şükela:  tümü | bugün
  • süyüm bike aslında bir nogay prensesidir ve kazanlıların isteğiyle kazan tahtına oturan safa geray'ın hanımıdır. onun ölümünden sonra bir süre kazan hanlığını yönetmiştir. ancak 1549 civarında rus baskısından kurtulmak isteyen kazanın içinde bir kesim onu ivan grozniy e vermişlerdir.

    onun yönetimi ve hikayesi kazan tatarlarının millî benliğinin resmidir ve kendisi halen daha kazan tatarları arasında hürmetle anılmaktadır. ayrıca bugün kazanda 1552 deki şehrin düşüşünden beri tek ayakta kalan yapıt olan süyüm bike minaresi şehrin sembölüdür...
  • ismi türkiye türkçesine "sevim sultan" olarak çevirilebilir.
  • "sultan" sözcüğü türkçe olmadığı için "sevim sultan" olarak çevrilemez. "süyüm bike" dir.
  • bu isme sahip bir arakadaşım vardı. süyünbike olarak nüfusa kayıtlıydı.
  • kazan türkleri'ne ait büyüleyici bir cır. feryal başel'den dinlenince insanın burnunun direği sızlar doğrusu.

    http://www.youtube.com/…pkus86x0zmi&feature=related

    sözler;

    qazanıma tönnär insä, sine ezläp qarıym kükkä.
    zängär küktä ay monlana, monlana kük söyembikä.

    ay monlana zängär küktä, qazan haman sine kötä.
    yazmışıma xuca bulıp, qaytçı, zinhar, söyembikä!
    söyembikä! söyembikä!

    sine uylap ütä yazlar, sine uylap közlär citä.
    yanğır bulıp köz yılamıy, sin yılıysın, söyembikä...

    ay monlana zängär küktä, qazan haman sine kötä.
    yazmışıma xuca bulıp, qaytçı, zinhar, söyembikä!
    söyembikä! söyembikä!
  • http://2.bp.blogspot.com/…/s1600/soyembike+blue.jpg

    anastasiya buzuneyeva'nın bir yapıtı,syumbike'nin dansı (2010),
    (kazan şehrinin ilk ve son hanbikesi )
  • oldukça yiğit ve savaşkan bir kadın olduğu anlaşılan soylu bir kadın...

    (bkz: nıgıtkı)

    "süyüm bike", "süyümbike", "süyün bike", "süyünbike" şeklinde farklı yazılışları olduğu gözlemlenmiştir.

    kazan kalesi'ndeki han mescidi'nin minaresi, süyünbike minaresi diye anılır. sebebi de, bu minarenin dibinde süyünbike'nin ağlamış olduğu rivayetidir. kazan kadınları, minarenin dibinde dua eder, dilek dilerler.
  • takdırden adem ozbaydı, bır kuday tüzgenge
    kudaydın kulı bır zaman kazaga tüzgendey.

    mıng bes yüz onbeste bu dünyaga kelgenmen,
    ata-ana davletı eş ketpes dep bılgenmen

    ata-ana kolında bır kaygı da körmedım,
    bu kaygılar körermen dep esaplap ta yürmedım.

    takdirden insan kaçamıyor, bir huda dilediğinde
    huda’nın kulu bir zaman kaza’ya dilediği gibi.

    bin beş yüz on beş’te bu dünyaya gelmişim,
    ata-ana devleti hiç gitmez diye bilmişim

    ata-ana kolunda bir kaygı da görmedim,
    bu kaygıları görürüm diye hesap edip de gezmedim.

    süyımbike atım, nogay zatım, kayda menım yas davletım,
    sabiy şağım, nurlu yüzüm, mırza kızı bolgan baktım

    süyümbike adım, nogay aslım, nerde benim genç devletim,
    çocukluk çağım, nurlu yüzüm, mirza kızı olduğum bahtım

    on segız yasıma tolgan şaklarımda
    han hatını boldım men ata-ana yaklarında.

    kırımhan kazaga akeldı taktırım,
    kazannıng yas hanı yengalı boldı erım.

    yengalı han öldı bır zalım kolınnan,
    endıgı kazalar taydılar yolınnan.

    hanbike bolganım, ekı yıl turganım,
    tul kaldım kaygılı, han dünya yoğaldı.

    on sekiz yaşımı doldurduğum cağlarımda
    han hatunu oldum ben ata-ana tarafında.

    kırım han kazan’a getirdi takdirimi,
    kazan’ın genç hanı yengali oldu erim

    yengali han öldü bir zalimin eliyle,
    artık kazalar şaştılar yolundan.

