şükela:  tümü | bugün
  • içinde bulunduğumuz dönemi en iyi tanımlayan kelime öbeği. hoşgörü, saygı, empati gerçekten de günümüzde ciddi manada ihtiyaç duyduğumuz şeylerin başında geliyor, zira birisine gösterdiğimiz saygıyı veya tahammülü tevazu olarak görüyoruz ki aslında bu tür farkındalıklar insanda zaten verili ve kodlanmış olar geldiğine inananlardanım. sokakta bireyler bir digerini kendisi açısından uzlaşılamayacak olarak niteleyerek ötekileştiriyor veya kodluyor. sanki sabahları olabildiğine hırçın ve öfke dolu uyanıyoruz; herhangi bir hataya, eksikliğe tahammülümüz yokmuş gibi haliyle de bunlarla karşılaştığımızda daha bir vahşileşiyoruz tabi ki bunda tüketim toplumunun da etkisi var muhakkak. çünkü gelişen hizmet sektörüyle birlikte insanlar herşeyi zamanında tam ve kusursuz olarak tüketmek istiyor, burada kitlesel medyalarda dönen reklamların etkisi yadırganamaz şüphesiz. işte bütün bu etmenlere ek olarak icebergin altındakiler de eklenince insan toplumlarını bırak yurtta sulh cihanda sulh vecizesindeki gibi birlik olabilmelerini en küçük organizmalarına kadar bölünerek, kendi içinde tutarsız, mutsuz, öfkeli, nefret dolu bir hal aldığı kaçınılmaz olarak gözlemlenebiliyor.
  • kapitalizmin, üretip dikte etmeyi sürdürdüğü endüstriyel kültür - frankfurt okulu- özellikle son altmış yılın üretim - tüketim ilişkilerini onarılamayacak bir şekilde tüketimin lehine, kilit hale gelen kitle iletişim araçları vasıtasıyla allayıp pullayarak bozmuştur. öyle bir görüntü çizilmiştir ki sanki üretim, görünmez bir el tarafından gerçekleştirilirken, sonsuz ihtiyaçları ise, en iyi kalitede, en ucuza ve en hızlı şekilde temin edebileceğine dair bir algı ve yargı yaratmıştır küresel toplumda. küresel toplum ise, kitle iletişim araçlarının sosyal medyaya evrilmesi ile birlikte, kendisine sunulan ürünler arasından en iyi seçimi yapan rasyonel varlık misyonunu, her türlü insani duygudan uzaklaşarak sürdürme gayesi taşımaya başladığı için olabildiğine bencilce davranmakta ve kendi çıkarlarını maksimize edebilecek en uugun ortam için mücadele etmektedir. bu ortamda üreten, işini kusursuz ve mümkün olan en kısa zamanda yerine getirmek mecburiyetindedir ki - bu aşırı baskı oluşturmaktadır- biricik tüketici memnun kalabilsin. reel dünyada bu her zaman ne yazık ki gerçekleşmediği noktada kişiler arası tahammülsüzlük meydana gelmekte ve bu birikimli bir şekilde büyüyerek, süreklilik arz etmeye başlamaktadır.