şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
284 entry daha
  • halk oyu, jüri ve ibb’nin eşit oranlı oyları ile birincinin belli olacağı, sonuçları merakla beklenen tasarım yarışması.

    sonunda 3 projeyi detaylıca inceleme şansım oldu, her proje için hazırlanmış tanıtım videoları ve imajlar ile genel bir görsel fikir edinilebilse de, detaylar için mutlaka proje raporlarını incelemek gerekiyor. issuu üzerinde yayımlanan raporları, pdf olarak indirip inceledikten sonra projelere bir miktar hakim olabildim ancak, oy kullanacak herkese de bu şekilde incelemelerini önerebilirim. şu anda 16 ve 19 numaralı projelerin ciddi handikapları olduğunu düşünüyorum, hızlıca bakalım [ama sondan başlayalım =)].

    19 nolu proje:
    https://konkur.istanbul/taksim/19/
    https://istanbulsenin.org/…/19-sira-numarali-proje/

    ilk bakışta [sunumun da oldukça cool olmasının etkisiyle] ilgi çeken bir proje ve elbette ilgi çeken kısım; 39 sayfalık raporun da çoğunluğunu işgal eden ‘obruk’. ancak biraz düşününce obruk, bu projenin en olumsuz kısmı maalesef, nedenlerine kısaca bakalım:

    > ana meydanın ortasına kocaman ve yüzeyde meydan olarak kullanılamayacak bir çukur açarak meydanı çok küçültüyor. ağaçlandırma yapılan kısımları da çıkardığımızda ana meydanda sadece gezi parkı merdivenlerinin ön kısmı kullanılabilir kalıyor, kalabalıkça toplanılabilecek bir meydan kalmıyor. insanları meydana çekmek için yapılan bir projede, insanların toplanabileceği bir alan bırakılmamış olması tam bir ironi.

    > obruk ile meydanda ana buluşma noktası yer altı olarak düşünülmüş, mekanın ruhuna tamamen aykırı [bu amacına sadece kara kış döneminde bir parça ulaşabilir].

    > obruk, yer altına inen modern bir avm görünümünde. alternatif/underground kültür/sanat merkezi olarak planlansa da, zaman içinde sadece görünüm olarak değil, işlev olarak da avm’ye evrileceğine eminim. gezi parkının avm’ye dönüşmesine engel olmak için o kadar uğraştıktan sonra, meydana kendi isteğimiz ile avm yapılmasının bir mantığı yok.

    > obruk aktivite senaryoları olarak; açık hava sineması [yer altında!], futbol/basketbol turnuvaları, buz pateni vb. belirtilmiş ancak görsellerde görüyoruz ki; tabanda düz alan çok sınırlı, minicik bir bölge. o alanda bu belirttiklerini uygulayabilmek pek mümkün değil.

    > obruk, görüntü olarak da meydana bir şey katmıyor. kuşbakışı olarak az biraz güzel görünse de, yüzeyde kuşbakışı açıdan göremeyeceğimiz için kocaman ve çirkin bir çukur olarak görünecek. yakındaki otellerin üst katlarından iyi görünebilir ancak.

    > güvenlik gibi ek sorunları da cabası. açıkçası obruk fikrinin belki de tek iyi yönü metro ve otobüs hatlarını birbirine yer altından bağlaması [ki bu da aslında basit ve kısa bir tünel ile çözülecek bir konu].

    > projeden obruk çıkarıldığında ise geriye pek bir şey kalmıyor. meydana bir sürü cafe tarzı mekan eklenmesi de hoşuma gitmedi.

    > projenin olumlu gelen kısımları: ‘go’ isimli mobil uygulama, ana meydanın gece ışıklandırması ve biraz da kent mobilyaları/genel peyzaj. ama bunlar obruk gereksizliğini ve projeyi kurtarmaya yetmedikleri için 19’u eledim.

