şükela:  tümü | bugün
  • mit'in yaptığı bir operasyon ile yakalandığı söylenen pkk/pyd terör örgütünün sözde türkmen asıllı sözcüsü.

    teslim olduğu da söyleniyor.

    konuşturulduğu takdirde neler öğrenilebilir, uluslararası mahkemelerde koz olarak kullanılabilir mi göreceğiz.
  • yakalanmamış, yuksek ihtimalle teslim olmuş ya da taraf değiştirmiş olan sozde pyd eski sozcusu.

    türkmen olduğu iddia ediliyordu.
  • - sdg nasıl kuruldu?

    -pyd/pkk suriye'nin kuzeyinden akdeniz'e çıkış koridoru konusunda abd'li yetkililer neler söyledi ?

    - rakka'dan deaş'lileri tahliye anlaşması nasıl yapıldı?

    - türkiye'nin karaçok - rojava- (abd tepki göstermişti) operasyon sonuçları nelerdi?

    - amerikalı siyasi ve askeri yetkililerin terör örgütüne silah yardımlarının bilinmeyenleri nelerdi ?

    bir dünya sorunun cevabına sahip olan ypg'nin ana unsuru olduğu suriye demokratik güçleri'nin sözcülüğünü yapan şahıstır.

    abd'nin türkiye'de zarrab başta olmak üzere ortaya koyduğu mahkeme/dava oyunlardan birisinin sebebi de bu zat-ı muhteremdir.
  • suriye'de bir süre terör örgütü pyd/pkk'nın paravan kuruluşu sdg'nin sözcülüğünü yaptıktan sonra bölgeden kaçan talal silo, abd'nin pyd/pkk'ya desteğini anlattı. silo, "abd başlangıçta kurtarılan bölgelere destek sağlayacağını söyledi ama afrin’e destek vermeyeceğini başından beri ifade etti." dedi

    suriye'de bir süre terör örgütü pyd/pkk'nın paravan kuruluşu sdg'nin sözcülüğünü yaptıktan sonra bölgeden kaçan talal silo, örgütün "akdeniz'e çıkış projesi"ne dikkati çekti. silo, abd'li bir istihbarat yöneticisinin kendilerine, "kalıcı" olabilmek için karadan akdeniz'e ulaşmak gerektiği telkininde bulunduğunu açıkladı.

    pyd/pkk, suriye topraklarının dörtte birinden fazlasını işgal ediyor. örgütün yayılma stratejisi, ülkenin doğusunda ırak sınırında başlayan hakimiyet alanını türkiye sınırı hattından batıya doğru ilerletmek şeklinde gelişmişti.

    gelecekte, dış dünyayla doğrudan bağlantı kurma ve destek alma imkanına kavuşabilmesi, örgütün karadan akdeniz'e çıkacağı bir koridor açabilmesine bağlı. türkiye'nin örgütün hedeflerine ilişkin uyarıları karşısında, abd yönetimi gelişmelerin terör örgütü deaş'a karşı mücadeleden ibaret olduğunu savunuyor.

    suriye'den ayrılmadan önce pyd/pkk'nın silahlı kanadı olarak bilinen ypg elebaşlarıyla yakın ilişkiler geliştiren silo, ülke genelinde sdg adını kullanan örgütün faaliyetlerine içerden tanıklık etti.

    silo, pyd/pkk'nın en büyük destekçisi durumundaki abd'yle yapılan temaslara birçok zaman katıldı.

    eski "sdg'li silo, abd'nin "akdeniz'e çıkış projesi"ne bakışı, örgütün silah depolarını türkiye'ye karşı nasıl koruduğu, afrin'deki durum ve petrol ticareti gibi konularda aa'nın sorularını yanıtladı.

    son dönemde ırak sınırındaki deyrizor'da hem savaş hem de uluslararası rekabet şiddetlendi. perde arkasında neler yaşandı?

