şükela:  tümü | bugün
  • cioran'ın leziz mi leziz bir kitabının ismidir.
    "bilime itiraz : bu dünya , bilinmeye lâyık değil !"
  • cioran'ın burukluk adlı kitabından:

    "aşkın saygınlığı, bir anlık salyadan sonra ayakta kalan külyutmaz sevgiye dayanır."
  • yine cioran'ın 'burukluk' adlı kitabından:

    "hayatınız sonunda amacına mı ulaştı?
    -'gurur' nedir hiç bilmeyeceksiniz."
  • 1952'de basılan e. m. cioran kitabı. okurken insana üstünde düşünme, kafa yorma ihtiyacı hissettiren kitap. içerisinde gerçekten güzel aforizmalar barındırıyor. bazıları;

    -kendimiz hakkındaki şüphelerimiz olmasa,kuşkuculuğumuz hükümsüzleşir, genelgeçer endişe, felsefi doktrin olurdu.
    -temel bir yanılgı olmasından da evvel, hayat ne ölümün ne de şiirin düzeltmeyi başarabildiği bir zevksizliktir.
    -zaman bana haram. ayak uyduramadığımdan, ya sarılıyor, ya da seyredalıyorum, ama hiç oralı değilim: benim muhitim değil. beyhude yere de herkesten biraz zaman umuyorum!
    -sadece, canım isteyince ölmek elimde olduğu için yaşıyorum: intihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum.
  • peygamber hastalıgına tutulmuş cioran'ın herkes tarafından tanınmaması insan soyunun tükenmemesi adına büyük şans. aksi takdirde herkesin last day on earth tribine girip geleceği unutacağından o denli eminim ki..
    aforizmalardan oluşan burukluk'ta 'aforizma'yla ilgili şöyle diyor: "aforizmayı sadece, kelimelerin ortasında duyulan korkuyu, o bütün kelimelerle birlikte çökme korkusunu yaşamış olanlar iş edinir." dünya,, işsizler ordusu..
    gömlek değiştirir gibi ümitsizlik değiştiren cioran olmasa yeminle doğmazdık.
  • cioran ın tehlikeli kitaplarından bir başkası. bir kaç kelamına göz atarsak;

    ""-nuhta geleceği okuma yetisi olsaydı hiç şüphe yoktur ki gemisini batırırdı.

    -melankolisiz bir dünyada bülbüller geğirmeye başlar.

    -avamı hayal kırıklığına uğramayı reddedişi kadar hiçbir şey ele veremez.

    -intihara meyilli olmak, yasalara saygılı pısırık katillere mahsustur; öldürmekten korktuklarından, kendilerini yok etmeyi düşlerler, cezalandırlmayacaklarından emin olarak...""

    ve daha nice zehirli kelimeler.
  • emil michel cioran kitabıdır. sarsıcı cümleler ve fikirlerle yüklüdür, kapalı havalarda okunması tavsiye olunur. alıntılar:

    "her düşünce, bir tebessümün yıkıntısını andırmalıdır."

    "yok olma krizlerine, hiçlik içinde soluksuz kalmaya, bir tükürüğün içindeki ruhtan başka bir şey olmamanın dehşetine karşı, umumi felçten kaynaklanan benlik genleşmesi dışında hiçbir çare yoktur."

    "düşüncenin yapısında, alnımı yaslayacak hiçbir kategori bulamadım. buna karşılık, kaos gibi yastık mı var?"

    "hepimiz soytarıyız: sorunlarımızdan sonra da hayatta kalırız."

    "hüzünden topu topu birkaç fikir çıkarabildiysem, onu, zihnimin alıştırmalar yaparak yoksullaştırmasına izin vermeyecek kadar çok sevmiş olmamdandır."

    "ölüm ne kadar uzağa yayılırsa yayılsın, onca yer kaplıyor ki nerede öleceğimi bilemiyorum."

    "fikirlere sadece, onları oldukları halde bırakan irade yitimine uğramış kişilerin yaklaşması mümkün olmalıydı. işgüzarlar tarafından zaptedildiklerinde, tatlı gündelik hercümerç * trajedi düzenine girer."

    "fikir, herhalde kendine bir sığınak ararken kurtlanmış olmalı; madem ki beyinden başka ağırlayan çıkmamış..."

    "benim kozmogonim, temel kaosa, bir üç nokta sonsuzluğu katıyor."

