şükela:  tümü | bugün
  • t800’den çok daha gelişmiş bir prototip. mimetic poly-alloy den yapılmış ya da bildiğimiz adıyla likit metal. bu likit metal’i insan şeklinde bir kalıba dökülüp presleyerek terminatorü yapıyorlar* ve tek bir makine olarak değil de milyonlarca mikroskobik makinelerden oluşuyor aslında. her bir likit metal parçası kendi bilincine sahip yani. bir parça ana gövdeden koparsa kendi bilinciyle ana parçaya doğru yol almaya başlıyor. tabi gidip bu parçayı dünyanın öbür ucuna koyarsanız bulamaz. 14km’lik haberleşme menzili varmış bunların. eğer bu alan içinde başka bir parça yoksa bu parça kendini kamuflaj edip normal bir obje gibi gözüküyormuş, ta ki diğer parçalar menzile girene kadar. hepsi bir araya gelmeden de tam fonksyonel çalışmıyor bu t1000.

    neyse, likit metal olması nedeniyle etkileşime girdiği insanların görünüşlerini taklit edebiliyor, bıçak gibi keskin objelere dönüşebiliyor var fakat haraketli parçalara sahip silah, bomba gibi kompleks şeylere dönüşemiyor tabi. fiziksel olarak aldığı hasarları da bir kaç saniye içinde onarabilme yeteneği de var. peki yok mudur bu mendeburun bir zayıf noktası?

    aşırı soğuk ortamda hasar alır bu. ortalama -196 derece altı kötüdür bunlar için. mesela filmde oldukça soğuk olan sıvı azot ile temas ettiğinde donup parçalandıktan sonra eriyip yine düzelmiş gibi gözükse de aslında tam olarak düzelememiştir. kesilen sahnelere baktığımızda t1000’in kusursuzluğunun gittiğini, etkileşime girdiği nesneleri istemsiz olarak taklit ettiğini görürüz. metal bir korkuluğa tutunduğunda eli aynı görüntüyü alır. sarah connor’u taklit ettiğinde john hangi sarah’ın gerçek olduğunu yere baktığında t1000’in ayaklarının yerle aynı şekilde ve renkte olduğunu görünce anlar. çok düşük sıcaklıklar hasar verse ya da geçici olarak durdurabilse de yok etmek için tam tersi çok yüksek sıcaklıklar gerekir. 1535 derece üstü. mesele yine filmde görüldüğü gibi erimiş demir* havuzu bunun için uygundur.

    bir yol daha vardır. hidroklorik asit. bunu t1000’in üstüne dökerseniz aynı normal metaller gibi aşınır. şeytan çıkarma gibi etki yapar. yeteri kadar asit ile öldürebilirsiniz bile. elektro manyetik hasar veren silahlar ve şok silahları da etki eder tahminen bir süreliğine.

    ha tabi bir de ikinci filmin başlarında john connor'un bakıcı ailesi ile konuştuğu sırada ve yolda kızlara johnun resmini gösterirken görüyoruz ki odun t800'lerden farklı olarak insan mimiklerini de gerçekçi bir şekilde taklit edebiliyor.
  • bu şerefsizin evladı literatüre çok net bit tabir kazandırdı arkadaş: "t-1000 koşusu". t-1000 koşarken omuzları hafif önde, eller kılıç gibi birleştirilmiş, kafa öne eğik ama gözler ileride, sert bakışlı, dik, mağrur, yiğit, atılgandır; gözleri ateş saçar.

    daha geçen akşam bbc'de doctor who'nun 2009 special bölümü the waters of mars'ı izledim ve şu sahne dikkatimi çekti:

    http://www.youtube.com/…ilpage&v=hsuqw3dejna#t=152s

    sudaki denişik bir organizmadan etkilenen iki elemanın dönüşüm geçirip doctor'u kovalayışını görür görmez "vay aga" dedim "bu t1-000 koşusu". diziden sonra bölümün nasıl çekildiğine dair gösterilen leziz bölümde ise yapımcı russell t. davies de durur mu, yapıştırdı cevabı:

    - biz o sahneyi çekerken terminatör 2'deki sıvı metale özendik.

    olum şu gezegendeki her memlekette sıvı metal denince civa değil robert patrick'in yüzü geliyor ya akıllara, helal olsun adama.