    9 eylül'de (deaş'a karşı sdg adıyla) operasyonu başlattık. duyurusunu bizzat ben yaptım. hedef suriye’nin el-cezire bölgesinin kalanını ve fırat nehri’nin kuzeyini almaktı. ne bizim ne ypg'nin deaş’a karşı operasyon başlatma imkanımız vardı. bu operasyon abd'nin isteğiyle oldu. konu kesinlikle petrol ile alakalı değildi. hedef bu güçlerin sdg adı altında rejimden önce bukemal ve meyadin ilçelerine varmasıydı. böylelikle ırak ve suriye arasında bir barikat kurulacaktı. abd başında yardım etmeye çalıştı ama başarısız oldu. ilk başlarda rusların tacizine uğradık. hatta birçok kişi rus ve rejim saldırılarında öldü. abd ile sdg omuz omuza savaşıyordu. rejim uzaktaydı. ama abd, rejimin hızla o bölgelere ulaştığını görünce sdg'yi harekete geçirdi. (ypg'li) şahin cilo’dan bu işi yapmasını istedi. çoğu kimsenin bilmediği bir şey var. alınan birçok nokta ruslara bırakıldı. hatta konoko gaz tesisi ve çevresindeki petrol sahaları ruslara terkedildi. bunlar devredilince rejim ve ruslar daha fazla ilerlemedi.

    pkk, deyrizor ve haseke'deki petrolü nasıl işletiyor ?

    ypg ve pkk, 2012’de rumeylan’daki petrol kuyularını ele geçirdikten sonra işletmeye başladı. önceleri bu petrolleri, deaş bölgeleri üzerinden ihraç ediyorlardı. pkk kadrolarının cezire’deki parasal işlerinin sorumlusu ali şeyr, kamışlı'da yaşıyor. pkk elebaşlarıyla doğrudan bağlantılı. petrol anlaşmaları yapmaya yetkili olan kişi. elde edilen gelirleri sadece o bilir. bu, pkk’nın sırrıdır. ali şeyr, 2012'den beri petrolü dışarıya satıyor. eskiden satış sadece deaş bölgeleri üzerinden sağlanırdı. rejim ordusunun subayı el-katırcı, pkk’dan petrol alan genel sorumludur. hatta şahin cilo’nun bile buna müdahale edemeyeceğini söylediler. petrol konusu örgütün sırrıydı. sora sora bazı bilgilere ulaştım. sattıkları petrolün parası, lübnan bankalarında kendilerine yakın bazı isimlerin hesabına yatıyordu. sonra para avrupa’ya aktarılıyordu. isimlerin hepsi pkk'lı. konu çok büyük. her gün yüzlerce tankerle petrol taşınıyordu.

    uzun süredir, pyd/pkk'nın suriye'nin kuzeyinden akdeniz'e çıkacağı bir hakimiyet koridoru projesinden bahsediliyor. ziyaretler ve görüşmelerde amerikalı yetkililerin tutumunu öğrenme şansınız oldu mu ?

    proje değil, bir sözdü. araştırma merkezinden geldiği söylenen bir amerikalı ile görüştük. görüşmeyi onlar istemişti. çok sayıda koruması vardı. daha sonra abd istihbarat yöneticisi olduğu ortaya çıktı. bize dedi ki "eğer siz deyrizor’a yönelirseniz, abd de sdg ve suriye demokratik meclisi'ne, denize doğru bir nokta sağlama konusunda gereken desteği verir." bunun için söz verildi. ancak şu anda deyrizor’u alma operasyonu başarısız oldu. asıl mesele köylerin ya da petrol sahalarının alınması değil. şahin cilo ve sdg’ye (akdeniz'e çıkış için) söz verildi. ben de orada hazır bulundum, oradaydım. bu (deyrizor) operasyon başarıyla sonuçlansaydı, zafer kazansaydık abd belki sdg için denize doğru bir koridor açmaya çalışacaktı. (amerikalı istihbarat yöneticisi) "böyle bir oluşumun denize bir erişimi olmazsa, bir geleceğinin olması mümkün değil" dedi. kürdistan ve erbil konusunu örnek gösterdi. kürdistan'ın denize açılan bir noktası yok. dolayısıyla diğer tarafları her zaman razı etmek durumunda. yoksa petrolü nereden ihraç edecek. mecbur bir noktası olacak, bir liman gibi. abd tarafı bu konuda söz verdi. ama bundan sonra, şu an sanırım planlandığı gibi gitmedi. ne olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.