    16 nolu proje:
    https://konkur.istanbul/taksim/16/
    https://istanbulsenin.org/…/16-sira-numarali-proje/

    3 proje arasında en klasik, hatta klişe diyebileceğimiz proje bu, ilk bakışta öne çıkan pek bir şey bulunmuyor. genel sunumun da oldukça yetersiz olması ile en baştan beri son sırada düşündüğüm bir proje idi. şimdi detaylı bakınca birkaç hoş yönünü fark etsem de halen park düzenlemesi seviyesinde görünüyor. ekipte akustik danışmanları, restoratörler gibi oldukça farklı alanlarda uzmanlar varken, çok daha detaylı bir tasarım beklerdim. neler var bakalım:

    > meydanın tekrar hareketlenmesi için, oldukça yüksek maliyet ile yer altına alınan trafiğin tekrar meydana alınması düşünülmüş. hani akustik danışmanları bile olan ekipte, bu kadar kişinin beyin fırtınası sonucunda bu fikrin çıkması ilginç. evet, eskiden trafik yer üstündeyken bölgeye bir dinamizm katıyordu ancak o dönemde tüm trafik kesintisiz olarak cumhuriyet anıtı çevresinde akıyordu. bu projede ise sadece tarlabaşı bulvarının uzantısı yer üstüne alınacak görünüyor ki ana meydanın en uç kısmı olduğundan hareketliliğe pek bir etkisi olmayacak. tünel içindeki otobüs durağının da nereye taşınacağı muğlak, meydanda kalsa iyice otogar görüntüsü oluşacak, başka yere taşınsa bu sefer metro çıkışı haricinde meydana insan sirkülasyonu kalmayacak. sonuçta meydana etkisi, gürültü kirliliği, görüntü kirliliği, hava kirliliği olacak. uygulaması da zor ve maliyetli. nereden tutsan elde kalan, tüm projeyi tek başına yok eden bir fikir.

    > projede ilk bakışta en öne çıkan öğe ağaçlandırma. hani en çok ağaç bizim projemizde olsun gibi bir his var sanki. evet buna yerinde olduğu/abartılmadığı sürece itirazımız olmaz elbette, ancak uygulanabilirliğini ne kadar ölçümlediler, bir simülasyonunu çıkardılar mı bilemiyorum. örneğin tarlabaşı bulvarı bir dolmabahçe caddesi değil; çoğu kısmında insanların doğru düzgün yürüyemediği daracık kaldırımlar var, o ağaçlar nasıl sığacak, yol mu daraltılacak bilemedim. ayrıca planlarda 25 – 30 metrelik ağaçlar için çok küçük kök alanı belirtilmiş, alt kısmı tünellerle dolu olan meydanda o ağaçlar uygulanabilir olur mu botanik uzmanlığı olan bir arkadaş belirtebilirse sevinirim.

    > trafiğin yer üstüne alınması ile tünelde kalacak boşluğa, taksim bellek müzesi yapılmasını öngörmüşler. müzenin atıl kalmaması için de metro ve müze girişini birleştirmişler. pratikte ise ne kadar etkili olur bilemiyorum. böyle yer altında atıl kalma riski olan bir yapıya ciddi maliyet harcamak yerine, taksim maksemi binası neden müze yapılmaz anlamıyorum.

    > meydanın akm tarafında standart bir havuz mevcut. en azından suyu hatırlamak açısından klasik ve güzel görünecektir, yalnız diğer taraftan yine ana meydanı küçültecek ve insanların meydana giriş/çıkış alanını kısıtlayacak.

    > gezi parkının merkezindeki ağaçlar kaldırılarak o bölge etkinlik çayırı olarak düşünülmüş. bu iyi bir fikir mi hala kararsızım, fakat oradaki yıllanmış ağaçların sökülme fikri [cumhuriyet anıtı tarafına taşınacak olsalar da] genel olarak hoşuma gitmiyor, oradan 1 ağaç sökülmesin diye o kadar uğraşmıştık. evet şimdi karar verdim, sevmedim bu fikri =)

    > tarihi su makseminde, bir miktar hatırlanarak su geçişi yapılması en iyi fikirlerden biri.

    > diğer bir iyi fikir de; istiklal caddesi girişindeki oldukça kötü bir görüntü veren büfelerin kaldırılarak, arkalarında kalan tarihi kilisenin meydandan görünür hale getirilmesi.

    > aralarda güzel uygulamalar olsa da toplamda uygulanmayı hak eden bir proje değil. maalesef her projenin iyi kısımlarını alıp kombine ederek kullanma şansımız olmadığından bu projeyi de eliyorum.

