dönemdaş bir avrupalı şövalye dahi, deri zırhın üzerine zincir, onun üzerine dökme zırh 3 kat giyer.

    atlar da benzer ayrımdan nasibini alır. türk-arap atları uzun bacaklı, seri ve hafif atlarken, alman-ingiliz atları kalın bacaklı, bodur, ama güçlü atlardır.

    savaşlarda da, türk süvariler hızlı vurkaç taktikleri konusunda uzmanlaşmışken, çağdaşları avrupalı anglo-sakson şövalyeler yan yana dizilir, zırhlı atları ile yan yana düşmanın üzerine tank gibi, yavaş ama dümdüz eden bir saldırı düzenlerler.

    peki bu ayrıma göre osmanlı süvarileri çok daha etkisiz midir? hayır, tam aksine, avrupalı şövalyeleri perişan ederler.

    çünkü zırh ve güç, hıza yenik düşer.

    avrupalı süvari birlikleri çok yavaşken türk dönemdaşları sürekli vurkaçlarla onları sürekli yıpratırlar. bu taktik özellikle, anadolu'dan geçip kutsal topraklara doğru yola çıkan haçlı ordularının karşısına çıkıp perişan olmaktansa, akıllıca davranıp onları yıpratmayı seçen anadolu selçukluları tarafından etkili bir şekilde kullanılır.

    kaynağını hatırlamadığım bir şövalyenin hatıratında bu durum için az çok şuna benzer bir şey yazar; "türklerin süvarileri onları yakalayamadan bizi vurup geri çekiliyorlar. ulan birini yakalasam kargımı atından süvarisine kadar saplayıp havaya dikicem ama, bir türlü yakalanmıyor ki herifler!"