    türk ordusu, 25 nisan'da ırak'ın karaçok mevkiinde ypg hedeflerini vurdu. karaçok'ta ypg'nin ne tür unsurları vardı?

    karaçok, ypg'nin silah ve mühimmat depoları ile para kasasının bulunduğu başlıca üstü. bahoz erdal ile şahin cilo oralarda ikamet ediyordu. pkk liderlerine ideolojik eğitim verilen yerdi aynı zamanda. ypg'liler de askeri eğitim alıyordu. ben oraya iki kez gittim. birinde şahin cilo'yla görüşüp kendisinden araba devraldım. ypg'nin arşiv ve basın merkezi de karaçok'taydı. burada bulunanların hepsi lider kadroydu. türkiyeli nalin, kadınlardan sorumluydu, arapça bilmiyordu. şevin de türkiyeli kürttü, çok az arapça biliyordu. (ypg gruplarından sorumlu) rüstem ve haseke sorumlusu gerzan da vardı.
    şahin cilo'ya ölü sayısının bu kadar fazla olmasına şaşırdığımı söyledim. o da "karaçok'ta türkiye güvenlik ihlali yaptı. liderler arasında yeni görevlere seçilecek olanlar vardı. rüstem, türkiye'ye giderek orada çalışacaktı. türk istihbaratı bunu biliyordu. biz ise zaten abd'den 'hedef alınmayacaksınız' mesajı henüz gelmediği için dışarda kalıyorduk" dedi.

    abd'li komutan karaçok'ta vurulan yere gelince neler yaşandı ?

    ikinci gün abd'li sıradan bir komutan oraya geldi. şahin cilo da ilk defa basında çıkmış oldu. abd'linin koruması ingilizce konuşan selar'dı. saldırının nasıl gerçekleştiğini anlattılar. komutana, orada pkk'lı yöneticilerin değil, sivillerle militanların bulunduğunu anlattılar. komutan kınamadı bile. 5 gün kadar sonra cilo bize, abd'nin türkiye ile konuştuğunu ve hiçbir saldırı olmayacağını anlattı.

    ypg, silah deposu sorununu nasıl halletti?

    ağır silah ve mühimmatlar hemin'e teslim ediliyordu. hemin de bunları depolara bırakıyordu. türkiye, amerikalıların koruduğu bu depoları hedef almadı. birçok silah ve mühhimat türkiye hedef almasın diye abd'lilerin olduğu (üslere) yerlere bırakılıyordu.

    pkk, afrin ile arasında bağlantı olmayan doğudaki alanların bağlantısını nasıl sağlıyor? kopukluk örgütü endişelendirmiyor mu?

    suriye rejimi halep’i alınca doğrudan bir yol oluştu. fırat kalkanı harekatı alanına (güneyinden) paralel bir koridor bu. yol, afrin’den çıkıp (rejim bölgesinden geçip) halep’in dışından münbiç’e uzanıyor. münbiç’ten de (fırat'ın doğusuna) cezire’ye yöneliyor. güzergahı kullanmak için rejimden ya da rus tarafından onay gerekiyor. hatta bazen iranlıların.

    abd, ypg'yi koruyan tavrı afrin için de geçerli mi?

    abd, afrin için hiçbir güvence vermedi. hatta mcgurk ile ilk görüşmemizde sordum. o zaman daha afrin ile (doğudaki alanların) hiçbir iletişim yolu yoktu. ona afrin'e desteği sordum. abd yönetimi olarak afrin'e destek vermeyeceklerini söyledi. bu bizim ilk görüşmemizde oldu. "afrin'dekiler başka bir destekçi istiyorsa arasın bulsun" dedi. "ben de belki rus tarafı olur" dedim. o da "bizim için bir mani yok" dedi.

