şükela:  tümü | bugün
  • insana "boyle yerlerde var, vay be" dedirten ince ince, nakis gibi islenmis hava alani.
    ha bavulumu kaybetmediler mi, ettiler...
    ama helal olsun yine de.
  • tayland'ın hem gece hem de gündüz göz kamaştıran havaalanı. enteresan bir tasarıma sahiptir, yerden de uçaktan da keyifli bir seyri vardır. ayrıca navigasyon özürlü olsanız da yolunuzu bulmanız kolaydır. bangkok - pattaya yolunun tam ortasına inşaa edilmiştir.
  • uzakdoğu'nun en güzel havalimanlarından biri olsa da, inşaat şirketindeki yolsuzlukların kokusunun birkaç ay önce havalimanının bir terminalindeki büyük çatlaklar ile çıkmasından dolayı pek de sağlam olduğunu düşünmediğim havalimanı. suvarnabhumi'den daha eski olsa da şangay'daki pudong havalimanı çok daha güzeldir kanımca.
  • bangkok'un icao kodu vtbs olan uluslararası havalimanı. thy haftanın her günü direk uçuyor. 19-01 istikametlerinde (yani kuzey-güney) 13000 feet civarında uzunluğa sahip iki adet pisti vardır. terminali de oldukça büyük ve kullanışlıdır. hatta içerisinde ayak masajı yaptıracağınız salonlar bile var. duty free'si gayet ucuz. ayrıca dönerken alabileceğiniz nefis orkideler satan dükkanlar da mevcut.
  • bugun itibariyle, tayland sivil havacilik otoritesi tarafından yayınlanan nota geregince hava ulasımına kapatılan liman. tum ucuslar iptal.
  • ne zamandir ufak bir gezi blogu yapayim diyorum, soyle hem sehirlerin tarihinden bahsetsin, hem pratik bilgilerden, hem gunluk olsun, hem de isvicre cakisi. olmuyor tabii, tembellik had safhada. bunun icin oynamayi reddeden parmaklar, konu empire total war oldu mu bir gecede dunyayi ele geciriyorlar. o yuzden bu tarih kismi, fotograflar veya anlatim gibi seyler uzerine kafa yormak yerine okuz gibi buraya dokecegim herseyi. core dumped.

    tatil suvarnabhumiden basliyor. bir yere gidecegi de yok zaten, plan yapmamisiz ki plan. aylarca surecek yolculugun on calismasi gidis donus biletinden ibaretse, daha hatuna tayland vizesi gerektiginden haberimiz olmamasi dogal. gerci haksiz degilim, turklerden 90 gun boyunca vize istemeyen bir yer kimden ister ve iniste vize secenegi sunmaz diye dusundum. abazan erkek nufusumuzun tayland turizmindeki payini ve oradaki itibarimiza etkisini atlamisim.

    baglanti ucagi ertesi gun, bir gun gezmek yerine tikandik kaldik suvarnabhuminin transit bolumune. gerci tikandik dedigime bakmayin, dev gibi bir yer, bir iki ay kendimi eglendiririm orada gerekirse. asil sorun baglanti ucusunun air asia olmasi. air asia guneydogu asya'nin hidayet turizmi. hidayet turizmle hic yolculuk etmedim gerci ama oyle kelle koltukta bir intiba birakmislar. hicbir ekstra icermeyen cok ucuz seferleri ve kipkirmizi giyen cici hostesleri yuzunden ilk bakilan sirket (hidayetten bahsetmiyorum) ama yuzlerce havayolunun kullanabildigi transit kisminda degiller genelde. gumrukten gececek, oyle bineceksin, tikanma nedenimiz bu. vize yuzunden gecemedigimiz gumruk koridorunun tepesine asilmis devasa kredi karti reklamindaki "experience bangkok with visa" ironisine hmph efektiyle gulup, memurlara yaklastik. yalvaris yakaris bir ise yaramadi tabii ama en azindan bize aciyip transit bolumundeki otele koydular, ertesi sabah baska sirketten bilet aliriz diye. saati 189 milyon dolar olan bu otelin de parasini bize vize mize sormadan buralara kadar getiren havayolundan alacaklarini soylediler.

