şükela:  tümü | bugün
  • arzuların en temizidir. hele hafta sonu sabahin korunde basliyorsa...

    yapma demiyoruz hobi olarak yine yap diye lafa girip sonra komsuya girilebilir.
  • 18 yıldır vurdulu kırdılı ciddi tadilat yapmayan bir eve ilk kez banyo-tuvalet yaptırılacaksa, uygun olmayan arzudur.
  • paylaştığım arzu. tadilat aşkı çoğunlukla, işsiz güçsüz emeklilerin ya da ev hanımlarının canı sıkıldıkça evi değiştirme heveslerinden ileri geliyor. bunlar bahar gelince feci azıyor özellikle. ilk başlarda duvar yıkılırken ve matkap kullanılırken dehşet ses çıkıyor. işte o zaman benim de şiddet duygularım tavan yapıyor sonra nispeten hafifliyor
  • 5 yıldır durmaksızın etrafında inşaat yapılan evimde komşunun çıkardığı sesi muhtemelen duymayacağımdan hissetmeyeceğim arzu... sabah millet horozla, börtü böcek sesiyle uyanır, sevgilisi öper, biz ustaların eskavatör sesiyle uyanıyoruz mınaki...
  • asansörde durduk yere sizle muhabbet girişimi içinde olan komşunuz varsa kesinlikle yüz vermeyin. muhtemelen gece gündüz demeden yapacağı hayvani gürültüleri naif bir şekilde karşılamanız için yapıyordur. bunu daha sonra asansörde yakalayıp hobi atölyesine mi taşındığınızı sanıyorsunuz demenizde fayda etmeyecektir. gürültü yapmadan önce çocuğunu gönderiyor bu seferde kusura bakmayın diye.

    yine asansörde tek yakalayıp bu arzunuzu gerçekleştirin. olumlu yanları yok değil. kapıcı unuttuğunuz aidat vs.. hatırlatmaya cesaret edemiyor mesela. üst komşucuğumda çocukları fazla gürültü yapınca sizle karşı olan olası ikinci maç için onlarla antrenman yapıyor.
  • o da bişey mi. bizim evin altında sıbyan mektebi var. her haftasonu hep bir ağızdan ilahi söylüyorlar bağıra bağıra.
  • bir sabah uykunuzdan "hay ananı... deprem oluyor" diyerek sizi yatağınızdan fırlatan bir gürültüyle uyanırsınız. ilk on saniyelik dalgınlığın ardından fark edersiniz. evet olmakta, uzun süredir düşündüğünüz, zihninizin karanlık köşelerinde kalmış kaçınılmaz son gerçekleşmekte...

    bütün kötü hikayelerin başlarındaki gibi bu hikayenin başı da güzeldi. üst kat yıllardır bomboş durmakta, üst kattan herhangi bir gürültü gelmemektedir. istediğiniz gibi gürültü yapabilmektesinizdir, çünkü alt katınız da boştur. aman tanrım, bu nasıl peri masalı.... her korku filminde olduğu gibi, gülen, neşe saçan insanlar vardı. o şişko, o kapıyı açmadan önce herkes mutlu mesut yaşıyordu. ama o şişko, o kapıyı açtı ve mutsuz günler; hatta haftalar başladı. yıllardır boş olan ve satılmaya satılan üst katınızdaki ev satılmış ve yeni ev sahipleri, yeni evlerinde tatlı güzel bir tadilat yapmakta.

    ilk başta medeni insan eğilimin size dayattığı o müthiş dürtüyü hayata soktunuz: "olur ya insanlık hali" dediniz. işte dostum sen, evet sen medeni insan... sen, ben, tatlı komu ayşe teyze, emekli salih öğretmen... biz işte o gün kaybettik. kuralları en başta koymadık, empati kurduk, işte biz o gün kaybettik.

    kırma olaylarının büyükleri en başta gerçekleşti. iki günlük bir sabrın ardından, oh işte rahatım dediğim andayım. korku filmlerinde hiç öyle olmaz oysa ki... o şişko o kapıyı açtı, grubun zayıf halkaları öldü, başroldekiler kendini bir şekilde gün yüzüne attılar ve rahat ettik sandılar... toprağın onları ayaklarından tutup aşağıya çekeceği hiç akıllarına gelmedi.

    beni de aşağıya çekti.

