şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tempo24)
  • cemil çiçeğin en yakın zamanda elektronik posta atıp "cemaatle uğraşma, kötü olur" yazmasını beklediğim adres. ismailağa cemaati telefon konuşmalarını yayınlamış haber sitesi.

    (bkz: ahmet altan'a mektup)
    (bkz: başbakan yardımcısı organize etmek)
  • oya baydar ve aydın engin yazılarını da okuyabileceğiniz site.
    tayfun atay ile hasan aksay da orada.
  • doğan akın'ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı kaliteli haber sitesi. hele hemen sağda yer alan gazeteler bölümü, tüm gazetelerin ilk sayfalarının okunabildiği bölüm, oldukça kullanışlı.
  • haberleri kaynak göstermeden kendi haberi gibi sunmayı seven site. hürriyet'in özel haberinı dayayıvermişler kaynak göstermeden.

    sonradan kaynak eklemişler
  • pkk'nın yayın organındaki propagandayı sorgusuz sualsiz haber diye alıntılayan (bkz: madımak'ı biz yaktık) , habercilikten bihaber site. (bkz: doğan akın)
  • http://www.t24.com.tr/…biz-yaktik/haber/154288.aspx

    --- spoiler ---

    eski özel harp'çi üsteğmen'in iddiası: madımak katliamını biz kışkırttık!

    t24- özel harp dairesi bünyesinde çalıştığı ve üsteğmenken türkiye'den firar ettiği iddia edilen h.ç., 2 temmuz 1993'te sivas'ta yapılan madımak oteli katliamını kendilerinin kışkırttığını öne sürdü. h.ç., jitem'in "ellerinde belgeler var " istihbaratı üzerine başta aziz nesin olmak üzere 3 yazarı hedef aldıklarını ve katliam günü halkın arasına girip onları otel çevresinde topladıklarını iddia etti. "islamcıların arasına girmek basit" diyen h.ç., "halkı ateşledik ve timler bir anda geriye çekildi" dedi.

    özgür gündem'de baki gül imzasıyla yayımlanan (2 temmuz 2011) haber şöyle:

    bugün sivas katliamı'nın 18. yıldönümü. 18 yıldır verilen hukuk mücadelesinden bir sonuç alınamadı. toplum nezdinde katliamı gerçekleştirenler konusunda bir kuşku yokken, hükümete yakın medya kuruluşları ve gazeteler katliamı pkk'nin üzerine yıkmaya çalıştı. tam da katliamın yıldönümünde gündemi sarsacak yeni bilgiler ortaya çıktı. özel harp dairesi'ne bağlı çalışan üstteğmen h.ç, sivas katliamı'na ilişkin çarpıcı bilgiler verdi. uzun yıllar boyunca özel olarak eğitilen ve sonunda özel harp dairesi tarafından kendisine görev verilen h.ç, hem oluşturdukları gizli yapılanmanın örgütlenme biçimi, hem de amaçları hakkında önemli bilgiler verdi. faaliyet alanları ve temel konseptlerinin "sivil infazlar gerçekleştirmek, belli başlı isimleri infaz ederek kaos ortamı yaratmak" olduğunu söyleyen h.ç, 1993'ten 1994'e kadar çok sayıda sivil infaz gerçekleştirdiklerini belirtti. h.ç'nin verdiği en çarpıcı bilgi ise 1993 yılında yaşanan sivas katliamı olayı. h.ç, katliamın nasıl planlandığını ve nasıl geliştiğini şu şekilde anlattı.

    gerçek ismini kullanmak istemiyor. önemli konularda çarpıcı açıklamalar yapıyor. kendisi ile ilgili şu bilgileri veriyor: üsteğmen. kıdemli üsteğmen iken türkiye'den firar ediyor. orduya katılma gerekçesi ile yaşadıkları farklı. "ben askeriyeye çoluk çocuk öldürmek için girmedim. askerin askere eziyet etmesi için girmedim" diyor ve yüz yüze konuşmak istiyor. biz değil o bizi buldu. anlattıkları önemli. ama bizim için bir iddia.

