şükela:  tümü | bugün
  • "abi ben seni besiktaşta aldim, ama bakma sen biz aslinda etiler taksisiyiz. öyle kokoş karilar falan biniyor arabaya. geçenlerde benim arabama bir kadin bindi. kokoş desem değil, ev kadini desem değil öyle garip bir model. kollarinda da dirseklerine kadar bilezik. abla dedim bu bilesikleri böyle gösterme orta yerde, keserler kolunu çalarlar bilezikleri falan dedim. o da bir hikaye anlattı bana. bunun bir tanidiği varmış o da ayni bunun gibi bilezik delisiymiş. aynen böyle diyor ama; bilezik delisi... neyse, bir gün belediye otobüsüyle yolculuk yaparken bir adam oturmuş bunun yanina ve o da uyarmış abla böyle yapma sakla o bileziklerini, zaman kötü, çalarlar seni de öldürüp bir kenara atarlar demiş. kadin çok korkmuş bilezikleri çaktırmadan çıkarıp çantasına koymaya başlamış. bütün bilezikleri çantaya koyunca da, çantayı kucağına alıp iyice sarılmış ona. bizim uyanık adam izlemiş tabi kadinin yaptıklarını. kadın otobüsten inerken de arkasından yetişip çantayı kaptığı gibi kaçmış. kadın bagırmış çağırmış ama adam çoktan çantayı alıp kayıplara karışmış tabi. kadin da şaşkın, üzgün, yorgun argın eve dönmüş. korkusundan kocasina da bir şey söyleyememiş tabi abi. çok kızacağından korkmuş kocasinin. ertesi gün bir telefon gelmiş. arayan bizim at hırsızı. kadından özür dilemiş -abla bütün gece uyuyamadim yaptığımdan çok pişmanım, buluşalım bir kafede de vereyim şu bilezikleri sana, şuraya şuraya gel, diye yalvarmış. kadın da çok sevinmiş bu duruma, ne iyi, vicdanlı insanlar var diye düşünüp, kalkmış adamın verdiği adrese gitmiş. ama adamın yerinde yeller esiyor. şaşkın şaşkın eve dönmüş. bir de ne görsün evdeki eşyalarin yerinde yeller esiyor. bizim hirsiz kadın evden ayrıldıktan sonra, malum koca da işte, soyup soğana çevirmiş evi... ertesi gün de kadini yine telefonla arayıp abla sen ne kadar saf salak bir kadınmışsın diye dalga geçmiş... hala arıyorlarmış o hırsızı. hadi bilezikten, eşyadan falan geçmişler işte ama aptal yerine konmak çok dokunmuş o kadina... bunu bana anlatan kadın da kikir kikir gülüyordu, bileziklerini şıngırtada şıngırdata... işte abi böyle insanlar yaşiyor bu şehirde.. hırsızı başka türlü, safı başka salağı başka türlü, safla hırsızla dalga geçeni başka türlü. bizim oralarda olmaz böyle şeyler... ben izmirliyim abi.. sevmiyorum istanbulu da istanbul'un insanini da, alışamadım hala..." (9.02.2005 / beşiktaş-aksaray güzergahi / kabataşa gelince taksiciye bu tramvay, sence trafiği rahatlatacak mi, diye sorduktan sonra)
  • "uçaktan bakinca istanbul'da iki şey görülüyor abi. bi şu damlardaki çanak antenler, bi de sokaklardaki çelik yığını arabalar. biraz parasi olan hemen araba almaya koşuyor bu memlekette. arabalar da evin bir ferdi gibi oluyor sonra abi; yemesi içmesi lazim onun da. hiç arabaya ihtiyaci olmayan, toplu tasıma araçlarıyla sorununu çözecek adamlar araba alıyorlar. bana kalsa istanbul'un bu trafik sorununu şıp diye çözerim abi. köprüde mesela. baktin adam arabasinda tek basina oturuyor. ondan 50 milyon köprü geçiş parasi almak lazim mesela. insanlar otobüslerde tıkış tıkış köprüden geçmeye çalişirken o tek basina arabada. lüks tüketim onunki. ondan fazla almak lazim. bi de evinde iş yerinde park yeri olmayan adama araba satmayacaksin mesela. var mi park yerin kardeşim, yok, o zaman sana araba da yok. sonra arabani kaldirima parkedeceksin vatandaşın hakkını gaspedeceksin. demokrasi diyorlar, araba alma özgürlüğü diyorlar. gerçek demokrasi bu abi. benim kaldirimda yürüme hakkımı gaspetmeyecek o araba alınca. o kadar... " (13.02.2005 / besiktas-şişli güzergahi / şöföre, her tarafa parketmiş bu namussuzlar biz nerden geçeceğiz yahu, diye sorduktan sonra)
  • "taksicilerin basina türlü çeşit iş gelir bilirsin. 15 yillik taksiciyim ben abi ve simdiye kadar başima hiçbir iş gelmedi. neden diyeceksin. çok basit. ben taksime binen adam nasilsa ayni onun gibi olurum abi. solcuysa solcu olurum, sağciysa sağcı, çember sakalliysa islamci olurum. hatta ibneyse ibne olurum abi. sana bişey anlatayim da gül bak. geçen gün arabama şu transbilmemneler var ya işte onlardan ikisi bindi. e-5'in kenarinda bir yere işe çikiyorlarmış, bindiler taksiye gidiyoruz. dediler ki topkapıyı geçince, -tenha bi köşeye çek de seninle sevişelim, sen de bizden para alma, dediler abi. ilk kez oluyor bu. neler gördüm ama böylesi ilk oluyor. para vermeden olmaz. bu taksiye binen herkesten para alıcaksin işin kurali budur. ben de yok olmaz dedim, hem ben de sizdenim, ne şevişicem sizle, dedim. çok güldüler. sonra gittik gidecekleri yere. verdiler parayı... anladın mı abi. işin sırrıni anladın mi abi. bu işte. taksiye binen adamla aynı olacaksin. o zaman rahat edersin. hayatta da böyle bu." (yildiz-maslak arasi. 15.02.2004 / "geçen yine bir taksici öldürmüşler duydun mu?" diye sorduktan sonra / ne bileyim ben taksicinin kişiliksiz olduğunu)
  • icikse'nin babası (bkz: taksici) bigün evladını 3 saatlik taksici olmaya davet eder. icikse'de "ne olacak ulan ondalıkta alırız, miss" şeklinde düşünerekten babasının durağına gider, arabayı teslim alır..