    15 nolu proje:
    https://konkur.istanbul/taksim/15/
    https://istanbulsenin.org/…/15-sira-numarali-proje/

    çok ciddi bir sıkıntısı olmayan ve en uygulanabilir proje olarak görünüyor. aralarda çok güzel dokunuşlar mevcut. 54 sayfalık proje raporu cidden detaylı ve bütüncül, bakalım:

    > projede ilk göze çarpan kısım yaya köprüsü olarak tanımladıkları, cumhuriyet anıtı’ndan maçka parkına kadar kesintisiz uzanacak olan yaya yolu. yurtdışında da pek çok şehirde kullanılmış ve etkinliği test edilmiş bir uygulama bu. hem meydan alanını arttırıyor, hem de meydana yer üstünde 2. bir boyut kazandırıyor. ayrıca bu yol da, projenin geneli de tamamen engelli kişiler düşünülerek tasarlanmış ki çok önemli bir konu. bisiklet sürücüleri için de alternatif ve güvenli bir yol olacak. meydana beton bir görüntü verecek, gökyüzünü kapatacak gibi olumsuz eleştiriler yapılmış, ancak yol güzergahını incelerseniz ana meydanın kenarlarında atıl kalan kısımlarından geçtiğini göreceksiniz ki bu da o olumsuz eleştirileri bertaraf ediyor, ve zaten köprünün genişliği de sadece 3 – 5.5 metre arasında değişiyor. ayrıca metro/otobüs duraklarının çatısı olarak oldukça akıllıca kullanılmış kısımları mevcut. bu konuda düşüncem tamamen olumlu yönde.

    > 2. öne çıkan kısım; seyir kulesi olarak adlandırılan yapı. taksim meydanı, istanbul boğazına çok yakın olmasına ve de tepenin en yüksek noktasında konuşlanmasına rağmen, garip yapılaşma nedeni ile boğazın görülemediği izole bir durumda. seyir kulesi ile boğaz manzarasının görülebilmesi hedeflenmiş. sadece boğaz değil, meydanın kendisini de yukarıdan görmek kesinlikle çok hoş olur, insanın mutlaka görmek isteyebileceği bir kısım olarak meydana kendine özgü bir karakter katacağı kesin. ayrıca 11 katlık kulenin her katı için müze, galeri, kitaplık gibi uygulamalar düşünülmüş ki çok yerinde. kule ile ilgili tek sıkıntım dış tasarımı. hiçbir projede meydanda kendine özgü unique bir yapı bulunmuyor, bu oldukça büyük kulenin görünüşüne biraz eğilirlerse, çok etkileyici bir yapı haline gelebilir.

    > nostaljik tramvayın rotasının, gezi parkı’nın çevresini dolaşacak şekilde uzatılması planlanmış. benim nasıl aklıma gelmez dediğim harika bir fikir kesinlikle. meydanın sınırlarını çizerek meydanı güvenceye alıyor, ana meydan ile gezi parkının en uç noktasını bile birbirine bağlıyor [tıpkı yaya köprüsünün de yaptığı gibi]. gezi parkı çevresindeki tüm yollardan tramvayın görülebilmesi ve kullanılmasını sağlıyor. tüm meydanı canlandıracak bir fikir bu.

    > yaya köprüsü üzerinde kiosk isminde çekim noktaları oluşturulmuş. bu noktalarda hem yer üstü hem de yer altında toplanma ve etkinlik alanları düşünülmüş. örneğin oldukça beğendiğim için ekte görüntüsünü de yüklediğim kiosk 1, talimhane girişinde cumhuriyet anıtının hemen yanında yaya köprüsünün başlangıcına konuşlanmış. burası küçük bir amfi şeklinde tasarlanmış, minik konserler, oyunlar, etkinlikler, sokak müzisyenleri için harika bir alan yaratıyor. kapalı alanlarında ise info center, galeri gibi uygulamalar olabilir, yer altında ise otobüs/metro duraklarına bağlanıyor, cumhuriyet anıtını yeniden merkez haline getirecek bir fikir bence. toplam 8 tane kiosk var, diğerlerini de rapordan incelemenizi öneririm.

    görsel

    > şu anda tamamen yer altında, az çok karanlık ve güvensiz bir alan olan otobüs durakları için gayet mantıklı bir tasarım getirmişler. durakların üstünü açmışlar ve böylece gün ışığı alır hale getirmişler. yaya köprüsünü de çatı olarak planlamışlar. durakların gayet ferah bir alanda yürüyen merdivenler ile meydana ulaşmasını sağlarken aynı zamanda meydandan görülmeyen izole yapısını da korumuşlar, yine olumlu bir fikir.

    > yer üstü için, abartılmamış ağaçlandırma, genel bitkilendirme ve payzajı da beğendim. cafe ve oturma alanları da iyi düşünülmüş. ana meydan hiç kısıtlanmamış.