    sonra beni esad'in amca oğlu hüseyin esad aradı. hımeymin üssü’nde bulunan rus tarafıyla sdg arasında bir hat kurmamı istedi. durumu şahin cilo'ya açtım. bu hattın abd’yi rahatsız edeceğini söyledi. ama (sözde ypg genel komutanı) sipan hamo, ruslarla iletişime geçmeyi istedi. ben de durumu hüseyin el-esad’e aktardım. ardından rus tarafıyla iletişim kanalı açıldı. birçok konuda rusya’dan yardım istiyorlardı.

    türkiye'nin afrin'e müdahalesi pkk'yı ne kadar endişelendiriyordu?

    türk kuvvetleri (afrin'e) müdahale ederse çok hızlı şekilde kenti ele geçirebilirlerdi. aslında afrin'deki durum, örgütün dışarıya gösterdiği gibi değil. bundan dolayı çok korkuyorlardı. mesele sadece afrin’in düşmesi değildi. türk güçlerinin kuzey kırsalını kesmesi, tüm (akdeniz'e çıkış) projelerinin başarısızlığa uğraması demekti. çünkü afrin’i projenin kalbi sayıyorlardı. türkiye'nin müdahalesi, pazarladıkları rüyaların sonu olurdu. afrin'de, türk kuvvetlerinin olası müdahalesine karşı orada rus varlığını istiyorlardı.

    suriye rejimi, afrin'de türklerle herhangi bir temas durumunda suriye bayrağı çekilmesini istedi. ama rejim bayrak asılan noktaların kendine devrini şart koştu. işte bu talebi kandil reddetti. ama en nihayetinde sınır unsurları korkuyordu. abd’nin türkiye’ye afrin’i ele geçirmemesi için baskı yapacağına inanıyorlardı. abd ise şu ana kadar cevap vermedi. abd başlangıçta kurtarılan bölgelere destek sağlayacağını söyledi ama afrin’e destek vermeyeceğini başından beri ifade etti.

    silo, suriye'de pyd/ pkk işgalindeki bölgeden geçen ay ortalarında kaçarak geldiği türkiye'de, dün de aa'nın sorularını yanıtlamış,pyd/pkk'nın paravan olarak kullandığı suriye demokratik güçleri'ndeki (sdg) sözcülük görevi sayesinde terör örgütünün ele başlarıyla oldukça yakın ilişkiler yürüten silo, abd'nin silah yardımlarına ilişkin ayrıntıları paylaşmıştı.

    http://www.haberturk.com/…de-destek-vermedi-1739349
  • soru: amerikalılarla ilk temaslarınız nasıl oldu?

    cevap: (sdg sözcülüğüne getirilince) benimle suriye dışında görüşmek istediler. helikopter benzeri bir araçla geldiler. alıp erbil’e götürdüler. erbil havaalanındaki abd üssünde iki gün kaldım. işlerin koordinasyonu ve basın çalışmaları üzerine konuştuk. sdg’ye destek veren medyayı belirledik. hangilerine röportaj verebileceğimizi konuştuk.

    soru: amerikalı üst düzey yetkililerle doğrudan görüştünüz mü?

    cevap: görüşmeler doğrudan gerçekleşirdi. ben de bu görüşmelere katıldım. (abd'nin deaş'la mücadele özel temsilcisi) brett mcgurk, (abd öncülüğündeki doğal kararlılık operasyonu birleşik ortak görev gücü komutanı) general stephen townsend ve (abd merkez kuvvetler komutanlığı) centcom komutanı votel ile görüşmelere katıldım. bizden katılanları (sözde sdg genel komutanı ypg'li) şahin cilo belirliyordu. çelebiye üssündeki tüm görüşmelere katılıyordum. abd dışişleri heyeti ile toplantı yaptık. cilo ile abd yönetimi arasında tam bir koordinasyon vardı.

