şükela:  tümü | bugün
  • antalya/kemer'de bulunan avrupa'nın en uzun teleferik sistemi.. 726 metreden 2365 metreye çıkan 4350 metre uzunluğundaki bu sistem temmuz 2007'de açılmıştır..
    9.00 - 19.00 saatleri arasında her yarım saatte bir düzenlenen seferlerle 9 dakika 21 saniyelik rüya gibi bir yolculuk yapmaya olanak tanır..
    şehir içindeki konumu:
    http://www.tahtali.com/tahtali_lageplan.jpg

    ayrıntılı bilgi için:
    http://www.tahtali.com/

    (bkz: tahtalı)
    (bkz: tahtalı dağı)
  • telleri koptuğunda tahtalıköye sefer yapan teleferik.
  • tahtalı 2365m de denen tahtali teleferiği.

    (entrynin yazılmasına yakın tarihli zirve çıkış fiyatı 40 ytl veya 30 euro)

    biricik yazarınız anoktale, tüm korkularını geride bıraktı ve siz ekşi sözlük okurları için gitti gördü. izlenimlerini sıcak sıcak yazıyor.

    doğru, bu kadar görkemli bir yapı ile karşılaşmayı beklemiyordum. herşey yaralarımı sarmak için çıktığım bir küçük tatilde antalya yöresine açılmamla başladı. antalya'nında aslında bu kadar güzel bir yer olduğunu bilmiyordum. hep temmuz, ağustos aylarında yolum düştüğünden, antalya'nın tiksindirici sıcağının şehrin üzerine yapışmış, asla ayrılamayacak bir tabak olduğunu düşünüyordum. aynen o günlerde antalya'da yaşarken üzerinize yapışan nem tabakası gibi, akdenizin öldürücü güneşi, bunaltıcı nemi, ter kokusu vs. vs. öyle değilmiş, her yerin bir zamanı varmış. antalya nisan ayında dünya cenneti imiş, ne çok kalabalıkmış, ne çok sıcakmış. antalya'ya nisanın 20sinden sonra gidilir mayıs 15 ine kadar kalınırmış.

    tabi antalya'ya geldik, yerimizde sayacak halimiz var. hazır gelmişiz yakın bölgelere açılalım derken, birgün olimpos'a gidelim modunda yola çıktık. kemeri geçtik, peşinden kiriş, çamyuva birden karşımıza "tahtali teleferik 2365m" yazısı çıktı. ne yapsak gidelim mi, geç olacak dönüşte bakarız. olimpos yaptık, dönüşte kapıdan uğradık, "teleferik kapandı, malesef yarın gelebilsiniz." arkadaşları ertesi gün yolcu ettim, benim içimde kaldı mı bir ukte. şimdi oldum olası yükseklerde başım dönmüş, bundan dolayı garip bir "yükseklik korkusu" hali gelişmiş. korkumla yüzleşmek istiyorum, arkadaşlarda gitti, tek başına gideceğim. yine bildik yoldan, kemer'i geç, çamyuva'dan sonra tabelaları takip et, hemen geliyor. kapıdaki güvenlikçiye sordum "açık mı teleferik" saat 16:30 olmuş, geçen sefer kapanış saati demişlerdi. "evet efendim buyrun" bastım gaza. yol fena değil ama çok dar, virajlı. araba kullanmayı seven, bilen bir kişi için cennet yolu olmuş. denizden belki 50-60-100 metre yukardan başlayıp 700 metre civarindaki başlangıç istasyonuna giden, orman içinden geçen kimi yerlerinde nefis manzaları olan, biraz da tehlikeli bir yol. karsıdan araba gelebildiği için dikkatli gitmekte fayda var. giderken bir an bitmeyeceğini sandım ama pat bitiverdi. başlangıç istasyonuna vardım. daha içeri girerken nabzım hafiften yükselmiş, yükseklik garip bir olgu. bilet için kapıda 50 demişlerdi ama fişlerde 40 ytl yazıyor, 40 ytl aldılar. yaz sezonunda yarım saatte bir, kışın bir saatte bir zirveye teleferik çıkıyor. heyecanlı bir bekleyişten sonra zirveye yolculuk başladı.

    yüksekten hoşlanmayan bendeniz için gayet "challengeing" bir eylem oldu. zirve yolculuğun ilk anlarında, yükselirken bazı yerlerde acaba teleferigin içine, yere yatsam kafamı da tavana diksem, hiçbirşey görmesem iyi olur mu diye düşündüm. geri dönmeyi rica etmekle, yere uzanmak arasında gidip gelirken ara ara kafamı saga sola çevirip milli parkın enfes ormanlarına, torosların güzelliğine, engin akdenize dalıp gittim. yapı oldukça görkemli bir mimari projenin hayata geçirilmesi ile doğmuş. direkler kocaman, dağ başlarına parça parça helolar ile getirilip dikilmişler. öyle yere yakın gitmece yok, birkaç yüz metre yüksekten gidiyor teleferik hattı ve 700 metreden 1500 metre yukardaki tahtali dagının zirvesine kadar uzanıyor.