    han eşi olduğum, iki yıl durduğum,
    dul kaldım kaygılı, han dünya kayboldu.

    süyımbike atım, nogay zatım, kayda menım yas davletım,
    sıluv şağım, nurlı yüzüm, han bikesı bolgan vakıtım

    süyümbike adım, nogay aslım, nerde benim genç devletim,
    çocukluk çağım, nurlu yüzüm, han hatunu olduğum vaktim

    kırımlık safagerey kazanga han boldı,
    üş hatını bolsa da, dörtünşıge menı aldı.

    dünıyalar kavıflı, zamanlar kaygılı,
    kazanga küşlü padışahlar köz saldı.

    kazan ışı tınışsız, düşpan barı bılıne,
    devletı bar kısıler kıre kısı tılıne.

    safagerey vakıtında bek köp boldı soğıslar,
    ar kaydan yav kelgennen avır boldı solıklar.

    * * *

    ömırım öttı on dört yıl safagerey han mınan.
    kazan şahar köngılsız yolda tökken han mınan

    şahar tısında soğıs, ışınde tolgan afat
    sol tınışsız vakıtta safagereyım vafat

    ekı yaslık ulım, közım nurı kulınım,
    ötemıs-gerey ım kaldı yetım, bılbılım.

    kırımlı safa giray kazan’a han oldu,
    üç eşi olsa da, dördüncüye beni aldı.

    dünyalar karanlık, zamanlar kaygılı,
    kazan’a güçlü padişahlar göz koydu.

    kazan içi karışık, düşmanın tamamı biliniyor,
    devlet sahibi kişiler düşüyor insan diline.

    safa giray vaktinde pek çok oldu savaşlar,
    her yönden düşman gelmesiyle ağır oldu ateşkesler.

    ömrüm geçti on dört yıl safa giray han ile.
    kazan şehri gönülsüz yolda dökmüş han ile

    şehir dışında savaş, içinde dolmuş afet
    o karışık zamanda safa giray’ım etti vefat

    iki yasındaki oğlum, gözümün nuru yavrum,
    ötemıs-giray’ım kaldı yetim, bülbülüm.

    süyımbike atım, nogay zatım, kayda menım yas devletım,
    özım de tul, ulım yetım, kayda menım tınış vakıtım.

    * * *

    suyumbike adım, nogay aslım, nerde benim genç devletim,
    kendim de dul, oğlum yetim, nerde benim mutlu cağlarım.

    meskuv hanı kazandı almak bola özine,
    kazanlılar pıtne aşa, karamaydılar sözıne.

    meskuv hanı ögıttı karttı, yastı yığıttı
    berıngız maga, dep, tutarman yebır etpey.

    mırzalar söz anlamay, küşlerı az soğıska,
    neşe kabat söz bızıp, bardı olar solıkka.

    solık şartın tağı da bu mırzalar bızdılar,
    moskova hanı kazan’ı almak istiyor kendine,

    kazanlılar fitne açıyor, bakmıyorlar sözüme.
    meskuv hanı örgütledi yaşlıyı, genci yiğiti

    verin bana, diye, tutarım cebir etmeden.
    mirzalar söz anlamıyor, güçleri az savaşmaya,

    nice defa söz bozup, vardı onlar ateşkese.
    ateşkes şartını tekrar bu mirzalar bozdular,

    nogay, kırım, kazanlılar türlı yerge tozdılar.
    han ornına han bolıp turalmadım pan bolıp,

    alsızlendım mırzalarga, yüreğım bavırım kan bolıp.
    bacaralmay ıstı, tınglatalmay kısıdı,

    ar kaysısı bılgen bolıp yürıttıler bu ıstı.
    han kabırı üstıne kurdırdım tas minare,

    oylandım: özüm ölsem de atım köp yılda kalar.
    minaredı kurganım köngıllendırer elımdı

    nogay, kırım, kazanlılar çeşitli yerlere kaçtılar.
    han yatağına han olup duramadım pan olup,

    içerledim mirzalara, yüreğim ciğerim kan olup.
    beceremeden işi, dinlemeden kişiyi,

    her birisi de bilmiş gibi yürüttüler bu işi.
    han kabri üstüne kurdurdum tas minare,

    düşündüm: kendim ölsem de adım çok yılda kalır.
    minareyi kurmam gönüllendirir elimi

    kazandakı kınezler özı tınış bolarga,
    ar kaysısı kol salganlar menı yesırge alarga.