    babası subay. yurtdışında görevli. nato bünyesinde çalışıyormuş. 1982 senesinde türkiye'ye dönüyor. 1986 yılında kuleli askeri lisesi'ne giriyor. 1993 yılında mezun olup çeşitli yerlerde görev yapıyor. anlattığına göre "emre itaatsizlik ve üste silah çekme" gibi disiplin suçu işliyor. ögrencilik döneminde bir kez, mezun olduktan sonra ise 2 kez ceza almış. askeri deyim ile "diskotek" cezası almış, ardından "1993 yılının başlangıcında ankara genelkurmaylık özel takımlar komutanlığı'ndan davet aldım" diyor. direkt özel harp dairesi başkanlığı'ndan. ilginç detaylar anlatıyor.

    israil'de patlayıcı eğitimi

    ingiltere'de "yabancı dil üzerine uzmanlaşma" adı altında eğitim görüyor. kendisi ile beraber 26 kişi. 1989'da eğitim görmüş. 8,5 ay sürmüş eğitim. kod isim kullanıyorlar. "sadece üst düzey rütbelilerin ismi var" diyor. ingiltere'de kıdemli binbaşı bekir çelik ismini veriyor. daha sonra 1991 yılında kıd. bnb. bekir çelik ile japonya'ya teknik elektronik sistemler üzerine uzmanlık eğitimi alıyor. bu eğitim program üzerine detay vermiyor. bilgi verenlerin başı büyük belaya giriyor!

    israil'de 1993 yılının ilk iki ayında patlayıcı üzerine eğitim görüyor. kıd. yüzbaşı mehmet keskin var. gübreden c4 patlayıcılarına kadar zaman ayarlı eğitim. garip bir israil ismi veriyor. 13 kişi görmüş eğitimi.

    abd'de kontrgerilla eğitimi

    daha sonra 1996 yılının sonunda abd'ye gidiyor. 3 aylık kontrgerilla eğitimi alıyor. manhattan'da. üstteğmen ilker özkay ve astsubay şahin atmaca, kıdemli başçavus fikret akbulut isimlerini veriyor. amerika'nın cia bölümünden brown downs adlı birinin ismini veriyor. kontrgerilla eğitimlerinde destek olmuş. mp 75 silah eğitimi almış. silahın özelliğini anlatıyor: fünyeli patlayıcı özelliği olan bir silah. "türkiye'de gördüğüm eğitimden farklı bir eğitim" diyor. plastik mermi, boyalı mermi ve sonra gerçek mermilerle eğitim almışlar. hatta iki kişinin eğitim sırasında yaralandığı bilgisini veriyor. meziyet, dayanıklılık. dağ başında 3 ay kendini koruyacak ve ayakta kalacak duruma getirilmesi hedefleniyor.

    son dönemlerde aldığı duyumlara göre rusya'da da eğitim verildiğini söylüyor.

    daha sonra manisa aksaz'da sas komanda eğitimi almış. 25 kişilik timlerle eğitim alınıyor. iskender tarlan isimli bir subay. ordudan sakatlıktan emekli olmuş. yurtdışındaymış.

    sas eğitiminden sonra manisa kırkağaç'ta 3 aylık eğitim alıyor. fikret adlı bir binbaşı. kendi deyimi ile "manyak" özelliği olan birinden eğitim almış. "eğitim sürekli bir hal" diyor. bitmiyor. makinanın yağlanması gibi askeriyede eğitim. sürekli devam ediyor. daha sonra bölge'ye gönderiliyor. yani kürdistan'a gidiyor. pkk temel olarak hedefleniyor. pkk'ye destek verdiği düşünülen herkes hedefteymiş.

    özel harp dairesi'nin emrinde çalışan bu asker, sivas'taki madımak oteli'nin yakılması konusunda çok çarpıcı açıklamalarda bulunuyor.