    soru: pyd/pkk’nın paravan kuruluşu sdg’nin ambleminde suriye haritasına hatay’ı neden dahil ettiniz?

    cevap: cilo bize dedi ki “suriye devleti türkiye’ye bir (il) kurban vererek kuruldu. ama biz ondan vazgeçemeyiz”. bu toplantıyı haseke’de ypg’nin halkla ilişkiler binasında yaptık.

    soru: sdg sözcüsü sıfatıyla ne konuşacağınıza nasıl karar veriyordunuz?

    cevap: ben, cilo’nun talimatıyla sözcülüğe atandım. atanınca, (dönemin pkk suriye sorumlusu) bahoz erdal beni karaçok’a yemeğe davet etti. her şeyi konuştuk. bana bir silah hediye etti. sdg’de açıklama yapma talimatı cilo’dan gelirdi. metni bana whatsapp veya viber’dan gönderirdi. redakte ederdim. bahoz erdal ayrılınca (kandil’den) nureddin sofi geldi. açıklamaları (cilo’nun üstü olarak) o da denetliyordu. taziyeleri bile onayla yayınlardım. okuduğum rakka’nın kurtarılışı açıklamasını da cilo verdi. bence o da yazmamıştır. öyle bir kabiliyeti yoktu.

    soru: amerikalıların talep ettiği basın açıklamaları oldu mu?

    cevap: türkiye’deki bir patlamayı kınamamızı istediler. bir de sdg’nin pkk ile ilişkisi olmadığına dair açıklama yapmamızı istediler. açıklamayı cilo verdi. cilo’ya sebebini sorunca, “abd istedi. böylelikle bizimle (sdg) pkk arasında bir bağ olmadığı gösterilecek” dedi. bizim rolümüz kağıt üzerindeydi.

    soru: sözde sdg ile pkk’nın kandil elebaşları arasındaki iletişim nasıldı?

    cevap: şahin cilo, sdg genel komutanı olmasına rağmen söz sahibi değildi. talimatlar bahoz erdal’dan geliyordu. bahoz da (pkk/kck üst düzey elebaşı) sabri ok’tan emir alıyordu. bu ilişkileri çözmek iki yılımı aldı. kolay olmadı. beni özellikle abd ile toplantılarda yanlarında bulundurmak zorundaydılar. silah teslimatları sırasında dahi katıldım. bu süre içerisinde onların güvenini kazandım. bütün özel sırlarına vakıftım. pkk, bölgede alınan askeri, sivil ve ekonomik kararlara imza atıyor. bütün kararlar kandil’den alınıyor, oradakilere uygulamak düşüyor.

    soru: pyd/pkk, sdg adı altında abd yardımlarını almaya nasıl başladı?

    cevap: sdg’nin kuruluşundan bu yana abd’nin silah ve mühimmat yardımı var. bunları ypg’ye paraşütlerle atıyordu. sdg ilan edildikten sonra abd’nin isteği üzerine kürt unsuru zikredilmeden farklı isimler altında silah ve mühimmat yardımı yapıldı. ben de iki parti silah aldım. bizim aldığımız hafif silahlardı. rus yapımıydı. sdg kurulurken amerikalı bir heyet geldi. sdg askeri konsey üyelerinin parmak izlerini ve retinaları taradı, fotoğraflarını çekti.

    amerikalılar sahaya ilk geldiklerinde haseke ile tel temr arasında istirahet el-vezir adlı küçük bir üsse yerleşti. orada helikopter pisti yaptılar. yakınında dirbasiye yolu üzerinde tel beyder adlı ikinci üssü kurdular. burada da helikopter üssü kuruldu. bize oradan silah veriyorlardı. (suriye-ırak sınırındaki) simalka sınır kapısından da geliyordu.

    sonra, çelebiye üssü devreye sokuldu. burası eskiden (fransızların lafarge) çimento fabrikasıydı. ayn isa ile karakozak köprüsü arasındaki sırrin yakınlarındaydı. büyük bir abd üssü inşa ettiler. sdg’ye sağlanan tüm desteğin ana deposu burası. çelebiye üssü devreye girince yardım arttı. trump geldikten sonra tam destek aldık. (ırak sınırındaki) simalka sınır kapısından askeri malzeme taşıyan yüzlerce askeri araç gördük. hepsi çelebiye’ye taşınıyor. buradan sdg’ye gidiyor diye ypg’ye veriliyor.