    lakin ilk 1 saat içerisinde sıraya dizsen ard arda gerçekleşemeyecek olaylar vuku bulur ve icikse kişisi bir sıkıntı içine düşer. 1 saat içine arabasına sırasıyla tikky, mafya, orozbu, teyzeler ekürisi, liseli cırtlak kızlar binmiş icikse'nin sinirlerini alt-üst etmişlerdir.

    sonunda arabasına 22-23 yaşında bi erkek biner. yok ona taktım yok bunu yedim muhabbetlerinden sonra yola konsantire olan icikse dar bir yola parketmiş ve yanındakiyle sohbete dalmış olan motorize tüp dağıtım elemanına kornasıyla 'de hade yürü' der. eleman taksinin içine bakarak motoru yoldan çeker. icikse'de vitesi 1'e alır hafif hafif ilerler. arka koltukta oturan yolcu hala bik bik bik konuşmaktadır. tam olay mahallinden uzaklaşılacağı sırada tüpçü motorize ipnenin (bkz: yavşak) son dakika delikanlılığı yaparak elini yukarıp kaldırıp "de yörü get la ordan" yapmasıyla zaten nevri dönmüş olan icikse, yeni dönmeye başlayan lastikleri acı bir frenle durdurur. kapıyı açar gözü dönmüş bi şekilde motorize ipneye doğru ilerler. o sırada son dakika delikanlısı motoru ters yöne doğru hareket ettirir. o an icikse hayatında öğrendiği tüm küfürleri sayar içinden. arabaya döner.

    yolcu: ehe abi dövelimmi ?

    şeklinde sırıtır, kendisine dikiz aynasından bakılıp "alsancak'a gidiyoduk demi" şeklinde mesaj verilir.

