şükela:  tümü | bugün
  • macaristanin guney dogusunda, universiteleri ve cadilariyla unlu, nufusu 170.000 olmasina ragmen kayda deger kalitede yemek ve eglence mekanlarinin bulundugu, bunlarin bir o kadar da ucuz oldugu ufak tefek sirin sehir.
  • macaristan romanya ve sırbistan ın ortak sınırlarına yakın güzel bir şehridir. buraya macar kardeşlerimiz "city of sunshine" demektedirler. bunun iki nedeni olduğu söylenebilir. birincisi yılda 2000 saat güneş alan bi şehir olması (pek fazla sayılmaz bence ama). ikinci sebebi olarak da şehir 1879'da içinden geçen tisza nehrinin taşmasıyla yerle bir olduktan sonra şehri planlayan amcaların küçük bir jestinden kaynaklanıyo. şehir nehir dolayısıyla bi miktar hilal şeklinde ve amcalar şehrin yeniden yapılanması için maddi destek veren her şehir için merkezden dışarıya doğru olan bi cadde yapmışlar. bu 7 cadde de harita üzerinde güneş ışınları gibi gözüküyo. biraz geyik kısaca. yalnız şehrin yıkılması'nın şöyle bi güzelliği olmuş. amcalar bi tarz belirlemişler ve tüm şehri düzenli ve şekilli biçimde yeniden yapmışlar. e hoş olmuş...
  • polis arabasına rastlanmayan şehir. gece ankara'da kaybolunsa oturup ağlanır ve kaybedilecekler düşünülürken, szeged'de sarhoşlara bile adres sorulup fotoğraf falan çektirilebildiği görüldü. huzurlu, güvenli şekilde de, panik yapmadan adres bulundu.

    burada büyükbabam yurdumun yoğun stresinden erkenden çökerken, orada 80 yaşında evli çiftler bisikletle dolaşmaya çıkıyor. yaş ortalaması düşük değil ve hepsi de pamuk. her üniversitelinin altında bisikleti var. arabalara da pek rastlanmıyor. mimarisi mükemmel olan bu şehrin bir de tam ortasından, şehri ikiye bölen tizsa nehri geçiyor. tizsa nehrinin batısı yeni kentleşen bi yer olmasından mütevellit çağdaşlığın en uyuz taraflarını bünyesine almışken, doğusunda kalan yer muhteşem mimarisi ve huzurlu ortamıyla yaşanılası ve el değmemiş tarih kokmakta..

    szeged universitesinin kütüphanesi avrupa’da sayılı kütüphanelerdendir bir de. tamamen camdan oluşan koca bina, "gel oku, gel arastir" diye bağırıyor.. altı katlı ve szeged tarihi açısından önemli eserler bulunmakta. (“gel” diye bağırdığı bir şehir efsanesi değildir.)

    macaristan'in her yerinde bulunabilecek palinka, en guzel dom kilisesinin önünde içilir derim.. yurda donerken szeged'den anneye paprika, babaya da palinka götürülebilir mesela.

    gidip de balık çorbası içmeden donene salak deniyormuş. biz son anda yırttık (tizsa nehri - belvarosi köprüsüne yakın bir balıkçı restoranı tavsiye edilir genelde) yazın karatz (en ünlü caddesi - istiklale benziyo) şenlikten geçilmiyormuş bahar aylarında. ağustosta rock festivali olurmuş ve budapeste'den bir sürü züppe gelip guzelim szeged'de çadırlar kurup, eğlenirlermiş.

    sosyalizmin kalıntılarından biri de, şehirdeki bütün cafe ve barların kuytuda olması. ara ki bulasın yani. ama yılmamak lazım, hemen taktik veriyorum: her binanin altında kuytuda bir yerde bar var! evet evet, bütün binalara girin, dışardan masum gözüktüğüne bakmayın. altında nereloloyor nerel!

    son olarak, budapeşte’ye trenle 2, arabayla 1,5 saat olan bu şehrin bi fena tarafı var, o da müzik piyasasının en az on sene geriden gelmesi. nostaljik oluyor gerçi çok da fena değil. (budapeşte'deki çakal tiplere burada rastlanmıyor bir de.. tamamen kendi halinde, huzur topacı bir kent.)