    çelebiye’nin girişinde adı hemin olan bir ypg temsilcisi var. koordinasyonu o sağlıyor. ister silah ister araç olsun o teslim alıyor. bazen üsse bırakıyor, bazen aynı bölgedeki ana depoya koyuyor. ypg’nin silahlardan sorumlu komutanı safkan’a da teslim ediyor. o da belirli bölgelere dağıtıyor.

    soru: abd silah yardımı dışında ne tür destekler sağlıyor?

    cevap: askeri eğitimler veriyor. bu amaçla kurulan bir kamp vardı. tedaviler için sağlık merkezleri bulunuyor. ilk yardım ve hızlı cerrahi müdahalede kullanıyorlar. amerikalı ve fransız sağlık ekipleri var. ayrıca fransızlar keskin nişancı (kanas) eğitimi verdi.

    soru: abd yardımlarının duracağı konusunda bir sinyal alındı mı?

    cevap: abd’nin son açıklamalarına göre, artık silah sevkedilmeyecekmiş. ama yeterince silah aldılar zaten. aldıkları paranın haddi hesabı yok.

    soru: pyd/pkk, abd’den bağımsız hareket edebiliyor mu?

    cevap: abd onayı olmadan hiçbir hamle yapamaz. çünkü desteği abd veriyor. özellikle de hava desteğini. amerikalılar da deaş’ı karadan harekat olmadan yok edemez. herkes bunu biliyordu.

    soru: pyd/pkk elebaşları ile abd’liler arasında ihtilaf çıkmıyor mu?

    cevap: hiçbir ihtilaf yok. çünkü iki taraf tüm konularda ittifak sağlamış durumda. abd, sdg'ye açık ve sınırsız askeri destek sağladı. birlikte hareket etmesinde ortak fayda söz konusu. sdg veya pkk’nın menfaati, bu bölgelerde hakimiyet kurmaktır. nitekim kurdular. abd’siz bu gerçekleşemezdi.

    soru: abd’nin suriye sahasındaki askeri varlığı ne düzeyde?

    cevap: görüşmelerde bize söylenene göre şu an 2 bin amerikalı asker bulunuyor. eğitmenler, danışmanlar, hava operasyonlarının irtibat görevlileri gibi elemanları var. denizcilerin batarya bölükleri ve özel kuvvetler personeli mevcut. diğer ülkelerden de var. ingiltere, fransa, danimarka gibi. ama çok az.

    soru: abd’nin deaş’la mücadele özel temsilcisi mcgurk’ün suriye sahasındaki etkisi nedir?

    cevap: en başından beri çok etkili. mesela çelebiye üssündeki ilk toplantımızda, münbiç’in kurtarılması konuşuldu. bunu öneren oydu. türk tarafını ikna etmemiz için çoğunluğunu arapların oluşturacağı kente özgü askeri konsey kurulması gerektiğini söyledi. böylece şehri kurtaranların münbiç’in kendi evlatları olduğu havası verilmek istendi. aynı öneriyi rakka’da da gördük. önerileri yaparken, “türk tarafını ikna etmemiz gerekiyor” derdi. onun için de sahadaki unsurların araplardan oluştuğu görüntüsünü vermemiz gerektiğini söylerdi. münbiç askeri konseyi bünyesinde münbiç türkmenleri birliği görünüyordu. oysa içinde kimse yoktu. ben bile bana bağlı görünen grubun isimlerini uydurarak yazdım. bu mcgurk’ün talebiyle yapılıyordu.

    yine rakka operasyonuna sadece arap koalisyonunun katılacağı açıklanmıştı. aslında arap koalisyonu diye bir şey yoktu. şahin cilo komutasındaki sdg’nin izlediği politikaları mcgurk yönlendiriyordu.