    "tecrübesizlikten dolayı felsefeden tat alındığı çağda, ben de herkes gibi bir tez hazırlamaya karar verdim. hangi konuyu seçmeli? hem ağza sakız olmuş, hem de alışılmamış bir konu olsun istiyordum. bulduğumu zannettiğim zaman, bunu hocama iletmeye koştum.
    - bir gözyaşı genel teorisi hakkında ne düşünürsünüz? kendimi bununla uğraşabilecek çapta hissediyorum.
    - mümkün, dedi, fakat buna bir kaynakça bulmakta zorlanacaksınız.
    -iş buna kalsın. bütün tarih beni otoritesiyle destekleyecektir, diye cevap verdim küstah ve muzaffer bir edayla fakat, sabrı taşarak, bana küçümseyici bir bakış attığından, derhal içimdeki müridi öldürmeye kesin karar verdim."

    "gecelerle yüklü damarlarınla, insanların arasında sirkin ortasında bir mezar taşı kadar yerin yok."

    "-gözleri içine düşmüş kırık bir kukla gibiyim.- bir akıl hastasının bu lafı, içe bakış üzerine olan eserlerin tamamından ağır basar."

    "şu gök denen sandık odasına kaç kere çekildim, tanrı'nın içinde soluksuz kalma ihtiyacına kaç kere boyun eğdim!"

    "iskeletimle her gün baş başa sohbetlerim olur, bunu da tenim asla affetmeyecek."

    "suratımızın arkasına siperleniriz; deliye suratı ihanet eder. kendini ötekilere sunar, ele verir. maskesini yitirdiğinden bunaltısını neşreder, önüne gelene onu dayatır, muammasını sergiler. bunca boşboğazlık öfke uyandırır. kıskıvrak bağlanması ve tecrit edilmesi normaldir."

    (alıntılara devam edeceğim...)
  • "bir delinin beyni sıkılsaydı, içinden çıkan sıvı, bazı hüzünlerle salgılanan safranın yanında şurup gibi kalırdı."

    "en ufak bağımlılık, ölme arzusu bile, "benlik"in sahtekarlığına sadakatimizin maskesini düşürür."

    "ümit etmek geleceği yalanlamak'tır."

    "iyilik eğilimine maruz kaldığınızda, pazara gidin, kalabalığın içinden yaşlı bir kadın seçin, en nasipsiz görünenini ve ayağına basın. bayramlık ağzını açtığında, ona cevap yetiştirmeden bakacaksınız; sıfat suistimalinin verdiği ürperti sayesinde nihayet başının taçlandığı bir an yaşayabilsin diye..."

    "kim ki içgüdülerine karşı çıkmamıştır, kim ki kendine uzun bir cinsel yoksunluk devresi dayatmamıştır ya da imtinanın bozukluklarını hiç yaşamamıştır, o kişi cinayetin diline de vecdin diline de kapalı kalacaktır: marquis de sade'ın saplantılarını da, aziz jean de la croix'nın saplantılarını da hiçbir zaman anlamayacaktır."

    "bizi artık hiçbir şey dürtüklemez olduğunda, "kasvet", son uyarıcı, yanı başımızdadır. onsuz olamadığımızdan, eğlencede de cenaze duasında da onun peşine düşeriz. ondan mahrum kalmaktan da o kadar çekiniriz ki "bize günlük kasvetimizi ihsan eyle", beklenti ve yakarışlarımızın nakaratı haline gelir."

    "kendimizi istediğimiz kadar bıkkınlığa kaptırmış olalım, habercimiz kserkses'in* karikatürleri olarak kalacağız. yeni bir zevk keşfedene mükâfat vereceğini fermanla ilan ettiren o değil midir? antik çağ'ın en modern davranışı bu olmuştur." (*pers kralıdır.)

    "durmaksızın kendimizden geçsek de, o tımarhane karun'unun kendinden eminliğine hiç ulaşılamaz. şöyle diyordu: "rahat olmak için bütün havayı satın aldım, onu mülkiyetime geçirdim.""

    "tiksintilerimizin doruk noktasında, bir sıçan beynimize düş kurmak için girmiş gibidir."

    "taşlama ve iç geçirmeler bana eşit derecede muteber görünüyor. ister bir yergiyi açayım ister bir "ars moriendi"yi, hepsi doğru... merhametin laçkalığıyla hakikatlerin üzerine eğiliyor ve kelimelere karışıyorum.
    "nesnel olacaksın!" —her şeye inanan nihilistin bedduası."

    "zaman'ın içine yerleşmek istedim; oturulmaz bir haldeydi. ebediyet'e doğru döndüğüm zaman, ayakların yere değmez oldu."

    "içinden zamanın toksinlerini eleyip, ebediyetinkileri muhafaza etmek — mistiğin çocukluğu budur."

    "hâlâ yüzeysel olma imtiyazımızı bir yargı kırıntısına borçluyuzdur."

    tanım ve diğer alıntılar: (bkz: #69962275)