    edit: ayrica makarnaya recel dokmek nedir ya? tatliyla tuzluyu cok karistiriyor bunlar ama denenmeli.
  • osmanlılar zamanında segedin diye anılan şehir.
  • suzuki servisi ve süpermarketiyle dikkat çeken şirin bir macar şehri..
    (itiraf ediyorum fazla kalmadım)
  • 180.000 nufusunun 30.000 i ogrenci olan fakat bu ogrencilerin macaristan in farkli yerlerinden szeged e okumak icin gelmeleri sonucu okul disinda beklenildigi kadar ogrenci gorulemeyen talebe sehri. taksilerde, restaurantlarda vb. bircok yerde ogrenci indirimi vardır. 1900 lere yaklasirken gecirdigi sel yuzunden yeniden planlanmis, ortasindan gecen tizsa nehri cemberin capi seklinde alinarak sehrin disina dogru genisleyen uc cember seklindeki ana yol ve bu yollardan cemberin merkezine yani sehir merkezine dogru uzayan bir cok tali yoldan olusan bir planlaması vardir. cesme sularinin tadinin ve kokusunun olmasi sehrin kaynak suyu bakimindan zenginligine dayanmaktadir, ayni sebepten dolayi bol bol termal havuz gorulebilir. nobel odullu fizik profosorunden 70 yasindaki tonton ciftlere, ogrencisinden iscisine kadar herkesin ulasimini bisikletle sagladigi sakin bir macaristan sehri.
    balik corbasi ve paprikasi son derece meshurdur. ozellikle sonbahar da gorulmesi tavsiye edilir. gidip goreceklere duyrulur.

    not: yemek ve çorba tabaklarının yanında duran masum görünüşlü paprikaları acıya alışkın olsanız bile ağzınıza atmadan bir kere daha düşünün. koştura koştura şehir turu attırma potansiyeline sahipler.
  • kucuk sevimli bir ogrenci kenti ve ozellikle agustos ayinda tissa nehri kiyisinda yaptiklari acik hava festivali ile bir anda eglenceli bir mekana donusebilen bir sehir. ancak, festivalin bitmesi ile sehrin tum havasinin sadece bir siluetten oteye gidemedigini de fark edebiliyorsunuz. bol tuzlu (sozluk anlami ile tuzlu) ve buyuk porsiyonda sunulan yemekler ve kiyida kosede bulabileceginiz enteresan barlari haricinde yapacak pek bir sey olmadigini soylemeliyim.
    aquapark kilikli hotel forras'da takilirim geceleri de dere kenarinda bira atarim derseniz fena degil ama onu yapmak icin de o kadar yol tepmeye degip degmeyecegine emin degilim.
  • yugoslavya'da iç savaşın patlak vermesinden dolayı türkiye'ye izne gelen bir çok gurbetçinin güzergah değiştirip o dönem için tehlikeli bölgeler olan hırvatistan ve bosnadan geçmemek için macaristan-sırbistan hattını kullanmasıyla geçiş yolu haline gelen macar şehri.
  • düzenli, güvenli, huzurlu, yüksek medeniyet seviyeli insanlar barındıran, küçük ama içerisinde her türlü eğlence mekanı bulunan, üniversite öğrencileri ağırlıklı bir macaristan şehri..

    klasik bir avrupa efsanesi olan yaya gecitinde yola adımınızı atar atmaz tüm arabaların sizi beklemesi burada gecerli..

    insanlar yardım sever, güleryüzlü..
    sokakta a.ına ko.im diye bağırarak yürüyen tanıdık insanlar haricinde sessiz..

    turist yardım bürosunda belirtilen 24 adet görülmesi gereken yerini 6 saat civarında yürüyerek gezmeyi başardım.. parklarda ve nehir kıyısında bolca oturacak yer olması nedeniyle de oldukça keyifli birşey şehri yürüyerek gezmek..

    mcdonalds, kfc, burger king gibi fast food zincirleri var ama ilginc olarak hic bir pizza zincirine rastlamadım..`

    eğer birgün yolunuz düşerse şehir merkezinde "romance hotel (szeged city hotel)" oldukça ucuz ve güleryüzlü çalışanlara sahip, konforlu odaları bulunan bir 3 yıldızlı otel..

    ayrıca izleyenler bilirler neredeyse pleasantville kıvamında bir şehir..
  • macaristanın en güneyinde, nüfusuna oranla görkemli sayılabilecek etkileyici şehir.

    üniversitesi ve kathedralleri başlı başına ziyaret sebebi olabilecekken, geleneksel yemekleri ve güzel kadınları da buna eklenince belgrad-budapeşt yolu üzerinde en az üç-dört saatinizi geçirmenizi önereceğim şehir.

    ucuzdur da aynı zamanda.