    özel harp dairesi

    ilişkide olduğu isimleri ise şu cümleler ile anlatıyor: fikret altıoklar, o dönem jandarma teknik istihbarat daire başkanı olan hasan, atilla uğur, hurşit tolon daha sonra olaylara intikal etti. 94 senesinin sonunda... "yapılmaması gereken şeyler yapıldı" diyor.

    özel harp dairesi'nin özelliğini anlatıyor: "buzdağının altında bulunan isimler vardır. bu listede bulunan kişilerden yaklaşık altı tanesi buzdağının altında bulunan isimlerdir. sizin medyada tanıdığınız insanlar buzdağının üst yüzüdür. özel harp dairesi'nin asıl kuruluş dönemi 80'li yıllardır. sağ sol davalarından. özel harp dairesi size bayağı eğitim verir. kendi örgütünün içine kimseyi almaz. ve eğittiği insanlar genelde kimsesizlerdir. örgütleme şemasında bir baş, dört tane alt rütbeli subay ve bunlar dediğim gibi hepsi subay statüsünde olan insanlardır. başta bulunan insan, cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanı dahil kimseyi tanımaz."

    dairenin başında kim var?

    özel harp dairesi'nin başında kim var sorusuna şu yanıtı veriyor:

    "şöyle söyleyeyim, milli güvenlik teşkilatı toplandığı zaman verilen bir brifing vardır. bu brifingde orduda rütbe alacak subaylar ya da kademeli olarak başbakanlık, ekonomi bakanlığı, dışişleri bakanlığı gibi. bu tür olayları belirleyen bir kurumdur. ve bu insanların belirlediği kişiler dışında hiç kimse bir yere gelemez türkiye'de."

    özel harp dairesi'nin nerede olduğu ve kaç kişiden oluştuğunu ise şöyle anlatıyor:

    "ordunun içinde bu 200 kişinin haricinde kullanılan insanlar da vardır. eğitim kademeleri vardır. bu 200 kişilik birim türkiye'nin beyni diyebileceğimiz bir birim. burada çalışan, görev yapan insanların hepsi üst statüde olan insanlardır. genelkurmaylık''ta sadece bir birimleri var bildiğim kadarıyla. ama ankara'da anıtkabir'in altında bir birimleri var. istanbul'da var, erzincan'da bir ara kurulması düşünülüyordu ama kuruldu mu bilmiyorum. üçüncü ordu komutanlığı'nın arka tarafında düşünülüyordu ama zannetmiyorum. istanbul'da birinci ordu komutanlığı'nda, birinci ordu komutanlığı binasının arka tarafında.

    istanbul'daki binaya izin günlerinde geliyordum. beni kurmay bir albay faik ataman kapıdan gelip alıyordu. birime girdiğimiz zaman zaten girişte cep telefonlarımız dahil her şey kapatılıyordu. içerde gerekli konuşmalar yapılıyordu, rapor vereceksek raporumuz veriliyordu ve sorularımız cevaplanıyordu."

    sivil infazları gerçekleştirmek

    faaliyet alanları ve temel konseptlerinin sivil infazları gerçekleştirmek olduğunu söylüyor ve çalışma sistemlerini şöyle anlatıyor:

    "sistem şuydu. 93 senesinde kurulum başladı. 93 senesinde bölge'ye farklı birimlerden insanlar gönderildi. ben bu insanlardan bir tanesiydim. gönderilen birinci takım ve ikinci takım hepimiz anti-terör, kontgerilla eğitimi almıştık. ve patlayıcı uzmanlığı eğitimi almıştık.

    bizim gidiş konseptimiz bölge'de ilk başta bir kaos ortamı yaratmak, belli başlı isimleri infaz etmekti. 93'teki kurulum 94 yılına kadar tamamen sivil insanları hedef aldı. bu insanlar dağda bulunan gerilla değildi. seçilen insanların zaten listeye baktığınız zaman yaklaşık yüzde 80'i aydın insanlar, üniversite mezunu ya da üniversitede okuyan insanlardı.

    gir-böl-parçala, arkasından birimi koy, sevdir ve yönet. örnek, tunceli (dersim) bölgesinde yaklaşık bir ay içerisinde işlenen 30 cinayet. tunceli'de karakola 300 m. mesafede bir insan kafasından vuruluyor. bölge ohal bölgesi, vurulduğu saat 8 ve faili meçhul bulunamıyor. affedersiniz tuvalete bile gitmek için askerden izin aldığınız bir bölge. okulların yakılması, at pazarı ve un fabrikasının yakılması var.

