şükela:  tümü | bugün
  • güzel bir şarkıdır efendim. belki bir başka adı vardır fakat, o zaman da güzel bir nakarattır deriz.
  • yapı kredi sanat hedesi*'nden çıkmış hanım besteciler adlı cdnin en güzide eserlerinden biri.
  • hicaz makamında, semai usülünde yazılmış bir eserdir.
  • güzide taranoğlu'nun yazdığı güfteye, muzaffer ilkar'ın yaptığı hicaz bestedir:

    tadı yok sensiz geçen ne bahârın, ne yazın
    kalmadı tesellisi ne şarkının, ne sazın
    sarıldım kadehlere, dermân olur diyerek
    kalmadı tesellisi ne şarkının, ne sazın
  • behiye aksoy yorumu fevkaladedir;

    http://www.youtube.com/watch?v=cvpibrynwpe
  • evvela şarkı sözlerini ve bilgilerini yazayım sonra konuya dalayım:

    makam: hicaz
    usûl : semâi
    beste: muzaffer ilkar
    güfte: güzide taranoğlu

    "tadı yok sensiz geçen ne bahârın, ne yazın
    kalmadı tesellisi ne şarkının, ne sazın
    sarıldım kadehlere, dermân olur diyerek
    kalmadı tesellisi ne şarkının, ne sazın"

    özdemir erdoğan da icra etmiş; şarkının hakkını vermiştir. benim takıldığım nokta bir başka:
    normalde "ne ... ne" kalıbının kullanıldığı cümlelerin yüklemleri olumlu olmalıdır. anlam bakımından olumsuz olması isteniyorsa. oysa bu şarkının güftesine baktığımızda ne görüyoruz?

    "tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın"
    türkçe kurallarına göre anlamı şu:
    "sensiz geçen baharın da yazın da tadı var, harikalar"
    oysa cümlenin gelişine gidişine ve hatta şarkının iç yakıcı nağmelerine bakınca görüyoruz ki anlamı bu değil, o meşhur galat'a düşmüş ve "ne ... ne" kalıbını hatalı kullanmış güftekâr. fakat buna yanlış da diyemiyoruz pek. niçün? çünkü cümlesi devrik. gayet estetik, devrikliği sayesinde anlamı kuvvetlendiren bir kullanım söz konusu.

    cümle şöyle olsaydı:
    "sensiz geçen ne baharın ne yazın tadı yok" o zaman kulak tırmalayıcı olurdu. doğru kullanım burada şu şekildedir:
    "sensiz geçen ne baharın ne yazın tadı var".

    şarkının bir dizesinin ıncığını cıncığını çıkarma cüretini kendimde bulmuş olmanın getirdiği utanca entryi bitirirken, dinlemenizi ve dinletmenizi tavsiye ederim. benim gibi mana'ya takılmadan.
  • türk sanat müziğinin pek bilinmeyen çok güzel bir eseridir. behiye aksoy, özdemir aksoy ve şaşırtıcı bir biçimde semih saygıner çok güzel söyler.
    anlatım bozukluklarına takık olan ben her dinleyişimde ne.. ne kalıbının hatalı kullanımına kafa yoruyorum.. anlatımı güçlendirmek, besteye uydurmak, ahengi bozmamak gibi bahaneleri ard arda sıralasam da kendime her dinleyişimde o noktaya takılmadan edemiyorum. onun yerine keşke tadı yok sensiz geçen hem baharın hem yazın mı deseydi; tadı var sensiz geçen ne baharın ne yazın mı deseydi diye düşüncelere gark oluyorum. ajda pekkan'ın ne tadı var bu dünyanın ne hayatın ne rüyanın şarkısını anıyorum sonra bir fasıl, keşke bunun gibi olsaydı diyorum. sonra diyorum '' yahu adam dertten kederden gözü görmüyor, kulağı duymuyor, alkolik oluyor, berduş oluyor,dünyaya küsüyor; senin takıldığın şeye bak.'' böyle böyle bitiriyorum epi topu bu 4 mısralık eseri, bu kısacık şarkıyı.

    yine de bu şarkıyı bana göre eksiğiyle gediğiyle çözümlediğim için çok çok seviyorum. . dilin çekilmiş dişin oyuğuna gitmesi gibi, elin ipi kopmak üzere olan düğmeye gitmesi gibi seviyorum.
    şarkıya insan muamelesi yaptım ama bir insanı sevmek de böyle birşey değil mi zaten ; senin görüşüne göre yanlışını , eksiğini, sana ters geleni bilmene ,görmene rağmen sevmek , onlarla sevmek...
  • ferdi ozbegenin yorumu ise pek bi sahanedir, soyleki;

    kalmadı tesellisi, ne sarkinin ne sazin..

    http://www.youtube.com/watch?v=ziwc0rsrlqa