*

şükela:  tümü | bugün
  • tahtaci da halk tabiriyle alevi manasına gelir.
    genellikle ege de ormancılık ve odun işçiliği ile uğraştıklarından tahtacı olarak anılırlar.
  • eskiden yörük olan, bugünse çokluğu yerleşik ege ve akdeniz yaylarının alevi türkmenleri.
  • semâhı da vardır.
  • çepniler ile beraber anılırlar genellikle.
  • kuzey ege'den başlayıp doğu toroslara kadar uzanan ege ve akdeniz kıyı şeridinin iç kesimlerinde ormancılıkla geçinen ve hızla yerleşik hayata geçen türkmen alevi topluluğudur. genellikle iktidar tarafından hor görülmüşler ve dışlanmışlardır. zaten tahtacılar da osmanlı boyunca devletten uzak durup kendi içlerine dönük bir hayatı tercih etmişlerdir. bu nedenle askere gitmemek için çoğu kez acem veya kıpti (roman) olarak kendilerini nüfusa kaydetirmişlerdir. çepni aşireti ile alevilik ve türkmenlik dolayısıyla ortak noktaları olmakla birlikte çepni aşiretinden oldukları iddiası gerçeklik taşımaz.
  • toplu olarak kendi köylerinde/mahallelerinde yaşarlar.tahtacı olmayanlara kız vermezler ve dışardan kız almazlar.
  • (bkz: musa eroglu)
  • kızılbaşların yörük türkmenlerine "tahtacı" adı verilir. bir yerde yerleşmemişlerdir. çadırlarda yaşamakta, sürüleri ve özellikle ormanlarda kerestecilikle geçimlerini sağlamaktadırlar.

    tahtacıların ocaklarındaki pirleri yaz aylarında onları ziyaret etmektedir. tahtacıların pirlerine "yanın yatır" denilmektedir.

    tahtacılar anadolu'ya horasan'dan gelmişlerdir. bir kısmı bağdat yakınlarına, çoğu da çukurova'ya yerleşmişlerdir. anadolu'da yaşayan tahtacıların 150 bini aştığı ileri sürülmektedir. kadınları kilim, halı ve aba dokumaktadırlar.
    ayinlerini çadırlarda yapmaktadırlar. adetlerini hala yaşatmaktadırlar. tavşan eti yememekte, hindiden hoşlanmamaktadırlar.

    "sarı kız" efsaneleri ünlüdür. bütün tahtacı kızılbaşları sarı kız'ı kutsal saymaktadırlar. tahtacıların her ferdi yedi yılda bir kere sarı kız'ı ziyaret etmeye mecburdur. çanakkale'deki kaz dağı'nı bu amaçla ziyaret edenler sarı kız'ın nefes evladı sayılırlar. nefes evladı demek tarikata dahil olmak anlamına gelmektedir. antalya'da yaşayan tahtacılar 23 ağustostan 11 eylüle kadar sarı kız'ı ziyaret etmektedirler. edremit tahtacıları ise sarı kız'ı her yıl ziyarette bulunmaktadırlar.

    tahtacılar ilkbaharda çadırlarını bozarak yaylalara, ormanlık bölgelere hareket etmektedirler. ancak hepsinin hedefi sarı kız tepesidir. burada toplanmakta, günahlarını affettirmektedirler. sarı kız tepesinde ziyaret edilen bir çam ormanıdır. buraya "köşk bağı" adı verilmiştir. aynı yerde taşlardan yapılmış bir de mağara vardır. burası "sarı kız mabedi"dir. tahtacı çadırları yarım ay şeklinde sarı kız yatırına doğru iki dizi halinde kurulmaktadır. mabedin yanında sadece dedenin çadırı bulunmaktadır. oba bu şekilde tamamlandıktan sonra tören başlamaktadır. tahtacılar teker teker sarı kız mihrabı'nın önüne gelerek sağ yana yatmak suretiyle yeri, kapının yanında duran dedeye doğru yedi kez sürünerek yaklaşıp önce dizini sonra elini öpmektedirler. arkasından izbe halindeki karanlık mabede sağ yanları ile sürünerek giren tahtacılar, beyaz mermere örtülü yeşil çuha üzerinde duran alaca derneği yedi kere öpmektedirler. aynı şekilde geri dönerek kapıya varmakta, dedeye niyaz ederek ayağa kalkmaktadırlar. sarı kız adağı olarak sunulan kurbanlar teslim edilmekte, ayrıca oymak beyinin çadırında "imam hakkı" olan adakların vergisi verilmektedir.

    akşam olunca sofralar kurulmakta, büyük bir ateş yakılmakta, kesilen kurbanlar pişirilerek sofraya getirilmektedir. sazlar çalarken şarap bardakları elden ele dolaşmakta, geç vakitlere kadar içilip eğlenilmektedir.
    ertesi gün göç başlamaktadır. buna "dönüm göçü" denilmektedir.*
  • freko durumu şöyle anlatmış idi:

    80'lerin sonlarından 90'ların ortalarına kadar beyoğlu ve özellikle istiklal caddesini islah etmek, itten kopuktan kurtarmak yüce davasıyla yıllarca görev yapmış sivil polis ekiplerinin kod adı.. böyle anılmalarının sebebi, istiklal caddesinde bahsedilen tarih aralığında hava kararmasını müteakip yoldan geçen herkesi ellerindeki kalas ufağı sopalarla evire çevire dövmeleriydi.. hışımlarından birçok kurunun yanında yaşlar da nasibini almış, ofisinden geç çıkmış kelli felli bir avukat da sopalarını yemiştir örnek olarak.. o tarihlerde istiklal caddesi henüz trafiğe açık olduğu için, gene örnek verelim, pera palasta işi bitmiş bir kimse taksime gidecekse ve hava kararmış ise mecburen taksi ile bu mesafeyi aşmak durumundaydı..

    bir bakıma vahşet gibi görünse de, bu planlı çalışma sonucudur ki bugün insanlar kızlı-erkekli, hatta sadece kızlı ya da kız başına istiklal caddesinde gecenin üçünde fink atabilmekte, ara sokaklarında barlar tıklım tıkış iş yapabilmektedir..

    son zamanlarda bölgede görülen yoğun suç artışı bu adamların yakın tarihte yeniden göreve dönebileceklerini akla getirmektedir.. bu durumda yanan yaşlardan olmamak için üste başa itina göstermek, yerli yersiz nara atmamak gerekecektir*..

    yok böyle bişii diyecek olanlar, aktüel dergisi arşivlerini araştırabilir..
    (frackman reloaded, 06.08.2003 11:45)