    şıp,

    şıp,

    şıp,

    şıp...

    benim gibi değişmeyen ve ritmik seslere kıl oluyorsanız artık bu süreç daha zor. evet üstüne bastın medeni insan. üst kattan su damlatıyor... bunu fark eden ben, yine medeni insan dürtülerime kurban gittim, olabilir yahu inşaattır neticede dedim. hemen müdahale etmeleri için yukarıya çıktım, "abey biz elektrikçiyiz" diyen tiplerle karşılaştım. e hadi çok bir şey değil çok az, yarın konuşuruz artık. ama yo! hafta sonu olması sebebiyle tadilata ara vermişler. ve evet, yeni komşularınız da medeni dürtülere sahip insanlar. hafta sonu durdurmuşlar. bu şekilde kalsın hafta başı konuşuruz madem... korku filmlerinde hiç böyle olmaz. esas oğlan ve esas kız kalana kadar herkesin başına bir iş gelir.

    cumartesi günü sabah evden çıkarsınız, kafanızda evin sorunları yoktur. çünkü bugün cumartesidir, çünkü bugün güzel bir gündür. korku filmlerinde size kendinizi iyi hissetmenizi sağlamak için tanınan bir zaman aralığı gibi bir cumartesidir. eve geldiğinizde

    şıp,

    şı şıp

    şıp

    şı şıp

    şıp...

    ve evet artmıştır. artık sadece banyoda da değildir. salonun bir köşesinden de su akmaktadır. ve beyniniz hemen sizi o dürtüden sıyırır, esiri olduğunuz medeni insan dürtüsü. bu küçücük anda hemen başka bir arzu ile boğuşmaya başlarsınız; tadilat yapan komşuya tekme tokat girme arzusu...

    bir umut evde kimse var mı diye yukarıya çıkarsınız. her klişe gibi bu da aynı sonla biter evde kimse yoktur ve işte aklınıza o parlak fikir gelir. rüştü'nün yediği her golden sonra ofsayt umudu gibi bir umutla yöneticiye gidersiniz, yeni taşınacak komşunun telefonu olup olmadığını sorarsınız ve fakat peri masalı bitmiştir bir kere. lakin, o gözünün altına kara kömür süren adamın ümidi vardır sizde, bir umutla ev sahibinizi ararsınız... bu da mı ofsayt değil be... hayır bu da ofsayt değildir çünkü karşınızda ofsayt osman yoktur. ev sahibiniz yeni taşınacak kişileri tanımamaktadır. fakat yan hakemin bir an duraksaması ile "belki mi" diyen rüştü gibi yine büyük bir umuda kapılırsınız. çünkü ev sahibiniz size evi satan kişileri tanıyabilecek birine yönledirir. ne bir isim, ne bir sima... sadece bir apartman ismi.

    korku filmlerinde esas oğlan kötü adamı vurmak için silahı ateşleyecekken silah tutukluk yapar. esas oğlan tetiğe bir daha basar, bir daha basar, bir daha...

    önünüzde bir sürü zil durmaktadır. hangisine basacağınızı bilmemektesiniz. gözünüzü kapatıp silahın ateş almasını bekleyene esas oğlan misali fütursuzca basarsınız bir tanesine. ve evet... silah ateş almıştır. doğru zile bastınız, bu da mı gol değil be...

    evi satanı öğrenirken, meraklı melahat misali her şeyi öğrenmek isteyen teyzenin sorgusuna maruz kalırsınız. ev sahibinizin durumundan evli olup olmadığına kadar her şeyi sormuştur ama olsundur emelinize ulaşmışsınızdır. ikinci seviyeyi geçip üçüncüye göz kırpmaktasınızdır.

    evi satanı ararsınız, gta'da ülkeler yeni açılınca yapılan basit bir görev gibidir bu, çabuk hallolur ve yeni ev sahibinizin telefonunuzu alırsınız.

    ve evet, korku filmlerinin sonunda esas oğlan hep kazanır. rüştü'nün yediği her golden sonra ofsayt umudu da sizde olduğu için bu iş bitmiştir. artık sıra prensesi kurtarmakta.

    ilkinde açmayınca tereddüt edersiniz ikinciye arasam mı acaba diye. çünkü medeni insan dürtüsü tüm benliğinizdedir ve insanları rahatsız etmek istemezsiniz. bu kadar ince düşünenin başında ince hastalık olur... o yüzden ararsınız ve ulaşırsınız, tatlı bir şekilde sizinle konuşup birazdan geleceğini söyler. evet, bu sefer yan hakem damalı bayrağını yere paralel bir şekilde kaldırmıştır.

    yeni komşunuz gelir, güzelce akan yerleri gösterirsiniz fakat o da ne? yeni komşunuz bunun kendisinden kaynaklandığını kesin olarak kabul etmekle birlikte, borçların tehirini talep eden çipras edasıyla pazartesi tesisatçıların evde olabileciğini söyler. işte o bir saniye yine vücudunuzu o dürtü ele geçirir;tadilat yapan komşuya tekme tokat girme arzusu. fakat iyi niyetli yaklaştığını görürsünüz, bu arzunun hakkı bende saklı kalmak koşuluyla dersiniz* pazartesi görüşürüz...
  • pazartesi sıhhi tesisatçılar gelene kadar o dairenin su vanasını kapatın, nasılsa kimse yok.
    pazartesi de açıklama yapan bir notu kapılarına bırakıp işinize öyle gidin.
    gayet medenice çözümlenir.