    2,5 saat sonra durağa sırada beklemeye gidilirken pederbeyin pis pis sırıtışla karşılaşılır. "ulan acaba hepsini o mu ayarladı ? yok lan daha neler" düşüncelerini kafasından dağıtır, tek elini babasının omzuna atıp, "ya yemişim taksiciliği gel satalım arabayı fındık işine girelim bak" cümleleriyle babasının aklını çelmeye çalışmıştır.
  • genelde taksicilerin angutluklarının tema olduğu hikayelerdir . örnek şekil a-1 de görüp daha iyi kavrayabiliriz .
    sıradan bir günün sıradan bir sabahı karaköyden dolapdere bilgi universitesi kampüsüne gitmek üzre taksi çağırılır, şurdan şurasıdır mesafe .uykusuzluk vardır tabi sabahın köründe, ve şahsen beni esneme gıcığı tutar böyle zamanlarda, boyuna esnerim, uykusuz olduğumu da cümle alem anlayabilir bu durumda ki taksicinin de gözünden kaçmamıştır bu durum . bu cin taksici bilgi üniversitesi di mi deyüp tasdik etttirdikten sonra , ben de hafif bi uyuklama başgöstermiştir .bu bi kaç dakikalık kopuştan tekrar dünyaya döndüğüm vakit gördüklerim karşısında afallamış dumurhan olmuşumdur . unkapanı köprüsünü geçmekteyizdir o esnada , taksici 55 60 yaşlarında bi adamdır ,saygıda kusur etmemek adaptandır. "usta nereye" denir, der "bilgi üniversitesine " , ben derim "o dediğim yer dolapderededir" , o der "hasstrr, ben anladım haliç üniversitesi"** . burda da gördüğümüz üzre yaşını başını almış cin taksici saf ayaklarına yatmaktadır utanmadan , hemen kenara çektirilir , köprünün orta yerinde inilir , yoksa adam ta ebesinin mnından döncek , benim mali bütçemi yerle yeksan edicektir . bu durumda çoğu insan "bilmiyosan niye sormuyosun be adam, ne biçim taksicisin adres bilmiyosun bi bok bilmiyosun , götür beni gittiğim yere, para mara da veremem " gibilerinden çıkışmalarda bulunabilir , fakat bulunamamışımdır , aklıma bile gelmemiştir o vakit o halde . taksici beni indirir basar gider orspu çocuu , ardından başka bi taksiye binilir , o herifte de bi taksici ağzı vardır ki amdan başlamış inene kadar sik, taşak, göt, böbrek.. her konuda bi laf etmiştir anlicanız . bu iki taksici günün içine etmiş, sabahları erken kalkmanın bünyeye ve keseye zararlı olabileceği konusunda deneyim kazanmamı sağlamışlardır . siz siz olun sabah sabah takisiye binerken ya sakız çiğneyin* ya da güneş gözlüğü takın, uykusuzluğunuz anlaşılmaz en azından.
  • "abi tamam hava çok sicak, haklisin ama ben sicaktan yanayim. ya soğuk olsa düşünsene, insan kendi evinde balkona bile çikamiyor soğuk havada. misal simdi kar yagiyo diyelim. sen taksi bulabilecek misin bakalim. ben seni arabama alacak miyim bu karda kista kiyamette su kisacik yol için, düşünsene. ama şimdi sıcak her taraf taksi dolu... yaa sen de sicaktan yana olmalisin menfaatin icabi abi. "
    (7.08.2006. kadiköy, taksici cinayetine ramak kala "çok sicak degil mi yahu" diye sorduktan sonra)
  • "geç abi geç, tamam geç döversin sen beni. araban da hem siyah, hem peugeot. hem de 307, oh oh. geç tabi sol şerit senin korna çalmana da gerek yok. plakan da 'ak' bak ne güzel. akp'lisindir sen bir de şimdi o zaman kesin döversin beni. o arkada oturanlarin şoförü müsün yoksa senin mi araba. farketmez her durumda döversin sen beni. ağır ağır oturmuşsunuz zaten hepiniz arabaya sadece kafaniz görünüyor. ağır abilerim benim. ulan ağırlığınızı kim tartiyor sizin be, var mi öyle bir terazi. terazisine kurban olduğum memleketi. niyetli misin abi? şurdan muz alicam yer misin... ver kardeşim bize ordan iki muz. hah, üzerine de de su içelim. doktar sulu şeyler yemelisin dedi abi.. ondan muz yiyip üzerine su içmem lazim... gülme abi. bilir misin abi hürriyetin arkasinda eskiden çizgi dizi vardi bir tane, pirtik diye. pirtik, bakkala gidiyor bir tane zeytin istiyor bakkaldan. üzerine de su istiyor bir şişe. doktor sulu şeyler ye dedi bana ondan zeytin'in üstüne su içiyorum diyordu pirtik. o hesap benimki de.. hava da insani nasil yoruyor değil mi abi, o değil hamallik yaptiriyor insana, herkesin elinde bir kazak.. öyle diyorum yoruyor insani bu havalar. sicaksa sicak, soğuksa soğuk olsun, bilelim ne olduğunu? öyle abi haklisin bilelim evet. bilelim artik be.."