    münbiç’in kurtarılmasının ardından, sdg’nin kenti kurtardığını, ypg’nin şehrin dışına çekildiğini, şehirde kalanların oranın evlatları olduğunu belirten bir bildiri yayınlamamızı istedi. tabi gerçekle alakası yoktu.

    soru: pyd/pkk’nın rakka’da deaş’la anlaşarak oradan çıkmalarına yardım etmesi büyük yankı uyandırdı. rakka’da neler yaşandı?

    cevap: rakka müzakereleri ayn isa'da sdg genel karargahında yapıldı. iki gün sürdü. (deaş’la irtibatı sağlayan) ebu muhammed, cilo ve yardımcısı kahraman görüştüler. deaş’ın deyrizor dışında gideceği yer yoktu. abd buna razı gibiydi. çünkü sdg (rakka ve deyrizor’da) aynı anda iki hamle yapmıştı. deyrizor’daki adamları güçsüzdü. abd ise rejim ordusu gelmeden ırak sınırına ulaşması için sdg’nin deyrizor operasyonuna başlamasını istiyordu. amerikalılara göre, rejim ordusu deyrizor’a 6 haftada ulaşabilirdi. fakat rejm ordusu beklenenden hızlı ilerleyince, abd sdg’nin deaş ile müzakerelere başlamasını istedi. böylece teröristler (rakka’dan çıkıp deyrizor’daki) bukemal’a gidecek, rejimin ilerleyişini engelleyecekti. 3 bin 500 teröristin çıkışına izin vermek amacıyla görüşmeler yapıldı. 500 kadar da kadın ve çocuk vardı.

    abd ile cilo, bu teröristlerin suriye rejim ordusundan önce deyrizor’a ulaşmasını istiyordu. bu nedenle rakka'dan çıkanlar vurulmayacaktı. aynı gün cilo benden basının karşısına geçip bir tiyatro oynamamı istedi.

    medya ekibi olarak “tiyatro”yu hazırladık. oyuna göre, rakkalı arap aşiretlerinin girişimiyle 275 yerli deaş’lı terörist sdg’ye teslim olmuştu. karşılığında kentten sözde 3 bin 500 sivil çıkarılacaktı. (aslında kimsenin teslim olmadığı) bu tiyatroda, 275 kişinin varlığını göstermek için ayn isa kampından birilerini getirip koydular.

    ikinci oyunu basına oynadılar. gazetecilerin rakka’ya gitmesini yasakladılar. gazetecilere, içerden çıkmaya yanaşmayan yabancı deaş’lılarla çatışılacağını söylediler.

    oysa bir kurşun bile sıkmadılar. bu süre zarfında kentten çıkarılan deaş’lılar gidecekleri yere ulaştı. ardından, rakka’nın alındığını ilan ettik.

    sonradan öğrendik ki deaş’lıların bir kısmı rüşvet vererek (deyrizor dışında) başka yerlere ulaşmış. birçoğu fırat kalkanı bölgelerine girmiş.

    soru: rakka’nın içine girince neler gördünüz?

    cevap: rakka'da yaşananlar kentin kurtarılması değil yıkımıydı. rakka'nın kurtarıldığını ilan edeceğimiz gün oraya gittim. maalesef kentteki tahribatın büyüklüğü karşısında şok oldum. yüzde 95i'nden fazlası yerle bir olmuştu.

    sdg'nin kuruluş amacı halk ve topraklarımızı deaş terörü ve zulmünden kurtarmaktı. ancak kurtuluş denilen şey benim gördüklerimse, böyle bir kurtuluşa gerek yoktu. çünkü bu yıkımdı. yıkım iki tarafın eliyle oldu. sdg yıktı abd de kentin tamamının yıkımına neden oldu. sebebini halen bilmiyorum. sonra rakka sivil meclisi, uluslararası toplumdan kentin imarı için maddi destek istiyor. kentin imarı bahanesiyle kişisel çıkar sağlayacaklar gibi görünüyorlar.