    emre boldı ketpeğe, küymelerge yetpeğe
    közlerımnen nur kettı, bılmeymen ne etpeğe.

    menı tutıp, ekı adem oltırttılar arbaga
    takat, vaktı kaldırıp, küyeme yanına barmağa

    kazandaki kınezler kendileri güvende olmaya,
    her birisi el kaldırmışlar beni esir almaya.

    emir geldi gitmeye, kafeslere yetmeye
    gözlerimden nur gitti, bilmiyorum ne yapmaya.

    beni tutup, iki adam oturttular arabaya
    takat, vakti kaldırıp, kafas yanına varmaya.

    süyımbike atım, nogay zatım, kayda menım yas devletım,
    köngılım munglı, yüzım sarı, yesır vakıtım

    suyumbike adım, nogay aslım, nerde benim genç devletim,
    gönlüm dolu, yüzüm sarı, esir vaktim.

    * * *

    süyümbike adım, nogay aslım, nerde benim genç devletim,
    han sarayda doğmuş idik, bugün kaldık esir, yetim

    minarem körındı köp yerleğe yetkenşe,
    tağıda bır yıladım, ellerım pıtkenşe,

    dedım: ya rabbıy, minarem , bılmeysıng, kayda baram!
    minarem göründü çok yerlere yettikçe,

    daha da bir ağladım, ellerim bitesiye,
    dedim: ya rabbi, minarem, bilmiyorsun, nereye varayım!

    kaldırdım endı senı, taktırge yoktır şarem.
    han üstıne kuraldıng, tastandır senıng astıng

    ömırlerge kalarmız; senı men menım atım
    solay söylep barganda, minarem de yoğaldı,

    yoğalıvga sebep sol, küyme bek köp yol aldı
    bıraktım artık seni, takdire yoktur çarem.

    han üstüne kuruldun, tastandır senin altın
    ömürlere kalırız senin ile benim adım

    böyle söyleyip vardıkça, minarem de kayboldu,
    kaybolmasının nedeni kafes çok yol aldı.

    * * *

    süyımbike atım, nogay zatım, kayda menım yas devletım,
    köngılım munglı, közım yaslı, özım yesır, ulım yetım.

    suyumbike adım, nogay aslım, nerde benim genç devletim
    gönlüm yüce, gözüm yaşlı, kendim esir, oğlum yetim.

    küyme kettı yoğalıp, karşığaday kustı alıp,
    mendey karıp şarasızdıng akılın, küşın alıp.

    bara turıp bız yettık zuya değen kalağa,
    keldı andağı bayar, mırza bızdı körıp kalmağa

    barıp yetkende zuyağa, anda bız üş kün turduk,
    şıkpadık bız bır yerge, küyme ışınde oltırdık.

    annan kettık meskuv ge, körıp safar mecnetın
    yesır bolıp baramız, körmey dünya zıynetın

    köp zamanlar barğanda, meskuv ge barıp yettık.
    bu baktısız baslarga ne bolar dep bız küttık.

    “kızlar maydanı” değen bır orınga elttıler.
    bıraz karap turğannan bızdı yurtka kırıttıler.

    kırgen yurtka karavıl koydılar bır on kısı,
    şığarmaydılar, yürıtpeydıler, kırıtpeydıler bır kısı.

    kün de oza, tün de oza, kayğıdan denım sızlay.
    ekı boyar kelgen bır kün, bırısı “ayda” dep kol soza.

    yesır bolğan ne şara? kozğaldım men kayğıra,
    balam mınan ekevımızdı kayda olar alıp bara?

    barıp kırdık ken yurtka, ışınde onıng hansaray
    köp kısıler yıyılğan, barısıde bızge karay

    padışah ta munda özı, mağa aytadı bır sözdı:
    “balang munda asırarlar, erge berermen sızdı”

    dep sonda balamdı kolımnan aldılar,
    yesırlıkten yangan edım, tağı otka saldılar

    * * *

    esıttım men balamdı poplar alğanlar dep,
    akılı da yok sabıydı dınnen şığarganlar dep.

    kafes gitti kaybolup, alıcı gibi kuşu alıp,
    benim gibi garip çaresizin aklını, gücünü alıp.

    vara vara biz ulaştık zuya denen şehre,
    geldi oradaki ahali, mirza bizi görüp kalmaya

    varıp yetince zuya’ya, orda biz üç gün durduk,
    çıkmadık biz bir yere, kafes içinde oldurduk.

    oradan gittik moskova’ya, görüp sefer zorluğunu
    esir olup varıyoruz, görmeden dünya ziynetini

    çok zamanlar geçince, moskova’ya varıp ulaştık.
    bu bahtsız başlara ne olur diye biz düşündük.