    zirvede çok guzel, büyük bir tesis yapılmış. aşagıda başlangıç istasyonunda birşey yok ama zirve nin ikinci katında bir alakart restoran ve bir kafe var. fiyatlar epey pahalı lakin oraya çıkmak yetiyor. dilerseniz arka bahçeye açılıp cantanızda getirdiğiniz içeceği, minik yiyecekleri tüketebilirsiniz. önde sağ taraftan fetiye'ye uzanan bir manzara, solda ise antalya koyuna uzanan bir manzara ile akdeniz sahili ayaklar altında. arkada da, ucsuz bucaksız dağlar, aralarda gözüken yaylalar var. bir an büyülenmiş gibi ortada donup kaldım. yarım saat önce deniz seviyesindeydim şimdi ise 2400 metreden aşağı bakıyordum. aşağıda herşey küçücüktü. zirve binasını zirveye oturtmak için oldukca yoğun caba sarfedildiği her halden belli oluyordu. bir ilginç olayda "nefes" adlı filmin platosunun tesisin hemen arkasına, zirvenin dibine kurulmuş olması. hakkaten adamlar gelmişler 2400 metreye film platosu inşa etmişler. makineli tüfek mevzileri, arka tarafta koskocaman bir karakol binası ile herşey güneydoğu'dan manzaralar ile uyumlu idi. tek farkı 50 metre yürüyüp, 10 metre yukarı çıkıldığında arkanızda akdenizin olması, kafayı çevirmek yetiyor. iç taraflarda tahtali dağından yüksekte tek bir dağ silsilesi görebildim. muhtemelen 3000 metre üstü idiler. üzerleri tamamen buzul ile kaplı idi. orta dünya, dumanlı dağlar tadında, caradras'ı görür gibi oldum.

    (zirvede cekilen film icin http://www.nefesfilm.com/)

    zirve binası kocaman yapılmış, üç katlı, en üst katta teras var çıkılabiliyor. ön kısmın korkuluklarına yaklaşmak gibi bir cesaret eylemini ikinci sefere sakladığımdan, karınca adımları ile demirlere yaklaşıp yaklaşık bir metre uzaktan korkuluklara dokunduğumda, korkuluklara dayanıp aşağı bakan turistlerden epey bir alkış aldım. zaten hem çıkış hemde iniş yolunda yüksekten hoşlanmadığı gayet belli bir insanın stresi ile başa çıkmasını izleyerek epey eğlence yaratmıştık, terastaki aksiyon tam oldu. allahtan inişte benzer yükseklik sıkıntıları yaşayan bir yolcu ile daha karşılaştım, karşılıklı moral verici sözlerle aşağı indik.

    zirvede, yol boyunca, inişte toplam 100'ün üstünde resim çektim. biraz uzaktan, korkulukların bir metre gerisinden, pencerelerin yarım metre uzağından oldu ama oldu. sefere en yakın zamanda upload etmek boynumuzun borcu. şimdilik şu link ile idare edin:

    http://www.flickr.com/…os/sallycat/with/2254719659/

    sonuç itibarı ile, şiddetle tavsiye edeceğim bir mekan. millet deniz kıyısında pişerken 2400 metre tepeden aşağı bakmak, esintinin, serinliğin keyfini sürmek tadılması gereken bir deneyim. yükseklik korkusu olanlar içinde büyük bir kişisel hesaplaşma, zorlama aktivitesi. yalnız tek çıkışta korkunun geçmediğini ekleyeyim, inişte biraz daha rahat oluyor ama yere dönmenin verdiği rahatlık duygusu mu, yoksa milli olmanın getirdiği bir rahatlık mı çözemedim. önümüzdeki 20 yıl içerisinde ilk firsatta ikinci kez cıkmak planlarım dahilinde yer alıyor. manzara için, öğleden sonra nem çöktüğünden, nemin üstünde olduğunuzdan hava dumanlı oluyor. sabahları daha güzel oluyormuş ama en güzeli akşam saatleri. şimdilik akşam yediden sonra kapanıyor. yaz için kapanış saatini daha geçe cekme planları varmış. şiddetle destekliyorum.

    bu büyük yatırımı türk ortakları ile almanlar yapmış, fajos grup (http://www.fajos.de/). teleferik öncesinde 13bin teleferik yapma deneyimi olan isviçreli doppelmayr/garaventa grubuna yaptırılmış.

    manzaranın güzelliğini anlatan bir resim
    http://www.tahtali.com/…/tahtali/foto_tahtali_7.jpg

    başlangıç istasyonu
    http://www.tahtali.com/…struktur/architektur_07.jpg

    başlangıçtan gözüken zirve
    http://www.tahtali.com/…/tahtali/foto_tahtali_8.jpg
    yine yerden zirve
    http://www.tahtali.com/…/tahtali/foto_tahtali_9.jpg

    zirve istasyonu
    http://www.tahtali.com/…/default/fotogalerie_04.jpg

    nasıl gideriz
    http://www.tahtali.com/tahtali_wegbeschreibung.jpg

    ana sayfa
    http://www.tahtali.com/english/index.htm

    ilk entrysi olamadık ama en detaylısı olduk. sözlükte okuduktan sonra, içinizde ukte kalsın. çıktığınızda hatırlayın, inince şukelanızı verin.
  • eteklerindeki sahil yolundan giderken duvarda soyle bir yazi gormustum.