    25 kişilik timin başında

    bölge'de her tim 25 kişiden oluşur. birinci timin başkanı bendim. emir komuta merkezinden bir kişi geride bırakılır geride kalan 24 kişi 12 gruba ayrılır. ikişer kişilik gruptur ve birbirine zimmetlidir.

    üç tim çıkartıldı. üç tim 75 kişidir. 75 kişiden birer kişi komuta merkezine bırakıldı. bu kişiler iletişimi sağlar.

    timlerin hepsi özel harp daire başkanlığı'ndan emir alır. timlerdeki insanlar birbirini tanımaz, bizim timimiz "kurt timi" idi. "şahin ve atmaca" vardı.

    benim direkt emir aldığım kişi 93'te teoman koman'dı, arkasından osman önal geldi. osman önal bölge'de pek ılımlı karşılanmadı. açık söylemek gerekirse osman önal'ın halka karşı çok büyük bir eğilimi vardı. özel harp daire başkanlığı'nın istediği sistemi uygulamak istemeyen bir insandı.

    tunceli'de olaylar yaptık. elazığ'da, tokat'ta, sivas'ta yaptık. tokat'ta dehap'lı gençler vardı. dev genç denen örgüt vardı. dev genç'teki insanları birbirine düşürdük.

    katliamı özel harp dairesi örgütledi

    sivas'ta bir otel yangınına sebep olduk, madımak'ta. biz o zaman erzincan'da idik. poligon birliğinde ordu komutanlığının hemen arka tarafında. o zaman teoman koman vardı ve ordu komutanı bizzat poligon birliğine gelip bir birimin sivas'a gitmesi gerektiğini söyledi. helikopterle geldik ve sivas'a 11 km kala bir mezraya indik. askeri haritalarda koordinatları 58'e 47.

    iki gün öncesinde ordaydık. madımak oteli olaylarının çıktığı dönemde.
    bizi ordan iki otobüs aldı. iki grup halinde dağılım yapıldı. ilk etapta biz birinci tim şehir merkezinin dışında bırakıldık.

    13 kişiydik, herkes ikişerli gruplara ayrıldı. bir kişi geride bırakıldı. ve dağılım yapıldı, 6 grup halinde dağılımımız yapıldı. halkın arasında bayağı bir dolaşıldı. sivas otogarı'nda kontroller yapıldı. kervan denen bir bölge var otogarın üst tarafında, özellikle islamcıların bulunduğu bölge. amaç insanları oraya adapte edebilmekti, madımak oteli'nin çevresine. o dönem aziz nesin askeriye hakkında çok yazılar yazmıştı ve bulunan insanlar da askeriye hakkında çok bilgi sahibi olan insanlardı ve ellerinde bulunan bazı belgeler olduğu söylendi. bize belgelerin imha olması gerektiği söylendi. üç yazar özel hedefti, başlarında da aziz nesin vardı. duyum jitem'den geldi.

    islamcıları harekete geçirmek kolay oldu

    islamcıların içine girmek çok basit. iki kulhuallah bir bismillah çekersiniz islamcıların içindesiniz. islamcıları alevlendirmek çok kolay oldu. aziz nesin'in kitapları, sosyal hayatı islamcıları baştan sona rahatsız eden olaylar.

    sivas çok hassas bir bölge. alevilik üzerine ya da aleviler üzerine farklı evraklar sunduğunuz zaman önlerine çok farklı şeyler çıkıyor.

    iki gün içerisinde örgütleme yapılamaz, iki gün içerisinde daha farklı insanlar faaliyete sokulur.

