şükela:  tümü | bugün
  • tarkovski'nin the sacrifice'inda oldugu gibi ingmar bergman'in da neredeyse her filminde görüntü yönetmenligi yapmis usta isim.
  • woody allen'la da calistigini belirtmekte yarar var.
  • ingmar bergman'ın "oğlum sven, yarın film setinde sabah saatlerindeki gotik katedral ışığına ihtiyacım var," türündeki bir direktifine "sabahın hangi saatleri olsun?" şeklinde bir soru sorarak karşılık vermiş görüntü yönetmeni.
  • 20 eylül 2006'da 84 yaşında vefat etmiş. özellikle en passion, tystnaden ve jungfrukallan'ın görüntülerinde işi uhrevi bir boyuta taşımıştı. bence "her karesi tablo gibi film" tabirinin ortaya çıkışında herkesten çok payı vardır.
  • sinema dünyası için çok büyük bir kayıp. özellikle ingmar bergman ile çok uyumlu bir ikili oluşturan nykvist (22 filmde beraber çalışmışlar), inanılmaz görüntülere imza atmıştır. sadece persona filmine bakmak bile yeterli olsa da filmografisindeki 100'ün üzerinde filmin hemen her biri ışık nasıl kullanılır konusunda ders olarak okutulabilir. 80'lerden sonra hollywood filmlerinde de görüntü yönetmenliği yapan usta, bu döneminde her daim bergman'dan etkilendiğini söyleyen woody allen'la da dört filmde beraber çalışmıştır.
  • ingmar bergman'ın cries and whispers ve fanny and alexander filmleriyle iki oscar ödülü de alan görüntü yönetmeni. something the talk about, sevginin bağladıkları, varolmanın dayanılmaz hafifliği, kurban, postacı kapıyı iki kere çalar, bir evlilikten manzaralar görüntü yönetmenliğini yaptığı filmlerdendir.
  • sinema tarihinin en büyük görüntü yönetmeni. tek gözü ile ağlayan adam.

    zihni teatral olarak çalışan ingmar bergman'ı simemasallaştıran deha. bergman roportajında genelde kendisi ile bağdaştırılan hareketli insan yüzünün yakın plan çekimlerinin aslında sven'in marifeti olduğunu kabul ediyor ve daha da ileri gidiyor, "bu sinemanın bugüne kadarki en büyük başarısıdır" diyor. ingmar izin verirse ben de birşey ekleyeceğim, sadece insan sureti değil, doğa-insan çarpışmasını da en saf ve vurucu yakalayan görüntüler yine nykvist'in marifetidir. (bkz: jungfrukallan)

    muhteşem bir sahne ve trivia gelsin. liv ulmann, oyunculuğun doruğunu çizdiği sahnenin çekimi bitince kameraman sven'e nasıl olduğunu soruyor. aldığı cevap, "bilmiyorum, vizör gözyaşlarımla dolduğu için odağı sonda kaçırmış olabilirim"

    hayır sven baba, kaçırmadın.
  • (bkz: offret)
  • moheda doğumlu şair. şiirlerini kelime kullanmadan yazar.
  • hangi filmde bulunduğunu 12 kilometre uzaktan sezebileceğiniz bir estetik deha. beynin hangi kısmı bu işlerle uğraşıyor bilemem ama çalıştığı filmlerde benim beynimin sağ lobuna daima şarıl şarıl kan yüklendiğini, orasının keyiften ısındığını hissetmişliğim vakidir.

    bunun en çarpıcı örneği fanny och alexander*'de filmin başındaki azrail sahnesi ve allah'ın dolapların ardından kukla olarak çıkması anlarıdır.

    ayrıca woody allen'ın filmlerinde gordon willis ne yaptıysa tamamını kendisinden apaçık çalmıştır. nykvist'ten zerre farkı yoktur. ama işte amerikalı ve orijinal olmayanı ne yazık ki. bilhassa stardust memories ve interiors bu tezimi desteklemekten ziyade apaçık kanıtlar nitelikte. ha bir şey fark etmez tabii ki, keşke sven nykvist'i böyle başarılı çalan 1000 taklit filmi olsaydı, sanatta hırsızlığı yerecek yılları geçeli 100 yıl oldu. aşağılamak için değil, bu konudaki muazzam yeteneği için dedim zaten.

    nykvist ise bambaşka, açıkçası biraz geçmişte kalmış olan yazar kont'luk olacak ama elinden çıkmış filmleri gördükçe resmen kendimi untermensch hissediyorum. örneğin såsom i en spegel'deki terk edilmiş gemi enkazı sahnesi.