şükela:  tümü | bugün
  • aziz yardımlı türkçesi'nden hallice olan türkçe. ancak hallice oluşu onun muteberliğine kendi başına bir karine olarak görülemez. kısacası, seçenekler arasında en kötüsü aziz yardımlı türkçesi ise tahsin yücel türkçesi de ondan sonra ikinciliği zorlar.
  • (bkz: aktöre)
    (bkz: us)
  • (bkz: tansık)*
    (bkz: söylen)*
    (bkz: uyumsuz)*
  • kesinlikle dikkat edilmesi gereken bir türkçe katliamıdır. görüldüğü yerde kitap bir sahafa kakılmalı kesinlikle okunmaya çalışılmamalıdır. önemli kitapları çevirmeye kalktığı için (bkz: yaban düşünce) (bkz: sisfos söyleni) kendinizi (gerçekten olabilirsiniz ama tahsin yücel türkçesi kanıt olarak kullanılamaz) aptal hissetmenize sebep olacağından çok tehlikelidir.

    gördüğüm yerde de uyarırım.

    albert camus çevirilerine tekel kurduğundan (bkz: sisfos söylencesi) ülkemizde camus'nün türkçe okuyan benim gibilerce çok geç düşünülmesine sebep olan bir düşünce katilidir.

    şuraya net bir şekilde yazayım: absürdü absürd diye çevirmenizde bence* bir sakınca yoktur ancak aynı yerde hem uyumsuz hem de saçma diye çevrilmesi kavrama ihanettir.

    fransız dili ve edebiyatı bölüm başkanı olması hasebiyle fransızca-türkçe çevirilerde genel bir sıkıntı olduğunu düşünüyorsam da türkçe dilinde yazdıklarına okurları karar vermelidir. bulaşamadım.

    (bkz: kötü çevirmenler)
  • "bazı bazı" zarfının, okundukça insanı sinirlendiren sıklıkta kullanıldığı türkçe.

    hocam yapmayın allah aşkına. balzak okurken, aklıma nilüfer'in şarkısını getiriyorsunuz.
  • söylendiği gibi özellikle albert camus çevirilerinde gerçekten çok zorlar insanı. kendisine ait yalan isimli romanı bitirmenin işkence haline geldiğini bilirim sırf bu türkçe yüzünden
  • absürtuyumsuz olarak çeviren türkçedir. absürt nere, uyumsuz nere...
  • fethi naci'nin de dalga geçtiği türkçe. tahsin yücel'in burjuva yerine kenter kullanmasını "akıllara kenterler tiyatrosunu" getiriyor diyerek sarakaya almıştır büyük usta.
  • ağır takıntılıyım başladığım bir kitabı yarım bırakmama konusunda, öyle bir durumda yemeden içmeden kesilebilirim, içime dönüp, boş gözlerle bakmaya başlayabilirim,gözüm seğirmeye başlar falan. bu sebepten bazen hazzetmesem de bir kitaptan ya da ağır da gelse ne yapar ne eder bir şekilde tamamlar üstüne hatim duamı eder huzura ererim. ama arkadaş, olmuyor işte. baştan okuyorum bırakıp sondan okuyorum, bazen alta ben geçiyorum, sonra çevirip ağzına veriy..... pardon,konu bu degildi. neyse işte çabaladım yani her yolu denedim, çapsızlığın kendimde olacağını zaten aşağı yukarı ilkokul yıllarımdan beri zaten kabullenmiştim ama yok artık o kadar da değil. (bu arada bahsekonu kitap sisifos söylencesi) zaten ağır karmaşık bi kitap, onu da sağolsun tahsin yücel çevirmiş orhun yazıtlarına.
  • başlığı görmemle yüzüme gülümseme oturması bir oldu. yalnız değilmişim ! evet, tanıma geçelim...
    muştulamak , tanıt, uslamlama , söylenbilim, görüngübilimsel, balkımak...bu kelimelere ve nicesine - ki favorim tansık idi - sisifos söyleni'nde yer vermiş olan çevirmen. kitabın sonunu zor gördüm. araya başka kitap aldım vesaire. sisifos'u bitirmeyi başarınca da hafifledim, hayata daha sıkı sarıldım !
    şaka bir yana...yeni kelime öğrenmeyi severim ve tahsin yücel'e saygı duyuyorum dağarcığıma katkıda bulunduğu için ama felsefik kitaplarda akıcı okumaya ve özümlemeye sekte vuruyor bu âri türkçe.