    tahtali'yi rahat birak

    cevre halki varligindan, cevreye verdigi kirlilikten, guzelim dagin goruntusunu bozmasindan hatta zirvesinden 4-5 m'nin traslanmasindan biraz rahatsiz olmuslar anladigim kadariyla. haklilar da! dunyanin hicbir yerinde hicbir dagin zirvesinin alcaltilmasina, en yuksek kisma insaat yapilmasina izin verilmemektedir. oysa oralarda da secim var, secmen var, poltikacilarin oy derdi var.
  • burdur'dan itibaren tabelasını görmeye başlayınca turistlere yönelik lüzumsuz pahalı bir oyuncak zannettiğimiz ancak kemer yoluna girince ve tepedeki istasyonla birlikte aradaki direkleri görünce mutlaka gidilecek listesine eklediğimiz mekandır.

    akşam vakitleri olduğu için olimposa gidelim bir iki gün kalalım dönerken uğrarız demiştik. olimposta her denize girişimizde arkadaşımla birbirimize gösterip "şuraya çıkacaz olum çok manyak olacak" yorumları yaptıktan sonra nerden girildiğini arayarak kemer yoluna girdik tekrar. zaten anayolun hemen yanında nizamiye ve güvenlik görevlisi var, ad soyad alıyor kendisi. çok zevkli bir tırmanıştan sonra (1,4 clio olmasa çok daha zevkli olurdu eminim ama buna da şükür tabi) alt istasyona girdik arabayı bırakıp. e tabi yol boyu kaç paradır acaba diye düşündükten sonra girer girmez görevli arkadaş şimdi çıkıyo kabin sizi yetiştirelim isterseniz diyince bizde aceleyle 40+40=80 tl verdik ayaküstü çok sorgulamadan. e tabi "çokmuş ya" repliği refleks olarak çıktı görevliye ama görevli de zaten cevap vermek yerine " bi gidin gelinde ondan sonra çok mu az mı karar verin" bakışı attı bize. kabine bindik çıkıyoruz tabi ama nası yusuf nası yusuf bizde. direklerden geçtikçe zaten bir boşluğa düşme hissi oluşuyor ama adamlar yapmış arkadaş en sağlamından...
    netice itibariyle indik zirveye ama şort ve boxer atlet olunca baya bi üşüyor insan. allahtan çantaya almıştık uzun kollu bişeyler. zaten o manzarayı gördükten sonra titreye titreye biraz daha kalmak için kendini zorluyo insan. finike'den lara'ya kadar ayaklarınızın altında. google earth'den bakıyormuş gibi. biz büyülendik açıkçası. deli gibi fotoğraf çektik zaten. ancak birde tam bahar aylarında gidip karlı halini de canlı olarak görmek istiyoruz şu an. gidip görmemiş olan varsa yemesin içmesin 40 lira versin oraya.
  • detayini isvicre'de tagblatt gazetesinden okuyunca hakkinda hayli meraklandigim olay. http://www.tagblatt.ch/…cher-saentis;art138,1580961
  • taşıma kapasitesi 80 kişi olan teleferik. ayakta gidiyorsunuz. taşıyıcı direklerden geçerken baya sallıyor ki ben gibi yükseklik korkusu bulunanları tırsıtmak için gayet yeterli bir aksiyon. sıkıcı bulanlar da gaza gelip "oley" çekiyor zaten. isviçreli bir firma tarafından yapıldığı rivayet edilir.
  • dünyanın ikinci en uzun ve avrupa'nın en uzun teleferiği. olimpos sapağına gelmeden biraz önce bir sapaktan 8 km kadar gittikten sonra alt istasyonuna varılıyor. 726 metreden 2365 metreye 10 dakikada çıkıyor.

    detaylar için:

    http://satenist.blogspot.com/…tahtal-teleferik.html

    kendi sitesi için:

    http://www.tahtali.com/turkce/luftseilbahn.html
  • iniş çıkışına 50 lira alan ve dolayısıyla binemediğim teleferik. ama üzülmüyorum zira bugün hem sis vardı hem de üstümdeki gömlekle yazı getirmiş, tiril tiril şahsım birden -3'lük dağ havasına adapte olamayabilirdi.
  • kış döneminde fiyatı 35 tl olan teleferik.yazın nasıl oluyor bilmiyorum ama şu dönemde 10-15 kişi civarında çıkıp iniyor her seferde. kalabalık değil ve zirvede kar var. bu arada iklimden fark ediyor mu bilmiyorum ama 12 dakikayı buluyor.