    “kızlar meydanı” denen bir yere götürdüler.
    biraz bakıp durduktan sonra bizi binaya soktular.

    girdiğimiz binaya nöbetçi koydular bir on kişi,
    çıkarmıyorlar, yürütmüyorlar, sokmuyorlar bir kişi.

    gün de geçiyor, gece de geçiyor, üzüntüden beynim sızlıyor.
    iki adam gelmiş bir gün, birisi “sur” diye el kaldırıyor.

    esir olan biçare? dikildim ben haykırarak,
    yavrum ile ikimizi nereye onlar alıp gidiyor?

    varıp girdik geniş binaya, içinde onun hansaray
    çok insan toplanmış, hepsi de bize bakıyor

    padişah ta burada kendisi, bana diyor bu sözü:
    “oğlunu burada büyütürler, kocaya veririm sizi”

    diye orda yavrumu elimden aldılar,
    esirlikten yanmış idim, daha da ateşe koydular.

    * * *

    duydum ben yavrumu poplar almışlar diye,
    akılı da yok sabiyi dinden çıkarmışlar diye.

    süyımbike atım, nogay zatım, kayda menım yas devletım,
    közım munglı, közım yaslı, kaldım yalgız, yesır, yetım.

    süyümbike adım, nogay aslım, nerde benim genç devletim
    gözüm mühürlü, gözüm yaşlı, kaldım yalnız, esir, yetim

    men ketkende kündesım “kettı endı süyımbike” dep
    özıne er kayğırıp, bolayak bolgan hanbike.

    halk mınan kengesıp, astrahandan han algan,
    özım kenem kenız eken, atı yadığer bolgan,

    kündesım hanga bargan, kazandı tutaman dep,
    dünıya aytkan:”asıkpa ale, senı dey otka atarman”, dep.

    sol yılda ol menı de padışah berdı bır hanga,
    kasımdağı şeyhalığe, kazanga düşpan yaka.

    menı alıp soğıska emre boldı barmağa,
    meskuvlermen bırğe kazandı özıne almağa.

    ben gidince kumam “gitti artık süyümbike” diye
    kendine koca alıp, olmak istemiş hankadın.

    halk ile anlaşıp, astrahan’dan han almış,
    kendim kne gez imiş, adi yadigar imiş,

    kumam hana varmış, kazanı tutarım diye,
    dünya demiş:”acele etme hele, seni de ateşe atarım” diye.

    o yıl o beni de padişah verdi bir hana,
    kasımdaki şeyhali’ye, kazana düşman tarafa.

    beni alıp savaş emir olundu varmaya,
    moskoflarla birlikte kazan’ı kendine almaya.

    süyımbike atım, nogay zatım, kayda menım yas davletım,
    kazanım yok, köngılım munglı, mutalmay eş hasretım.

    süyümbike adım, nogay aslim, nerde benim genç devletim
    kazan’ım yok, gönlüm dolu, unutamadan hiç hasretin

    şeyhalıler barğanlar, kazandı özıne alganlar,
    menı satkan mırzalardıng basın yerge salganlar,

    yadığer mınen kündesım tağıda kolğa tüsken,
    menı yandırgan otka özıde yahşı pısken.

    karıp balam ötemıs te altı yasına yettı,
    yalğan dünyadan öttı, onnan bır kayğım bıttı.

    dünyağa kelğen adem kayğı körmey turmaydı.
    düniyada şat yürğennıng de topraktır akır orını.

    şeyh aliler varmışlar, kazan’ı kendilerine almışlar,
    beni satan mirzaların başını yere koymuşlar,

    yadigar ile kumam daha da ele düşmüş,
    beni yakan ateşe kendiside iyi pişmiş.

    garip yavrum ötemıs de altı yaşına ulaştı,
    utanç dünyasından gitti, ondan bir üzüntüm bitti.

    dünyaya gelen insan kaygı görmeden durmuyor.
    dünya da şaat gezenin de topraktır son yatağı.

    süyımbike atım, nogay zatım, kayda menım yas davletım,
    kördım mecdet, şektım azap mutılamaydı eş hasretım.

    süyümbike adım, nogay aslım, nerde benim genç devletim
    gördüm zorluk, çektim azap unutulmuyor hiç hasretim.

    * * *

    http://nogai.blogspot.com.tr/…008/06/suyumbike.html