şükela:  tümü | bugün
  • 1.1.11 den beri gözlerine tüm gözlerimle ile baktığımdır.
    halen bakışma aşamasındayız kendisi ile.
    kokusu, rengi, ışığı, tadı, sesi, dokusu, titreşimi, taze taze....
    bakıyoruz bakalımdır.
  • (bkz: tabula rasa)
  • "sadece iki entry mi girilmiş ?" diyerek üzüntüden kalp krizi geçirip ölecek ya da en iyi ihtimalle yataklara düşecek kadar hasta olacak gibiyim.
    böyle güzel bir yerli film için çok büyük haksızlık ..
    önce casttan başlayalım : başrolleri yiğit kirazcı ve bestemsu özdemir paylaşıyor.zerrin sümer,suzan aksoy , kevork türker gibi usta isimler hikayede çok önemli rolleri oynuyor.
    film isminden de anlaşılacağı gibi jhon locke felsefesine ait bir düşünceyle harmanlanmış, türk-ermeni ilişkilerine çok yerinde dokundurmalar ve eleştiriler yaparak saadet(rose) ve sinan'ın sıradışı bir buluşmayla filizlenen aşklarını konu alıyor.
    öyleki filmin açılışında gördüğümüz cümle filmin bir mini fragmanı gibi.
    "doğuştan kör bir insana bir küple bir küreyi elletseniz ve sonra birden gözleri açılsa , dokunmadan hangisin küre hangisin küp olduğunu bilemez." jhon locke
    sinan yazarlık yapma hevesiyle defalarca masa başına oturan fakat ortaya çoğunlukla pek bir şey çıkaramayan -bu noktada kendime çok yakın hissettiğim- alaladale , sıradan bir gençtir. film isminin daktilo stili karakterleriyle yazılması ayrıca beni etkilemiş bir ayrıntıdır. sinan, kaybettiği babasının lokantasını zoraki işletmekte olan başarısız , mutsuz ve bir o kadar yalnızdır. filmin ilk dakikaları ; çaresizliği , mutsuzluğu ve başarızlık hissiyatını aktarmada çok başarılı.
    saadet , yaşadığı bir travma sonucu hafızasını kaybetmiş ve şans eseri sinan ile karşılaşarak ona güvenme ve sığınma kararı alan -gerçek adının rose olduğu daha sonra ortaya çıkacaktır- ermeni bir avukattır. bu tanışma ve kaynaşma sonrasında olaylar birbirini kovalar ve rose'un gerçek hayatı hakkında gerçekler bir bir ortaya çıkmaya başlar. inanıyorum ki ; sinan'ın sıradışı bir olay ile tanıştığı saadet , sinan'ın hayatına renk katar iken bizim de akşamımıza güzellik katacak.
    velhasıl ; film son dk'ya kadar kişide merak duygusunu oluşturmaya devam edebiliyor. pekala bir çok sahneyi öncesinde tahminleyebilen ben, bu filmde yetersiz kaldım. ayrıca film boyunca , din, ırk ve gelenek/görenek ayrımı yapan toplumuza verilmiş cuk diye yerine oturan çok doğru ve güzel mesajlar veriliyor.
    bu kadar doğru mesajlarla dolup taşan , böyle güzel yüreklerden çıkan bir filmin yalnız kalması ve yeterince merak uyandırmaması beni çok üzdü.
    keşke böyle güzel projeler daha çok desteklense.güzel hoş bir akşam geçirmek için ideal bire film.üzmüyor, kırmıyor,kasmıyor,izleyiciye kıyamıyor..ısrarla tavsiye ediyorum.
    film içerisinde sık sık kendini tekrar eden çok güzel bir cümleyle yazımı sonlandıracağım:

    "yıldızlar içlerinde bulundukları galaksinin yörüngelerinde kalmaya mahkumdurlar.insanlar da öyledir. geçmişlerine mahkumdurlar. içlerinde bulundukları toplumların kural ve kaidelerinin dışına çıkamazlar."
    "bazen boş bir sayfa , yazılan onca şeyden iyidir.çünkü her bir cümle bir sonraki cümleyi etkiler."

    not: bilmeyenler için look at the 'tabela'

    tabula rosa ; insanın anne karnından çıkışına ya da boş levha anlamına gelmektedir.john locke 'un öğretisinde insan dünyaya bomboş gelmiştir.boş bir levha gibi..ve kişinin deneyimleriyle birlikte iç güdüsel yaklaşımları göz ardı ederek bu levhayı doldurması , işlemesi yaşam adı verilen formu oluşturmaktadır.

    (bkz: tabula rasa) , (bkz: jhon locke) , tabula rasa-vikipedi
  • az önce trt'de biten çok da sevdiğimiz filmdir, kadro tatlı, senaryo güzel.
  • ben bir senaryo uzmanı falan değilim ama filmin başında gerçekleşen kokoreç arabası kazası sonucunda kokoreççinin araba başında "gitti ekmek teknem" diye ağlaması kadar saçma bir sahne olamaz. kokoreççi adam alır o arabayı diker ayağa kaldırır kokorecini asar kanalına komürünü de yakar bakar ekmeğine. bu iş böylledir yani. kaldı ki arabası da duvara çarpıp devrildi sadece. saçma sahne hafif senaryolu bir film
  • filmin müzikleri için: youtube
  • filmin yarısından sonra izlemeye başladım fakat senaryo çok anlaşılır ve şu an ciğerim acıyor ya. yapmayın şöyle filmler! olan ağlaklara oluyor.
  • (bkz: ay çok romantik)
    bir de esas oğlan ağlarken çok üzüldüm.
    izlerken senaryoyu tahmin edebilme dışında, sevimliydi.
  • hayatımda izlediğim en gülünç senaryolu filmlerden biri. neydi o baştaki kokoreç arabası sahnesi ?? peki sinan'ın yazarlık triplerine ne demeli? mahalleli goygoyu ne gereksizdi, yıl olmuş 2018 hala esas oğlanlı mahalle geyiği. diyalogların inandırıcılıktan yoksunluğu mu, yazarın elinde kukla edilmiş halleri mi dersiniz, artık her tür ucuzluk dolu rezil ötesi senaryo.
  • şuan trt izleten film.
    çok duygusal, çok güzel bir film, tavsiye olunur.