şükela:  tümü | bugün
  • ekibi oluşturan bireylerin üzerlerine düşen görevi özümseyip, egolarını bastırıp, görevin en başarılı şekilde tamamlanması için birlikte hareket etmeleri durumu.

    elde edilmesi çok güç birşeydir, her pozisyona doğru elemanın seçilip, yerleştirilmesini, bununla beraber çok sıkı bir çalışmayı ve sabır gerektirir. elemanların o işi en iyi yapan kişilerden seçilmesi yeterli değildir, bir araya konulan kişilerin birbiriyle olduğu kadar, kendileriyle de barışık olmasını ve konulan amaca hizmet etmeyi kendi egolarının üstünde tutmalarını gerektirir.

    bu nedenledir ki, 11 tane çok iyi futbolcuyu biraraya koyduğunuz zaman başarılı bir takım olmayabilir de, adsız sansız, ama birlikte büyümüş çocuklardan oluşmuş bir takım gidip uefa kupasını alabilir.

    aynı şekilde, solist müzisyenlerin biraraya gelip yaptıkları müzik de, çoğu zaman hayal kırıklığı olur, çünkü ön planda olmaya alışmış sanatçı, egosunu bastırıp eşlik etmeyi kendine pek yediremez. onun yerine, bir veya birkaç solist müzisyen ve destekleyecek sağlam elemanlardan oluşan bir grup çok daha dinlenesi bir müzik yapabilir.
  • takım olmak, birarada aynı hedefe yönelmiş insanların birbirlerinin eksiklerinden rahatsızlık duymalarıyla başlayan bir süreçtir. bu süreç, ilerlemeci ve modern bir süreçtir; ancak kırmızı elmalar dalda kalabilirler. bir takım içinde herkes kendini geliştirmeli ve hiza en arkada kalana göre alınmalıdır. rekabetçilik esastır. ancak one man showcular, hiyerarşik süreçlerden daha hızlı düşünüp sonuca daha hızlı gidebilen yetenekler takımların baş belasıdır. rekabetçi gerilim bu noktada iflas eder, takım tılsımı bozulur. takım olmak sistem dışı bir cismi tanımlamakta zorlanır. bu da aynı zamanda bir modernizm hastalığıdır.
  • aynı hedef için bir araya gelmiş veya getirilmiş insanların bu hedefe birlikte ve ahenk içerisinde yürümesidir. dünyadaki en yetenekli ve tecrübeli insanların bir araya getirilmesiyle elde edilemez. takım olmayı başarmış bir ekip bireysel yeteneklerden fazlasıyla faydalanabilirken, takım olmayı başaramamış ekipte her zaman kişilerin bireysel performansları sorgulanır.

    takım olmak iki kişinin aynı işi aynı anda yapması değildir. farklı bireyler farklı işleri yapıp bir araya getirdiklerinde yapbozu tamamlarlar ve ürünü ortaya çıkarırlar.

    takım olmak bir başkasının egosuna katlanmak demek değildir. yeri geldiğinde karşıt görüş ortaya atarak doğru sonuca ulaşabilmektir. insanlar birbirleriyle yüzde yüz benzer karakterde olamazlar. dolayısıyla takımı oluşturabilmek için aynı karakterler bir araya getirilemez. getirilse de tek yönlülük baş göstereceğinden verim alınamaz. bu yüzden takımlar anlatılırken sıkça puzzle kelimesi kullanılır. puzzle parçalarının her biri farklı renklerde olup farklı noktalarda konumlanırken bir araya geldiklerinde bir çok insanın satın aldığı tablolar halini alırlar.

    takım olmak nadir rastlanılar bir olaydır. sportif anlamda örnek vermek gerekirse 2012-2013 sezonu şampiyonlar ligi finali oynayan borussia dortmund ile yarı finalde yine borussia dortmund'a elenen real madrid arasındaki farktır. dortmund'un ne real madrid'in sahip olduğu kadar bütçesi ne de bireysel yeteneği vardır. ancak birlikte hücum edip birlikte savunma yapan, kendilerine verilen direktifin dışına çıkmayan, birbirlerinin açıklarını kapayan dortmundlu oyuncular hiç kimsenin beklemediğini yaparak şampiyonlar ligi'nde final oynamıştır.

    keza bir firmanın satış yapabilmesi için de yalnızca satış personelinin çabalarına değil, bir takım çalışmasına ihtiyaç vardır. satış personeli ürünle ilgili detaylı bilgiye sahip olmayabilir. bu durumda ilgili iş kolunun desteğine ihtiyaç duyar. iş kolunun geri dönüşünde yaşanacak bir gecikme, müşterinin sabırsızlanmasına yol açacaktır. müşteri ile pazarlık aşamasında ödeme seçeneklerinde yaşanan bir pürüzde finans departmanının vermediği taviz bir satışın elden gitmesine mal olacaktır. sözleşme aşamasındaki bir satış hukuk departmanının yeterince esnek olamamsıyla kapatılamayabilir.

    takım olmak elde edilmesi zor, ancak elde edildiğinde de güzel sonuçlara yol açan bir olgudur. günlük hayatta birçok insan iş hayatında mutsuz olduğunu, tuttuğu takımın başarısız olduğunu, partneriyle ilişkisinin iyi gitmediğinden şikayet eder. tüm bu sıkıntıların nedenleri araştırıldığında takım olmak ortak parantezine ulaşılabilir.

    insanlar bireydir. bireysel düşünürler. klavye başında entry yazan kişi bir yandan göbeğinin altındaki lastiğin sıkıştırmasından rahatsız olup, bir yandan susamasına rağmen entry'yi yazmayı bitirmeyi beklerken, bir yandan da media player shuffle'ının tercihinden memnun olmayıp başka bir şarkı açmak isteyebilir. kişinin anlık ihtiyaçları bitmezken bir başkasına odaklanıp, nasıl bir gün geçirdiğini sormayı aklının ucundan geçirememesi çok doğaldır. bir insanın psikolojik anlamda sağlıklı kalabilmesi için de ihtiyaçlarını giderebilmesi, önceliklendirebilmesi veya alternatiflere yönelebilmesi gerekmektedir.

    bu durumda takım olmak gerçekten zordur. bireyleri farklı dünyalarından alıp bir araya getirmek ancak iletişimle mümkündür. varsayımlardan, yargılardan arınmış bir iletişimle takım olunabilir.