    bizim bölgede yaptığımız en büyük olay insanların madımak oteli önünde toplandığı zaman taşı atmamız ve geri çekilmemizdir.

    yanlış hatırlamıyorsam altılı gruba ayrıldığımız timde beşinci gruptaki bir arkadaş ilk başta bir mermi sıktı. ve arkasından molotf kokteylleri, daha sonra madımak oteli'nin içerisine girmeye çalışan insanlar oldu.

    askeriye o konuda yetersiz kaldı ve olay beklenenin dışına çıktı.

    bir kişi yakalandı. o dava askeri mahkemeye getirildi. erzincan ikinci ordu komutanlığı'na. iki gün sonra da nasıl olduysa yangın çıktı, dosyalar yandı. basına sadece orduda yangın eğitimi verildiği yansıdı.

    madımak oteli'nin yanmasından önceki sahneleri televizyonda görüyorsunuz, silah çeken üç dört kişi var, hepsi farklı tarafa ateş ediyor hiçbiri otele ateş etmiyor.

    pkk'nin yok edilmesi için islamcı örgütler düşünüldü

    o dönemde pkk'nin yok edilmesini sağlamak amacıyla islami örgütler düşünüldü. bizim türk insanının belli bir zaafı var. allah peygamber dediğiniz zaman türk insanı ayağa kalkar ve ordu bunu çok güzel kullandı.

    toplumu yönetmek istiyorsanız ilk başta bölersiniz. sivas'taki amaç buydu ve orda beklenilen olmadı. çünkü ordaki amaç alevileri ve sünnileri birbirine düşürmek, kaos yaratmak. çünkü sivas bölgede stratejik bir konum taşıyor. erzurum, erzincan ve sivas bunlar askeriye için stratejik önem taşıyan bölgeler. bölgede bulunan bazı silahlardan dolayı.

    beklenilen olmadı orda aleviler ve sünniler bir arada yaptılar yapacaklarını, beklenenin dışına çıktı.

    sivas'taki görevi neydi?

    benim ordaki görevim askeri istihbarat teşkilatının işine yarayacak görüntüleri almak, kişileri tespit etmek ve iletişimi sağlamaktı.

    olay olduğu gün ateş eden insanlardan birisiydim. bir çatışma esnasında ele geçen 9 mm'lik bir silah. o silahla ateş edildi, hatta madımak oteli'nin camlarından bazı kurşunlar çıkarıldı, balistik incelemede gene kayboldu. çünkü hayalet bir silahı tespit etmeniz kolay değil. silah tekrar ordu içerisinde kullanıma geçti. ve en son hatırladığım bu silah gene birkaç olayda kullanıldı.

    biz yapmamız gerekeni yaptık. halkı ateşledik, halk olaya girdi ve timler bir anda geriye çekilmeye başladı. ve geldiğimiz yoldan aynı şekilde geri dönüşümüz yapıldı.

    bizim görevimiz sadece kargaşayı çıkartmaktı ama dediğim gibi kargaşa bizim beklediğimizin üzerine çıktı. yani böyle bir kargaşayı biz bile beklemedik.
    --- spoiler ---

    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=117454

    --- spoiler ---
    arif sağ: madımak oteli'nin yakılması devletin senaryosuydu
    erkan acar - 02.12.2004
    bağlama sanatçısı arif sağ, 1993 yılında sivas'ta madımak oteli'nin yakılmasının 'türkiye'deki irticanın boyutunu görmek isteyenlerce tezgahlandığını' öne sürdü.

    söz konusu hadisenin bant kayıtlarının tarafsız kişilerce yeniden incelenmesini isteyen sağ, olayların başlangıcı sırasında resmi elbiseli bir subayın rolüne dikkat çekti.

