• 1979 yapımı olan süha arın belgeseli.
    tahtacıların yaşamı hakkında oldukça kapsamlı bilgiler içermektedir. ancak anlatım tekniği diğer belgesellere pek benzemez. izlerken belgesel sevmeyen bir kişi bile bir film gibi bunu izleyebilir. oldukça sıcak bir anlatımı vardır.
  • zaman zaman izledikçe yüreğe dokunan usta süha arın'ın belgeseli...
  • kızdığım, nefret ettiğim milletimden aslında çok sevdiğim için nefret ettiğimi gösteren belgesel. daha fazlasını hak ettiğinizi, yaşlandığınızda bunca yıl çalıştığınızın karşılığını sadece huzurla almanız gerektiğini ne zaman göreceksiniz. yine karamsarım yine kızıyorum işte size.
  • ağırdır, cidden ağırdır. önce hafif bir ürperti ve ardından yavaş yavaş soğuk terler atmaya başlarsınız. mideniz kalkar ve isyan edersiniz. bu insanların çektiği eziyetlere, katlanmak zorunda kaldıkları hem maddi hem de manevi zorluklara, hayata, bu düzene, bu düzenin düzenleyicilerine ve kısaca kimse herkese. sonra durursunuz bir an düşünürsünüz bu düzenin düzenleyicilerine, bakarsınız çevrenize, bakarsınız kendinize, cevap vermeye gerek kalmaz zira cevap küçücük bir kızın umutlarını alıp götüren ama aynı zamanda yeni umutları filizlendiren o terlerinde görürsünüz. ama gerçektir hayat ve belli belirsiz bir ses gelir belgeselden, ürkek ama tok; "biz ne ölüyüz, ne de diri"
  • yüreğe dokunan bir belgesel.
    yüreğe dokunan bazı konuşmalar:

    "biz ne ölüyük, ne sağ... ne ölü, ne sağ... arada... fâkir misin? beş tane kitap yutsan cahilsin. var mı pulun? cümle alem gulun. yok mu pulun cehennemdir yolun."

    "hastayım guzum ben üzerinden ırak. di böyle tirtirtirtirtir, belimde bir agrı. geçiremedik. (...) ilaç parasını da kendim veriyom. muayne parası iki yüz lira para veriyom ben. bakmıyo! dövlet böyle beş kuruşluk bi şey almıyo da vermiyo da bi defa bakmıyo da. yatarsam işte yatak parasını almıyo... ona yalan yok. "

    "en çok sevdiğim yemek; et, fasulye, piyaz bunlar... lokantadaki yemeklerin hepsini severim."

    "ben hayatımda hasta olduğumda ağlarım. abim döver agların. annem azarlar agların. babam hiçbir şey yapmaz. babam beni çok sever. "

    "okusam öğretmen olmak isterdi. öğretmen olmak iyi mayış, aylık alıyo. doktur da olsam olurdu. en istediğim şeherde yaşamak. orda bi aylıklı bi memur olacaan. şehirde yaşacaan. şehirde rahat edilir. dağda gibi ilezil olunmuyo. hem de aylık alıyon, memur oluyon ba... "

    "devlet bizi netsin. biz ölesiye ormanda yaşarık. "
  • insanı derinden sarsan belgesel. ilgili sitedeki şu yorum belgeseli izledikten sonraki duygularıma aşağı yukarı tercüman olmuştur:

    --- spoiler ---

    sene 1979 toroslarda bir dağ başı ortaokulu yeni bitirmiş çocuk haksızlıklara isyan ediyor,eğitim sisteminde ki çarpıklığın farkında ve ahmet kara isminde bir emekçi hak diyor hukuk diyor sendika diyor ve yıllar yılları kovalıyor sene 2010 31 yıl sonra zonguldak'ta bir madende emekçiler kara toprağın altında kalıyorlar,diri diri gömülüyorlar ve koskoca çalışma bakanı diyor ki 'madenciler güzel öldü' ve aynı sene niğde'de bir üniversite talebesine soruyorlar 'dinazorların nesli tükeniyormuş, fikriniz nedir?' ve talebe cevap veriyor 'bence allahın dediği olur.nesilleri tükeniyorsa bırakın tükensin bence allahın bir bildiği vardır.'. memleket gelişiyor,uzay çağını yakaladı,marsa gidiyor diyenlere ithaf olunur bu video ne yazık ki gelişme demek yolla,telefonla bilgisayarla olmuyor. neyse yakında zaten şemsiyeyi götümüzde açacaklar, o zaman anlar ne demek istediğimi hala anlayamayanlar.
    17 temmuz 2011

    --- spoiler ---

    http://alkislarlayasiyorum.com/…sunar-tahtaci-fatma
  • batı toroslardaki orman işçileri ve ailelerinin hayatından kısa bir kesit sunan belgesel film. onların dilinden, kendi ifadeleri ile (ki bence kendilerini son derece güzel ve bilgece ifade ediyorlar) hayatlarını, beklentilerini, umutlarını ve problemlerini olağanüstü yalın ve etkili bir dille anlatmıştır. ülkenin toplumsal arka planı ve sınıfsal geçmişi adına, 79 yılına ait çok önemli bir arşivsel belgedir. mutlaka izlenmeli.

    "biz ne ölüyoruz, ne sağ. ne ölü, ne sağ. arada... türkiye'de şu kadar nüfusu varmış, kalabalıkmış. olsun bizcesine biz de yaşıyoruz. çok aydın fikirliyiz ama fakir misin, beş tane kitap yutsan cahilsin. var mı pulun? cümle alem kulun. yok mu pulun? cehennemdir yolun."
  • bu kıza ne olduğunu çok merak ederim. ortaokula gidebildi mi acaba? peki ya öteki liseli kız, gerçekten doktor olabildi mi?
    yaşlı kadın, oğlunu everip intihar etti mi? yoksa eceliyle mi öldü?
    şimdi öyle, memleketimizdeki orman işçilerinin sorunları falan diye kavramsallaştırınca unutabiliyorsun. hatırlamayabiliyorsun.
    ama insanları düşündüğünde tek tek, aklından atamıyorsun.