    orada biraz suphelendim cunku mevzubahis havayollari kore. koreliler ozlerinde iyi insanlar olmalarina karsin iletisim zorluklari yasamak icin birebirler. misal, o ucusta, gayet duzgun ingilizce konusan hostesle aramizda gecen diyalog:

    ben: is there any food?
    o: excuse me?
    ben: is there any food?
    o: any foon?
    ben: food. fooood. do you have any food?
    o: oh no, it's not full (ucak dolu degil diyor, ulan havadayiz zaten, goruyorum ucagin yarisinin bos oldugunu)
    ben: well i can see that, i'm not a fool.
    o: you're not full? you dont want lunch?

    yani birisi, sizin hiyarliginizdan ileri gelen bir durumda, size buyuk yardimlarda bulunurken, bir de ustune bu durum icin mutemadiyen ozur diliyorsa ve isin icine koreliler karismissa supheleneceksin. ben suphelenmedim cunku keyifler yerindeydi, metal sandalyelerde uyumaktan kurtulmustuk (koca terminalde dosemeli 5 tane koltuk var). dusumuzu aldik, yatagimizda zipladik, beles aksam yemegini yedik, tam masaj yaptiracakken iceri resepsiyondaki kadin daldi. o ana kadar guleryuzlu, aman efendim canim efendim olan bu hizmet sektoru kisisi meger bir canavarmis. bagirdi cagirdi ortaligi yikti. ben yalanciymisim, kontrol etmisler hesabimi kimse odemiyormus, polise haber vermis, anami kaziga oturtacaklarmis gerekirse. herhalde gumruk gorevlileri canavarin geceyarisi acikip bir kurban sececegini bildiklerinden ozur dileyip duruyorlardi. polis gelince, durumu acikliga kavustursun diye aranan iletisim ozurlu kore havayollarinin "biz arkadasla konustuk, odemeyecegimizi soylemistik" mealindeki aciklamalari durumumuzu zora soktu biraz. dedim bangkok'ta 3g var ama telefon kapaliyken iletisime izin vermiyor, onun icin 4-5 g'yi beklememiz lazim, su durumda bunlarin benle konusmus olmalarina imkan yok. canavarin umrunda degil, illa bir kurban istiyor bu gece. kactik oradan bir nevi. hala da muallak orasi; polis mi bizi birakti biz mi kactik, ikisinin arasi birsey oldu. thai polisi en asil duygunun insani degil pek.

    sonucta masajli otelimizin fildisi kulelerinden, dosemeli koltuklarda yer kapma savasinin surdugu, kaybedenin sabaha kadar metal sandalyelerde debelenecegi acimasiz dunyaya donus yaptik. bu dunyanin, doseme eksikliginin otesinde bir baska ilginc ozelligi de devasa hoparlorleri. suvarnabhumi yonetimi butun parayi bunlarla yemisler, dosemeye veya canavar olmayan otel calisanlarina butce yetmemis. yaklasik 1.5 metre boyundaki bu cihazlar tam da milletin uyumaya calistigi rahat bolumde, kulak hizasina konuslandirilmislar. zaten cirkin bir dil olan thai/tay'cayi daha da nefret edilir kilmak icin, olabilecek her detayin avaz avaz anonsunu yapiyorlar. tam uykum kacti, bu sefer anonslari birakip hafif bir piyano muzigine basladilar. bir psikoloji deneyi olabilir, bilemiyorum.

    sabah millet ortama dolustu, herkesin yuzunde maske var domuz gribi icin. o sirada koca asyada bir tane domuz gribi vakasi yoktu; millet meksikada bu kadar onlem almiyordu muhtemelen (gerci 20 kusur milyonluk mexico city'nin metrosundaki is cikisi saati yogunlugunu gordukten sonra anladim ki domuz gribi olsun olmasin oraya biohazard kiyafetiyle girmek lazim). isin komik tarafi, az cok birbirine benzeyen uzakdogulular bir de maske takinca, dis gorunus itibariyle suudi kadinlarin bireysellik seviyelerine yaklasiyorlar. uykusuz bir geceden sonra biraz surreal bir etkisi var.

    o kafayla bilet almaya gittik. ucuz olsun diye bu sefer de ozhakiki hidayet turizmi secmemiz buyuk hataydi. oyle parayi verip bileti alamiyorsun. once bir seni suzuyorlar, sonra pasaportunu alip bekle diyorlar ve yarim saat ortadan kayboluyorlar. geri geliyorlar ama pasaportlar yok, bilet yok, kimsenin bizi hatirladigi yok. sonra, ucusa yirmi dakika kala, tam herseyin bittigini sandiginiz anda biri cikip "siz hala burada ne yapiyorsunuz, biletleriniz kapida, sizi bekliyorlar" diye azarlayip gunu kurtariyor.