    soru: rakka gibi başka danışıklı dövüşler oldu mu?

    cevap: rakka, deaş’lıları anlaşarak tahliye ettikleri ilk yer değildi. üçüncüsüydü. abd ve (sözde genel komutan) cilo anlaşarak yaptılar. münbiç’in kurtarıldığının ilanından hemen önce münbiç askeri meclisi açıklama yayınladı. 2 bin deaş’lının sivil kalkanla kentten çıkışına izin verildiğini duyurdu. sdg, abd ve münbiç askeri meclisi; deaş'lıların can güvenliğini sağlayıp cerablus'a doğru gitmelerine izin verdiler. ilk anlaşma buydu.

    soru: pyd/pkk’nın deaş’la diğer anlaşması neredeydi?

    cevap: diğeri (fırat nehri üzerindeki) tabka’da oldu. tabka, baraj ile yerleşim bölgesi sevre olarak ikiyi ayrılıyor. tabka alındı ve duyuruldu. ama sevre kaldı. kaç kez operasyon düzenlendiyse başarısız oldu. deaş’ın şiddetli direnişi vardı. müzakereye mecbur kaldılar. (rakka’da da arabuluculuk yapan) ebu muhammed devreye girdi. kızkardeşinin eşi tabka’da deaş emiriydi. kendisinden, 500 teröristin cilo ve amerikalılar tarafından güvenli şekilde çıkması için deaş’la görüşmesi istendi. deaş’lıların talebi, silah ve mühimmatlarıyla tabka’dan rakka’ya geçmekti. cilo bizim adımıza amerikalılarla görüştükten sonra deaş’lılara güvenli çıkış izni verildi.

    soru: türkiye, abd’ye rakka’yı ortak operasyonla almayı önermişti. abd bu meseleyi sahaya taşıdı mı?

    cevap: amerikalıların o öneriyi getirdiği (çelebi üssündeki) toplantıya ben de katılmıştım. mcgurk ve (amerikalı senatör) john mccain vardı. mccain, türkiye’nin tel abyad’dan açılacak 25 kilometrelik bir koridordan arap savaşçılarla beraber kendi birliklerini rakka’ya geçirmeyi önerdiğini söyledi. mccain’in getirdiği öneriydi, bağlayıcı değildi. şahin cilo, bunu farkedince, türkiye’ye ve beraberinde geleceklere 25 santimetrelik bir koridor dahi açmayacaklarını söyledi. mccain o sözlerle yetindi. sonra sdg’nin silah talebi üzerinde konuşuldu. mccain desteğini tekrarladı. yardım sözü verdi. tek bir şeye karşı çıkacaklarını, uçak savar verilemeyeceğini söyledi.

    soru: rakka’da terörist elebaşı öcalan posterlerinin asılmasına abd’den yazılı açıklamayla tepki geldi. taraflar arasında ne yaşandı?

    cevap: amerikalılar, örgüt kamuoyu nezdinde zorda kalmasın diye posterler ve sloganlar konusunda hep uyarırdı. kürt tarafı uyarıyı kabul etmezdi. amerikalıların bizle görüştüğü yerlerde öcalan posterleri oluyordu. hatta sdg’nin ilk kurultayında bile vardı. bölgedeki bayrakların tümü ypg, ypj ve benzeridir. yani sdg bayrakları göremezsin. amerikalılar kiminle çalıştıklarını iyi biliyor.

    soru: örgüt elebaşları verdikleri bunca destek karşılığında pkk/kck yani örgütün ana gövdesi için uluslararası alanda açık destek istemedi mi ?

    cevap: daha nasıl bir destek olacak ki? pkk’nın silah ve para desteğine ihtiyacı var. silahlar sdg’ye ondan ypg’ye gidiyordu. ypg’den de pkk’ya ulaşıyordu. dolayısıyla şahin cilo’nun gelin pkk’ya silah verin demesine gerek yok. yolun sonunda ypg üzerinden pkk’ya ulaşıyor zaten.