    > genel taksim kolektifi fikri ve mobil uygulaması da gayet yerinde görünüyor.

    > projenin ilk bakıştaki olumsuz kısımları ise; suyun unutulmuş olması, taksim su makseminin yine unutulmuş olması, cumhuriyet anıtı’nın çevresindeki dairesel alan ve istiklal caddesinin giriş kısmı için ve yine tarlabaşı bulvarı tarafında da bir düzenleme içermemesi söylenebilir.

    neyse, yazmaktan yoruldum artık. halen her projenin iyi yanlarının bir kombinasyonunun uygulanmasını istesem de, şu anki durumda 15 nolu proje açık ara en iyisi.

    bu arada, yukarıda yazar arkadaşlardan biri, projelerde deprem toplanma merkezi düzenlemesi olup olmadığını sormuştu, önemli bir konu, cevap: hiçbir projede yok. zaten proje ekiplerinde bu konuda bir uzman da yok. belki ibb’nin yarışma şartnamesinde bunu zorunlu kılması yerinde olurdu. bu tip düzenlemeler daha sonradan da yapılabilir ama en baştan düşünülmesi çok daha iyi olur elbette.

    sonuç olarak bize de söz hakkı veren yarışma, pandemi dönemine denk gelmesi gibi bir handikap yaşamasına rağmen gayet olumlu bir organizasyon oldu. zaten insanlar da kendilerine danışılmasına o kadar açlar ki, ana medyada hiç geçmemesine rağmen şu ana kadar 300 binden fazla kişi oy kullanmış. umarız projelerin uygulanmasına yada bütçe bulunmasına birileri engel olmaz da 2022 yılında yeni meydanımıza kavuşabiliriz.
  • o obruk esenler otogarının alt katları gibi tinerci dolar diye düşünen bir ben miyim?
  • şu meydan düzenlemesi ile ilgili bir şey de belirtmek lazım.
    o polislerin durduğu gezer karakol mu desek, açık hava polishanesi mi desek o ne ise onun ve benzerlerinin kalkması birinci şart olmalı.
    polis karakola, arabasına, moturuna geri dönmeli.
  • meydan kavramını sorgulatan projelerin finale kaldığı yarışmadır.

    meydanın tanımı çok katmanlı ve kapsamlı olarak yapılabilir. ancak temelde meydan, şehirlilerin bir araya geldiği, buluştuğu, kutlamalarını yaptığı, protesto gösterilerini düzenlediği toplumsal bir mekândır. yani meydanların geniş kalabalıkların toplanmasına uygun biçimde kesintisiz mekânlar olması; havuzlarla, çukurlarla, ağaçlarla ya da dekoratif yeşilliklerle bölünmemiş olması gerekir. googla'a girip dünyanın büyük şehirlerindeki meydanların görsellerini bir aratınca bunu gözlemlemek zor değil.

    taksim bu bakımdan avantajlı bir meydan: hemen yanı başında gezi var, ister yürüyerek, ister merdiven tırmanarak ulaşılabilen yeşilliklerle örülmüş bir park. gezi orada dururken meydanı ağaçlandırmanın mantığını anlamak mümkün değil. keza meydanın şurasına burasına havuzlar ve obruklar oturtarak meydan niteliğinden uzaklaştırmanın da.

    işin garibi, bu memleketi yönetenlerin de çoğu şehrin içinde halkın bir araya geleceği meydanlardan çok hazzetmemişler. beyazıt'ın ortasına 1926'da bir havuz inşa edilip toplanma mekânı olmaktan çıkarılmış. aralarında yahya kemal beyatlı'nın, reşat ekrem koçu'nun bulunduğu pek çok aydın bu yapılana itiraz ettikleriyle kalmışlar. 1960'larda aksaray meydanı bir karayolu kavşağı gibi tasarlanarak şehrin ortasında bir mezbelelik olmaya mahkûm edilmiş. beyazıt aynı sıralarda -yarım yamalak da olsa- sakat halinden kurtulmuş (bkz: #49119435), ama bu projede 15 numaranın dışındakilerden biri kazanırsa bu filmi bir kere daha seyredeceğiz ve bu da gezi olaylarına sempatisiyle de oy toplayan bir belediye başkanının öncülüğünde yaşanmış olacak. obruk fikriyle meydana koca bir delik açarak meydanlıktan çıkaran ekibin, burada akm'nin aksine alternatif sanatın hayat bulacağını söylemesi çok ironik. meydandan yoksun bırakılmış bir yerde neyin alternatifi? dahası öyle bir yeraltı mekânın yaratacağı kullanım sorunlarıysa apayrı bir mesele.

    sağ olsun buraya yazan pek çok suser bu konulara bir şekilde değinmiş.

