şükela:  tümü | bugün
  • "gentleman,
    ladies,
    these are my hands,
    my knees,
    i may be skin & bone,
    i may be japanese."

    "her on senede bir denerdi, üçüncüsünde becerdi.."
    otuzlu yaşlarında intihar edip adını baki kılan, bunalımlı ve zeki amerikalı kadın yazar
  • asmis atlamis amerikali sair. turkce'ye sirca fanus diye cevirilmis tek bir romani vardir.
  • (bkz: daddy)
  • intihar etmistir evet ama, olmek istememistir. kazayla olmustur aslinda. cocuklarinin bakicisinin gec gelecegini tahmin edememistir, tabii nerden bilsin kadincagiz
  • olmek istememis olabilir. kazada olabilir ama ya$amdan zevk aldigini dolayisiyla ya$amak istediginide soylemeyiz. bu hatunu biraz daha tanimaya calismak icin sirca fanusa inanilmaz benzeyen guncesini okumakta fayda vardir.
  • alvareze gore sylvia plath son intihar denemesinde, son kez riske girmish, oynamısh oynun kendı lehine oldduguna ınandıgı halde hesapları yanlısh chıkmısh ve kaybetmıstır. ama belkı depresyonda kaybetmek veya kazanmak pek onemlı degıldır.
  • johnny panik ve ruyalarin kutsal kitabi, sirca fanus, uc kadin, ariel ve sylvia plath'in gunceleri turkceye cevrilmis eserleridir.
  • manik-depresif teşhisi konmuş , hep intiharsı eğilimler ile yaşamış sylvia plath. babası otto ile sorunlu ilişkisinin sonucunda gençliğinde kafayı sıyırmış sylvia plath. ted hughes ile evlenmiş, bunalımdan bunalıma koşmuş, o arada çocuklar doğurmuş ve muhteşem yeteneğinin yanında kocası kimbilir nerelerde sürterken kendisi eve kapanıp çocuklarına bakmak zorunda kalmış kadın sylvia plath. hayatı da trajikomik bir şekilde -gene- evde olduğu birgün çocukları yatırdıktan üstlerini örttükten sonra tüm boşlukları battaniyeyle kapatıp, artık tek kalesi kalmış olan mutfağına girip kafasını fırına sokarak son bulmuştur. o kadar intihar tutkusunun, nasıl olduğunu tahayyül etmek bile istemeyeceğimiz o bunalımın ve hayata dayanamaz hallere gelmenin neticesinde bile sorumluluk sahibi bir insan olarak ölmüştür.
  • kendi varlığını kendine bile kanıtlayamamış şair-yazar. edebiyat tarihçileri kadar psikologları da ilgilendirecek bir yaşamı vardır. başını bir gaz fırınına sokmak suretiyle çekip gitmiştir.
  • 11 şubat 1963 günü yaşamına son veren yazar, sırça fanus'un bir bölümünde "bir gün bir yerde, okulda,avrupada,herhangi bir yerde, o boğucu çarpıtmalarıyla sırça fanusun yeniden üzerime inmeyeceğini nasıl bilebilirdim? o sırça fanus ki, içinde ölü bir kelebek gibi tıkanıp kalmış biri için dünyanın kendisi kötü bir düştür" diye yazmıştı.