    25.09.2006 /eminönü beşiktaş sulari/ sevdiğimiz taksiciler dizisi
  • gecen gece sarhos sarhos evime donmeye debelenirken, capima cevreme bakmadan "dur len surdan bi taksiye atliyim" diyerek, manhattan'dan brooklyn'e giderken cinli bir taksi soforunun beni dumurlu beygir atlama ve buna bagli ziplama hareketlerine surukledigi hikayeler butunu.

    bindim taksiye, "iyi geceler su noktaya gidicem"... adam bana cevap vermiyor.. aynadan yuzunu kesiyorum donuk bi ifade, ama hareket de ettik, eh en azindan gidiyoruz, hadi bakalim. sarhosum, turkum muhabbet edicem. bir deneme...geri sekti, ikinci deneme...o da geri sekti, turkmu yaman cinmi yaman...adam ben yokmusum gibi arabayi kullaniyor benim eve dogru.

    bir iki soru daha sordum mumkun degil muhattap olmuyo herif benle. eh yildim ben de sustum gidiyoruz. yollar tenha, bi yerde kirmizi yandi bekliyoruz, kurallara saygimiz sonsuz. dedim ya kafam da iyi bende daldim gittim, bakiyorum mal mal camdan disari. bir kendime geldim, ulan hala orda duruyoruz. baktim isik yesil. adama baktim, adam da yesil, basi gogsune dusmus, gozler kapali ooyle duruyo.

    - pardon arkadasim, isik yesil... aloooo (adam oldumu kaldimi, korkudan odum patladigindan, ses de gitlakta patliyor tabi)
    - .....
    - aloo kardes... yesiiiillll.
    - hiii?, haaa....

    adam benle konusmadi da konusmadi arkadas! aynen devam etti yola. uyumus kalmis direksyonda, bunun uzerine bile bana bi donup bakmadi, bi kelime aciklama yapmadi, ben de peslerden pes begendim. inerken en son kucuk beynimce bi ayar vereyim diyerekten, iyi geceler yerine:

    - sweet dreams my friend!
    - ...
    - eeeh sikerler arkadas.

    (bkz: beni turk taksicilerine emanet edin)
  • şehir efsanesi gibi dilden dile anlatılır.

    denk geldiğim iki tanesi:

    ara sıra çocuğuna yardım etmek için taksiye çıkan takkeli, sakallı hacı amcanın eş cinsel müşterisinden "amca sana bi sakso çekeyim mi?" diye teklif alması ve herhalde uzun hava, gazel çekecek zannedip "tamam" demesi sonucu bir daha taksiciliğe tövbe etmesi.

    müşterilerine "gençler hepimiz çok şükür am yalamış insanlarız; peki aranızda göt yalayan var mı?" diye durduk yerde muhabbet açıp, "benim bir rus hatun var ataköy'de hem yalar hem yalatırım. göt dillemeyen seviştim demesin" diye abi tavsiyesi vermesi.
  • bazen kısacık bir zaman diliminde dünya kadar konu barındırır.

    yaklaşık 20 dakikalık yolda oğlunun askerlik anılarını*, arabasının karısından daha akıllı olduğunu(arabaya gel diyorum geliyor git diyorum gidiyor ama kariya gel diyorum geliyor git diyorum gitmiyor diyerek bu savını destekledi kendince), arabasındaki kamera kayıtlarını rte izlerse kendisine müebbet hapis cezası verileceğini ve daha bir sürü şey anlattı taksici abimiz. en sonunda kameraya el sallayarak "emine erdoğaaaannn" deyip gevrek gevrek gulerek sonlandırdı sohbeti.

    ülkemizde çok renkli insanlar var aslında.