şükela:  tümü | bugün
  • 2018 yapımı netflix belgeseli. adderall ve türü ilaçların kullanımı hakkındaymış.
  • dikkat eksikliği için kullanılan ve bazı uyuşturucu maddeler ile aynı etkilere sahip bir ilacın kullanımını ne iyilemek ne de kötülemek amacıyla çekilmiştir.... kararı %90 size bırakmakta olan ve bana göre (bu tür belgesellerde olması gereken bu)güzel bir belgeseldi. ve türkiye'de çoğu kişinin bu ilacı bilmiyor ve hatta kullanmıyor olması beni üzdü. tamam iq düzeyini ikiye katlamıyor ama sürekli yarış halinde olan gençler sadece amerikada değiller. eğer ufacık bile bir artısı varsa bence kullanılabilir özellikle okuduğum okuldaki (kıt akıllı) insanların kullanmasını isterdim net. en azından rekabet edebileceğim birileri çıkardı karşıma.
  • belgesel ilaçları övüyor. rekabet ve hırs dünyasında yaşıyoruz ve herkes bu dünyada hayatta kalmaya çalışıyor. bu noktada insanların anlamadığı şey “bağımlılık” mevzusu. nedense bağımlı olma durumu insanlara hafif bir kusur gibi geliyor. bağımlılık diyoruz arkadaşım. yani bir zaman sonra bu ilacı almayınca
    1. belki sıçamayacaksın
    2. belki sevişemeyeceksin
    3. koku duygun kaybolacak
    4. ilaç olmayınca mala bağlayacaksın...

    “eeee hep o zaman bu ilacı alırım ki ben” mevzusuna geliyoruz. sorun şu ki her zaman ilacını bulamayabilirsin. zaten birçok ülkede satışı yasak. ona benzeyen bir haltlar alırsın onlar da seni daha üst seviyede uyuşturuculara bağımlı yapıyor. hadi gerçekten ilaca her türlü erişebiliyorsun diyelim o zaman da şu mesele ortaya çıkıyor. sen içtikçe ilaç seni kesmiyor ve manyağa bağlıyorsun. dozajı arttırmaya başlıyorsun. 5mg ile başlamıştın, sonra 10 oldu sonra 70 vs. aldıkça alıyorsun kesmiyor. kesmedikçe arayışlara girip eroin falan sıçtın yani...

    bakın arkadaşım ben ilaç karşıtı değilim. ben “bağımlılık” olayına karşıyım. bu belgeselde bağımlılık durumu güzel işlenmemiş hatta sanki adderall reklamı. yapmayın, etmeyin...
  • ilk 35 dakikası istisnasız adderall'in performans arttırıcı olduğunun vurgulanıp durduğu kafa karıştırıcı bir netflix şeysi. hatta bu yarıda bir yerlerde de "performans sorunlu çocuklarının performansının arttırılması" (dehbi kastediyor) için kullanıldığı söyleniyor. sonra aralarda bir yerlerde bu ilaçların dehb olanlar için uyarıcı nitelik taşımadığı bir iki lafın arasında sıkıştırılmış kalmış, cımbızla seçiyorsun, bildiğim için özel olarak aradım ve buldum, varmış meğer.

    belgeselde çok sık bir şekilde uyuşturucu ve uyarıcı kavramları birbirine karışıyor. sonra metilfenidat da bunlara karışıyor.

    dehb olsanız (ki öyleyim ama ilaç almıyorum) kendinizi eroin alıyormuş suçlu hissedeceğiniz bir süper yapım. dahası eğitim sisteminin ve çalışma sisteminin bozukluğuna ayak uydurmak için metilfenidat kullanmak zorunda kalacak dehb'li çocukların annelerini çocuklara zehir veriyormuş hissi ile vazgeçirecek süper über tarafsız bir belgesel. sonra çocuk dehb gibi bir karmaşa ile baş başa kalınca, işler boka sarınca gelsin 7 yaşında çocukta prozac kullanarak düştüğü depresyondan çıkarma çalışmaları.

    ilaç istismarı kötü, film bunu vurguluyor ama ne pahasına? ilaçtan korkarak ilaç vermemek de o kadar kötü. bu konuda belgeseli çok tarafsız bulmadım, kafa karıştırmaktan ibaret kalan bir şey olmuş.
  • uzun metraj adderall reklamı yazacakken yanlışlıkla belgesel yazmışlar. adamlar resmen birbuçuk saat ampfethamine reklamı yapmış. linç edilmemek için de gerçekten adhsden muzdarip olup, bu ilaçları kullanması gereken insanlar üzerinden duygu sömürüsü yapmışlar. cidden iğrençlik!
  • belgesel boyunca 'uyarıcıların zararları' kısmını beklememe rağmen, sanırım bir defa karaciğeri cümle içinde kullandıklarına rastlayabildim. belgesel sonunda aldığım mesaj, '' lise öğrencisiysen üniversiteyi kazanana kadar, üniversite öğrencisiysen, işe başlayana kadar, işe başladıysan terfi alana kadar, sporcuysan yaşın geçene kadar kullan sonra bırak'' oldu.

    çocuğuma horoyin mi verdim diye ağlayan anneler ve dehb si olmamasına rağmen amerika'nın öss'si sat'a hazırlanmak için bu uyarıcı maddeleri kullananları 'sistem adaletsiz, özel ders alacak parası olmayan öğrenciler adderall kullanıyor' diye eşitsiz gelişime göz kırpan bir takım uzmanlar arasında uyarıcıların zararları başlığı ha geldi ha gelecek diye beklerken bitti belgesel.

    depresyona bağlı dikkat eksikliği tanısı konmuş ve ne depresyonu ne de dikkat eksikliği tedavi edilmiş biri olarak, iki durum için de ilaç kullanıyorum. dikkatimi çeken şey ise artık eczaneden 'uyarıcı'mı talep ederken, depodan ya da bilmem nerelerden temin edilmesi için günlerce beklemek yerine ilaca hemen erişebilmem oldu. sanırım iki yıl oldu bu ilaç ile tanışalı, son birkaç aydır farklı farklı eczanelere gitmeme rağmen hemen hepsinin ilacı artık dolaplarında bulundurduğunu fark ettim. nedeni ise kullanımının artması ve eskiye nazaran daha fazla reçete edilmesi imiş. sanıyorum birkaç yıla tastamam bu belgeselde gördüğümüz annelere, uzmanlara ve birbirine ilaç satan öğrencilere rastlarız.
  • sonuna kadar izlenmesi gereken belgesel. yarısında buraya entry girmeye başlarsınız yanlış yorumlarsınız. evet, başlarda ve ortalarda söz konusu haplara bi' özendirme olduğu doğru. hayatında bir kere bile herhangi bir hap kullanmamış beni bile bi' düşündürmedi değil ama sonlara yaklaştıkça deneyimlerini anlatan çoğu kişi buzdağının görünmeyen kısmından bahsediyor.

    örneğin siyahi küçük çocuk, adderall'ın derslerine konsantre olmasını sağlamasına ve annesinin kullan baskısına rağmen baş ağrısı yaptığı için kesinlikle kullanmak istemediğini ve tatil günlerinde asla almadığını söylüyor. ressam genç yan etkilerini çok iyi bildiği için çocuğum olsa kesinlikle kullandırmazdım gibi bir itirafta bulunuyor. liseli genç kız okul biter bitmez bırakacağından, siyahi menejer de işlerin düzene girmesi halinde kullanmayacağını söylüyor.

    hal böyleyken adderall ya da ritalin virali deyip geçmek pek mantıklı değil. bence iyi belgesel.