şükela:  tümü | bugün soru sor
  • feedback'i olan, hissedilebilen araçları tanımlarken kullanılan kelime.

    örneğin normal klavyeler tactile iken, dokunmatik klavyeler hiç tactile değildir.
  • bir mekan algisi bicimidir aynı zamanda. mekanın nasıl gözükür oldugu degil nasil dokunulabilir oldugu uzerinden yaşanır. (bkz: görüngübilim) (bkz: fenomenoloji) ve bununla beraber kendi bedeninin o mekandaki hareketinin diger yuzey ve buyukluklerin bununla olan mesafesi ile iliskili olarak surekli tekrar degerlendirilmesi bazi durumlarda tactile bir duzlemde gerceklesir.

    neden bahsediyorum burda? nesnelerin büyüklükleri uzunluklarını düşünelim, bunların bir "nesnel" uzunluğu var -aslında bu dahi başka bir nesneye göre uzunluk da mevzu bu değil fakat bu da bir adım olabilir. şeylerin uzunluğu onlarla aynı "alanı" paylaşan diğer şeyler ile orantılanarak belli oluyor ya, biz de küçüklük büyüklüğü kendi bedenimize göre, ve onun aslında hareket potansiyeline göre algılıyor ve bilgiye dönüştürüyoruz. örneğin daracık derken aslında nasıl içinden geçmenin zor olacağı üzerinden bir genişliği anlıyor ve ifade ediyoruz ve aslında yaşıyoruz. bir odanın hacmini kendi hacmimize göre yaşıyoruz, bunu en çok çocukken yaşardık çünkü işlevsel olarak etraftaki hacimler, uzunluklar, mesafelerle uyumlu olmayışımız bize bu fark üzerinden şeylerin uzunluklarının aslında bir öznellik ile ilişkileri sonucu ortaya çıktığı bilgisini bize verirdi. nesnel kendiliğindenliğin öyle durar gibi gözükse de bir öznel yaşamsallığın bulunuşunun adeta izlerini taşıdığını ve analitik izole kendinden bir varlık gibi gözükseler de aslında o an görülmese de onun uzunluğunun efektif sebebi olan bir özneliğin varlığını hissederdik. çocuk dünyası böyledir, nesnelerin arasında gezse de aslında biraz büyüklerin dünyasında yaşadığının farkındadır. ancak burda oyun ile, veya kendi haline bırakılmış köşeler, kenarlar, yastık altlarında çocuk yeni büyüklükler ve uzunluklar yaratarak yeni bir dünya yaratır, çünkü kendi bedeni bunu arzular, vücudu çünkü bir taşkınlık ile ancak kendisi, akmayan çeşme olur mu, doğmayan güneş olur mu gibi...

    bunu en cok kisisel alan -evet personal spaceten cevirdim- normlarinin uyusmadigi durumlarda fark ederiz. bikaç sene önce istanbulda trende hangi ülkeden olduğunu bilmediğim bir arap ailenin bireyleriyle yaşadığım sinir muharabesi tam olarak tactile mesafeyi kontrol eden normları paylaşılmamasından kaynaklanıyordu. kıpırdarken ne kadar benim bedenimin yakınından geçebilirsin. burda zihin zorlayan şey aslında o bireyin sizinle yakınlık, uzaklık ve doğru karar mesafenin yaslandığı ortak kartezyen bir koordinat sistemine sahip olmaması (doğru mesafe hangisi onda anlaşamama değil yani). o noktada (nokta kesişimlerden ortaya çıkar, (bkz: şiddet/güzellik)) sizinle aynı geometrik tactile sisteme sahip olmayan bireyle nasıl koordine olacağınızı bilemezsiniz. heyecanların büyük bir kısmı da kişiler arası tactile alan üzerinde nasıl oynandığı, biçok insan beden "dili" diyerek ayrık nesne ifade eden sinyallere indirgedi bunu halbuki o dinamik süreçte yakınlık, uzaklık üzerinden hamuru yoğunluk olan bir durum teneffüs edilir.
    bir de not: finlandiyalı ellilerinde kareograf bir arkadaşım türk polisiyelerini izleyip insanların bedenlerini dizideki mekanlara göre nasıl oynattığını gözlemliyor ve türk insanının beden hareketlerini ilginç buluyor, ve ben de ilgisini paylaşıyorum.
    burda tactile/dokunsal, görsel, işitsel, etik bi çok konumlanma birbirine karışıp yorumlanıyor. en basitinden bedeninizi başkası varken nasıl oynattığınız ile yalnızken nasıl oynattığınız farkından, bedensel farkındalığın niteliklerini araştırmaya başlayabilirsiniz.
    üst üste binen üsluplar ve budamalarla çok garip bir hale geldik. bunların okumasını yapacağız elbet bir gün.
    yani yunanistana gidildiğinde insanı, beni memnum eden şeylerden bi tanesi de bu paylaşılan fenomenolojik dokunsal sosyal mekan kurgusu oluyor. insan oğlunun bunu kendine öğrettiği en uç nokta da işte sirtaki, halay, zeybek gibi şeyler. bunlar "artık" ne ifade ettiğini bilmediğimiz "dans"lar değiller. ve gösteri! de değiller. toplumsal yöntem olarak tactile yan yana gelişler aslında...
    yani dokunsal olan görsel/gösterisel olanın ilginç bir üst üste gelişi ve hareket oluşturması.
    sürekli yeniden yaratılması, sürekli yeniden yaratılması...