    bonus:
    - lütfü bey, ben hepsini yapıyorum da gözlerimden ateş çıkartamıyorum, o nasıl oluyor acaba?
  • delikanlılık kültürüyle kesinlikle bağdaşmayan, kıçı başı ayrı oynayan bir robottu bu. robot dediysemde lafın gelişi. keza zerre alakası yoktu bildiğimiz robotlarla. dört bir yanından kablo sarkmayan, mekanik biçimde hareket etmeyen robota robot mu derim. ama bayaa gelişmişti pezevengin evladı. başı sıkıştı mı 'ben sıvıyım' deyip bi fantastik yapıyodu illaki. gelgelelim sıvı olup yerde toplanarak birleşmesi robotluğun gururunu ayaklar altına almış, paramparça etmiştir. bu yüzden sevmem kendisini, t800 gibi robotlar esnaf odası başkanlığına gözüm kapalı aday gösterebileceğim robotlar aleminin en has delikanlısı varken yüzüne bile bakmam. hatta tükürüp kaçarım arkama bakmadan.
  • çok şımarık artist kılıklı bi robot. dayak yerken duvara dayar arnold bunu bi ara, o da suratını ensesinden çıkarır arkasına dönmektense, adam dayak yerken bile artistik peşinde.
  • katı halde bulundurmanın hayırlı oldugu bir tur ha$are. (bkz: ortamlara akmak)
  • en başarılı terminatördür benim gözümde çünkü serideki bütün filmlere baktığımızda görüyoruz ki terminatörlerin john connor'a yaklaştıkça merhamet çipleri devreye giriyor ve bir şekilde john connor'a çizik dahi atamıyorlar. şöyle bi geriye doğru gidelim:

    + 1. filmdeki arni zaten sarah connor'a bunun kadar hasar verememiştir.

    + 3. filmdeki t-x, ne john connor'un eşine ne kendisine, 15 cm kadar diplerine girmiş olabilmesine rağmen hatta bunu 2 defa yapabilmiş olmasına rağmen en ufak bir çizik bile atamamıştır.

    + 4. filmdeki arnimsi (aslı roland kickinger) bunu duvardan duvara atmaya çalışarak saçmalamanın ötesine geçmiştir.

    yani velhasılı bu robotlarda bi programlama hatası var yaklaşınca connor'a hasar verme oranları düşüyor bunların.

    halbusi t-1000 öyle mi tır sahnesinde az daha connor'u dümdüz etmişti arni abi gelmeseydi. onun dışında sarah ablaya da verebileceği maksimum hasarı verip sarah'ı etkisiz hale getirmeye yaklaşmıştır. burda da prototip olmanın verdiği toylukla bir hata yapmıştır bana kalırsa o da, zaten adam dokunduğu her şeyi taklit edebiliyor haliyle dokunduktan sonra ihtiyaç kalmıyor (örnek 1 ve 2 a john'un üvey ailesi, üstüne bi de köpeği), yani sarah ablayı yakaladığı anda kesivereydi hiç bi sorunu kalmayacaktı john da hop kucağında olacaktı, ama dedik ya prototip yani olur o kadar skynet'e vermek lazım onu da.
  • sinemaya (şimdilik) 1 kez uğramış olup müthiş etki bırakan villain.

    terminator filminde arnold'un canlandırdığı t-800, amerikan film enstitüsü'nün 2003 yılında yaptığı listede en kötü karakterler sıralamasında 22.sırada gösterilir. aynı t-800, bir sonraki film t2 sayesinde en iyi karakterler sıralamasında 48. sıradadır.

    t-800 böyle yanar döner bir karakterken t-1000 biraz daha düz adamdır. bir tarafları oynamaz ama akar gider.

    t-800 normal vatandaşların kılığında dolaşırken t-1000'in polis kılığında dolaşması, polis sevgisinin evrenselliğine de çok yerinde bir vurgu yapmıştır.
  • tasarlayan kişilerin böyle bişey nasıl olabilir diye düşünmediklerini sandığım robot. her bir parçası kendisinin bütün yapısal özelliklerini taşıyor taşımasına ama nasıl taşıyor, neresinde taşıyor. nanoteknoloji ile "civa"nın içine mi kodlamışlar. hadi diyelim öyle bişeyler oldu ulan bunun pili nerede. günümüzde bi alet ne kadar teknolojik olursa olsun, ne kadar "nano" üretilirse üretilsin her zaman pil yüzünden aletin boyu artar. fizik kuralı gibi bişey. demek ki amcalar pili nano üretmeyi başarmışlar. ama nereye koymuşlar o hala belirsiz. civadan enerji mi üretilir lan.

    nitekim insana korku salmayı başarmıştır. ama filmi izlediğimizde çok küçüktük tabi, bu nasıl oluyor diye düşünmezdik. hep o uzattığı parmağına sucuk takıp yemesini istemişimdir. hani insancıl bişeyler yapsın hesabı.