şükela:  tümü | bugün
  • mümkünse isviçreli bilimadamlarının işi gücü kalemi kağıdı bırakıp hemen fmri yöntemiyle memleketim taksisine binan insanın aklını incelemeleri gerekiyor, zira bu taksi uzayında insan ne yaparsa yapsın, hep aynı muhabbetleri yapmaktan kendini alamıyor. artık taksici şehir hayatının sıkıntıları altında ezilen müşteriyi rahatlatmak için gizliden telekinezi mi yapıyor, ya da hipnotize mi ediyor bilmiyorum.

    kapıyı açıp içeri oturduğumda yaslanıyorum geriye, bir bakmışım kendimi gene geçen seferki muhabbette buluyorum kendimi;

    şoför: e5 bitmiş abi, bak 10 seneye istanbul falan kalmayacak
    ben: evet evet, yalnız bu optimumu yapmayackalardı buraya, her şey onunla başladı (bkz: geri dönüşü olmayan yol)
    ş: o bir şey mi abi, bak bak karşısına hilton'u dikmişler
    b: evet, akasya'da var, şimdi bir finans binası dikiyorlarmış neler olacak bakalım o bina açılınca, karşıdan gelenleri de düşünmek lazım
    ş: kozyatağı yonca biter abi, karşıdan gelenler buradan girecek ama bu işin çözümü ne biliyor musun, yasaklayacak abi müstakil araçları
    b: aslında belediye seçimlerini siyasi partilerden kurtarsalar iyi
    ...
    30 dakika sonra
    ş: bu ülke düzelmez valla

    şimdi diyorum ki hadi bu benim, geçen babamla bindim taksiye, gene aynı muhabbet. e5 optimum'un oradan geçiyoruz ve tetikleniyor süreç "bu optimum'u buraya kim dikti" diye bir video falan çekeceğim yakında. arkadaşımla biniyorum taksiye, akasya'nın oradan geçiyor, normalde yurt dışında yale üniversitesinde okumuş çocuk, ne oluyorsa takside, nasıl bir kişilik dönüşümü yaşıyorsa "bu akasya'yı buraya dikmeyeckelerdi, e5'i bitirdi" deyip yakıyor sigarasını, başlatıyor süreci. yani yaş, eğitim, meslek falan farketmiyor bu.

    pek tabii başka konular da var, mesela yağmur yağdığında hep beraber barajların dolmasını kutluyor ve sigara yakıyoruz, adeta bir birlik beraberlik türküsü gibi akıyor muhabbet: "bu sene iyi yağdı, değil mi abi, yağdı evet. yağsın tabii bereket, barajlar doluyor hehe, ama 2007 ne sıcaktı be, barajlar kurumuştu.... vs.. vs.. eee bu kavşağın dibine alışveriş merkezini dikersen bu istanbul'un trafiğinin de avradı mahil bölgesinde dikersin incir ağacını, bitmiş abi bu şehir bitmiş..."
  • genellikle zorunluluktan yapılır. taksici bir muhabbet açtığı zaman, aslında içinden geçen şey, "beni a noktasından b noktasına götürmekle görevli adamın birisin, ve bunun için para alıyorsun, sesini kes." iken,

    kendini bir anda ülke siyaseti, futbol vs. konuşurken buluyorsun. ve o kadar yapmacık ve zorlama bir sohbet ki, içten içe "lan zaten birazdan ineceğim ve bu herifle menfaatim kalmayacak, niye muhabbet edeyim ki?" diye düşünüyorsun.

    çünkü günümüz insanı artık sadece menfaat düşündüğü için, bu tarz muhabbetler sana boş geliyor.