şükela:  tümü | bugün
  • yetmisler'in basindan duble bir can plagi.. ekibin ege bamyasi ve future days'le birlikte yerlere goklere sigmadigi uc albumden biri.. tripik birer destan gibi her biri plagin bir yuzune yayilmis halleluwah, aumgn gibi uzun havalar; paperhouse, mushroom gibi sizma kraut siirleri.. klasik schmidt/karoli/czukay/leibezeit/suzuki orkestrasi tam kadro sahnede..
  • bir kaoma şarkısı. klibi tabii ki sahilde geçer, kızlar erkekler tren yapardı.
  • lambada yla ünlenmis kaoma sarkisiydi kendisi..o zamanlar kücüktük hetta kuzenle birlikte tago mago dansi uydurmustuk kendimize..bu g stringlerinde ilk boy gösterdiği zamanlardi..klibine hatirlamiyorm ama best model of the world lerden birine gelmişti kaoma bu parcayi söliip g stringli popolarini göstere göstere eteklerinin altindan herkesin agzinin suyunu akıtmışlıkları vardı..

    pek eglenceliydi pek..
  • paperhouse
    mushroom
    oh yeah
    halleluwah
    aumgn
    peking o.
    bring me coffee or tea

    tracklist li bir adet can. gözlemlerim isiginda bircok dinleyiciyi aumgn ve peking o sularinda soguklara maruz birakmis bu hususta yalniz olmadigimi ispatlamistir. bahsi gecen avant garde gürültü kümeleri tago mago yu tago mago yapan unsurlar midir? belki de öyleler. belki de degiller, halleluwah dan bring me coffee or tea ye direk ucu$ mümkün. bu sefer bir future days yüksekliginde.
  • zannımca sadece içindeki oh yeah parçası ile bile efsane olabilecek can albümü.
  • '70li yillara isinlanmak istememin sebebi.
    gunumuz muzigini cope atsak, geriye bu ve benzeri albumler kalsa hicbir sey eksilmez hayatimizdan.
    18 dakikalik aumgn ile cikacaginiz yolculuk tarifsiz guzellikte olacak! neler duydugumuzu biraraya getirebilsek keske!
  • albüm dinlemeyi seven bir insanım. sanatçının / grubun o dönem yaşadıklarını ve hissettiklerini aktarması için harika bir medyan olduğunu düşünüyorum. yalnızca bir şarkıdan bu tarz çıkarımlarda bulunmak zor, ancak bir albümden eser sahibi hakkında birçok bilgiye ulaşmak mümkün zira parçaların nasıl sıralandığı bile albümü bambaşka bir hale sokmak için yeterli.

    bu sevgim sayesinde yüzlerce albüm dinledim (510-530 albüm civarında dinlediğimi düşünüyorum). zilyonuncu kez dinledikten sonra söyleyebilirim ki, tago mago bugüne kadar dinlediğim en iyi albüm.

    ilk dinleyişimde de çok beğenmiştim ama favori albümüm olacağını hiç düşünmemiştim. aumgn ve peking o parçalarının art arda sıralanmış olmasının albümün momentumunu etkilediğini düşünmüştüm. bunun can grubu dahileri tarafından kasıtlı yapılmış bir hamle olduğunu anlamam için albümü birkaç kez daha dinlemem gerekti. sonra albüm kendini iyice sevdirmeye başladı.

    sürekli tekrar eden ama hiç tekrar etmeyen parçalar, uçsuz bucaksız davullar, damo suzuki’nin eşsiz vokali, albümün genel özgüveni ve akışı... bunlar tago mago’yu kusursuz bir albüm yapan nedenlerden yalnızca bazıları.