    suvarnabhumi'de bloklar arasi baglanti bu kadar kopuksa, yangon havaalani nasildir endisesinde bogulmus gidiyoruz. yolculuk myanmar birligine.
  • girdiğiniz zaman sizi nemli sıcağı ve yemek kokularıyla karşılayan havaalanı. ne bekliyordunuz ki tayland'a geldiniz?

    şehre ille taksiyle gidecekseniz üst kata çıkıp yolcu bırakan taksilerden birisine taksimetre açtırın kafanız rahat olsun.
  • biraz fazla loş bir ortama sahip havalimanı.
  • su taksilerle ilgili bilgiyi de acikliga kavusturmak gerekiyor. sehir merkezine, "anlasirsaniz" 500 bahta gidersiniz diyenler bile var, yuha.

    havaalanina indiniz, tabelalari gorursunuz her yerde zaten public taxi diye. inin en alt kata, disarda taksiler sira sira bekliyorlar, ama oyle rastgele taksiye binmiyorsunuz. oradaki gorevlilere nereye gideceginizi soyluyorsunuz, kaydinizi alip makbuzunuzu kesiyorlar ve siradaki taksiciyi onlar cagiriyorlar. sonra binin gidin nereye gidecekseniz. cogu sorgusuz sualsiz taksimetreyi acar. bazilari da once "kac para vereceksin" gibilerinden bi yoklama ceker ama taksimetreyi acmalarini soyledigin zaman essek gibi de acar, rahat olun.

    giderken highway kullanacaksiniz, yolda sizden 70 baht isteyecek, killanacak bi durum yok, bunu siz odeyeceksiniz. inerken ekstra 50 baht daha isteyecek, hani asagida size makbuz kesilmisti ya, iste bu da onun parasi, yine killanacak bi durum yok, onu da odeyeceksiniz. arti taksimetre ne kadar yazdiysa artik. ozetle taksimetre + surcharge + highway odeyeceksiniz. siam square civarinda bi yere gidiyorsaniz toplam 350 bahta falan denk gelir, 11-12 dolar falan yani. 35 kilometre yol icin gayet makul bi ucret. kimseyle pazarlik yapmaniza gerek yok.

    havaalanina giderken yine highway parasi odeyeceksiniz, ama 50 baht surcharge burda yok, bi de gidis daha kisa suruyor genelde. siam sq.den bineceginiz taksiye toplam 270 baht civarinda odersiniz.

    bir de yine alt katta hizli trenler var. fazla esyaniz yoksa, taksiye para vermek istemiyorsaniz bunlari kullanin. ekspres olan yanlis hatirlamiyorsam 90 baht, ekspres olmayani da 30 baht. aralarinda 20-25 dakika falan sure farki var gittikleri mesafede. makkasan duragina kadar gidip oradan taksiye binersiniz. ama orasi havaalani gibi degil, taksi mafyasinin biraz etkin oldugu bi bolge orasi. orada bekleyen taksilere binmeniz sart, degilse yoldan taksi cevirmeye kalkarsaniz dayak yiyebilirsiniz. bineceginiz taksi muhtmelen taksimetre acmak istemeyecektir, iste pazarligi burada yapmaniz gerekecek.

    bence hic kasmadan direk havaalanindan binin taksiye gitsin. taksiler ucuz bangkok'ta.
  • buradan aktarma yapacakların hırsızlık konusunda dikkatli olması gereken havaalanı. tamam tayland ucuz, alışveriş yapmak cüzdanınızda onarılması zor hasarlara neden olmuyor. ancak bu havaalanından aktarma yapıyorsanız check-in'e verdiğiniz bavulunuzu ya kilitleyiniz ya da içine yükte hafif pahada ağır şeyler bırakmayınız. yoksa eve gelip bavulun içinde oraya buraya dağılmış eşyalarınızın arasında eksikler olduğunu farkedebilirsiniz. işin en acıklı kısmı ise bunun aktarma sırasında içeriden birileri tarafından yapılıyor olma olasılığı.