    sağ, iş bankası kültür yayınları arasında çıkan "muhalif bağlama" isimli kitapta sivas olaylarından aleviliğe, orhan gencebay'dan mesut yılmaz'a birçok konuda ilginç açıklamalarda bulundu. madımak olayında tek suçlunun yargılanan ve hüküm giyen 33 sanık olmadığını vurgulayan sağ, "onlar sadece saptanan ve yargılanan ve mahkum olanlar... gerçek suçlular nerede? bu olaya göz yumanlar, yangına körükle gidenler, müdahale etmeyenler nerede? en az yargılanıp idama mahkum olanlar kadar suçlular onlar da. belki devleti yönetenler o gün olaya ciddi baksalardı bugün 37 insanın acısı yaşanmayacaktı." dedi. devleti yönetenlerin sivas olaylarına seyirci kaldıklarının altını çizen sağ, yaşananları şöyle değerlendiriyor: "diyorum ki devlet irtica diye bir yapıdan giderek rahatsızlanmaya başladı. ama buna rağmen irtica diye bir gelişme vardı türkiye'de. irticacıların işi nereye kadar götüreceğini görmek isteyenler bu senaryoyu hayata geçirdiler; ama fatura çok ağır ve acı oldu."

    sivas olaylarının tarafsız insanlar tarafından yeni baştan incelenmesini talep eden sağ, o günle ilgili ilginç bir detaya dikkat çekiyor: "bant kayıtlarında her şey apaçık ortada. mesela o günlerde televizyonlardan izlediniz, gazetelerden okudunuz. üniformalı biri geliyor, arabasından iniyor, orada kalabalığın içinde kareli gömlekli bir herif var, oteli yakan. geliyor onunla öpüşüyor, arabasına binip gidiyor subay. olaya müdahale etmiyor."

    arif sağ'ın eşi ve annesi sünni

    annesi ayşe sağ ile karısı yıldız'ın sünni olduğunu anlatan arif sağ, aleviliği bir yaşam felsefesi olarak değerlendiriyor. sağ, fikrî açıdan sola kayışının 12 mart döneminde gerçekleştiğini anlatıyor. o tarihe kadar tek derdinin bağlamayı iyi çalmak, kentli olmak ve para kazanmak olduğunu söyleyen sağ, "o döneme 'aydınlanma dönemim' bile denilebilir. kendime geldim ve eski arif sağ'ı 1975'te mezara gömdüm." diyor. sağ, bu tarihten itibaren gerçek pir sultan anlayışını kavrayabildiğini belirtiyor. sol partilerde siyaset yapan sağ, anap eski genel başkanı mesut yılmaz'ı chp'lilere göre daha demokrat buluyor. arif sağ, "kökeninde turgut özal ve onun dünya anlayışı olmasaydı, mesut yılmaz da 12 eylül'ün bir ürünü, yapının bir devamı olmasaydı, belki ben yanında bile yer alabilirdim." diyor. sağ, müzik hayatına aynı dönemde başladığı ve istanbul'da bağlama kurslarına birlikte gittiği orhan gencebay'ı 'kendini geliştirmedi' diye eleştiriyor.

    alevi tekkelerinin devlet tarafından işletildiğine dikkat çeken sağ, tekke ve zaviyeler yasası'nın günümüze hitap etmediğini iddia ediyor. yasanın değişmesini isteyen sağ, türkiye'de sünnilerle alevilerin arasında tarih anlamında bir çelişki bulunmadığını belirtiyor. sağ şunları söylüyor: "türkiye'de yezid adında adam yoktur. eğer türkiye'deki sünniler, yezid'in ve muaviye'nin yapmış olduğunu tasvip etseydiler, sevseydiler, çocuklarına onların adını koyarlardı, koymamışlar. yani ben 'lanet yezid' demişim, sünniler de demiş."

    --- spoiler ---
  • bugün 2 yaşına basan bağımsız internet gazetesi.

    (bkz: allah uzun ömürler versin)
  • türkiye gibi bir ülkede bir medya kuruluşuna "bağımsız" ve "tarafsız" denilecekse bunu en çok hak eden kendileridir. müthiş bir iş çıkarıyorlar, helal olsun.
  • içeriğine laf yok lakin tasarım konusunda hala "gazete görünümü verelim ciddiyet rerörö" diyenlerin, times fontunda kalmış kafaların tasarımı yönettiği site.