    15 numara mükemmel mi? elbette değil. köprü ve seyir kulesi fikirlerinin üzerinde daha fazla çalışmak ve revizyonlar gerekiyor. bu proje de meydanı yeşillendirerek küçültmüş -bunun şartnamede yer aldığından şüpheleniyorum, çünkü üç projede de meydanın aynı yeri yeşillendirilmiş. diğer pek çok ayrıntının özenle çalışıldığı belli. adını suların taksim edildiği yerden alan bu meydanın suyla ilişkisini, sarnıç binasına takılmadan, güncel teknolojiyle hoş biçimde yeniden kuruyor. başlangıçta heykeli çevreleyen bir daire olan meydanın genişletile genişletile kaybolan sınırlarının bir bölümünü, talimhane tarafında gayet yaratıcı ve anlamlı biçimde tekrar koyuyor. meydanın tarlabaşı bulvarı açılmadanki halini bilmeyenlere bu sınır hissini anlatmak çok güç. gezi ve taksim parkı için yeşil olayını da abartmadan ve özenle ele almış.

    belediye ancak uygulama aşamasında, yanı başında gezi'nin bulunduğu taksim meydanı'nı ağaçlandırma saplantısından kurtulabilirse ve meydan kısmını havuza, şuna buna feda etmeyerek hiç küçültmeden tasarlatıp uygulamayı becerebilirse bu yarışma anlamlı olacaktır. yoksa dostlar alışverişte görsün usulü, bakın yarışma yaptık, dedikleriyle kalacaklardır.
  • 15 numaralı projenin kazanmasını dilediğim yarışma.

    16 numarada trafiğin yer üstüne alınma fikri beni korkutuyor. neden alınsın ki? proje sahiplerinin savunduğu şey tarlabaşı'ndaki daldırma tünellerin meydanı öldürdüğü yolunda. taksim'e gidenlerin yüzde kaçı tarlabaşı'nda geliyor ki? ayrıca durduk yere neden başımıza korna gürültüsü alalım? zaten şehrin en önemli sorunu gürültü kirliliği. neden ekstra bir kirlilik yaratalım ki? meydanın ölme sebebi meydanın çölleştirilmiş olması. meydanda zaman geçirecek ne var? ya da birini beklerken oturacak yer var mı? gölgesine oturulacak ağaç bile yok. gidip kahve içeceğin nitelikli bir kafe yok.

    19 numarada da beni obruk korkutuyor. projede obruktan başka bir şey yok zaten. tasarımcılarını dinledim, 45 dakika boyunca obruktan başka bir şey konuşulmadı. bu bana çok riskli bir proje gibi geliyor. yani meydanı düzenliyorsun, ama meydanın alanını daraltıyorsun. bu çok saçma değil mi? ayrıca kuşbakışı görmediğin sürece bir estetiği olup olmayacağı da meçhul.

    15 numara ise bana daha çok ihtiyaçlara yönelikmiş gibi geldi. mesela tramvay yolunun uzatılmasına "tramvay bir ulaşım aracıdır. turist gezdirme aracı değildir." diye itiraz ediliyor. e tamam işte ulaşım ağı genişliyor tramvayın. tünel'den divan otele gideceksiniz mesela. gayet pratik. bir tanıtım videoları var tramvay çanıyla başlıyor. bu sesi duyar duymaz aklıma hemen istiklal caddesi geliyor. bunu gezi parkı'nın çevrisine taşımak bence heyecan verici bir proje. meydanın daha doğrusu taksim denen yerin doğal sınırlarını vurgulamış oluyorsunuz.

    ayrıca ağaçlandırma konusunda da simetriyi epey iyi ayarlamışlar. merkeze cumhuriyet anıtı alınıyor ve hem cumhuriyet caddesi'ne hem akm'ye doğru sıra ağaçlar diziliyor. meydan da boş kalıyor. yürüyüş yolu da gayet yerinde. o bölgede yürümek, koşmak, bisiklete binmek için rota lazım. taksim'den maçka parkı'na trafiğe girmeden ulaşmak epey iyi bir fikir. umarım 15 numara kazanır.