şükela:  tümü | bugün
  • şabaniye filminin şarkılarını talha özmen değil tijen erman seslendirmiştir. https://www.sozcu.com.tr/…ni-veren-isim-belli-oldu/
  • 80'li yıllarda oya aydoğan ve tanımadığım bir cilveli abla ile beraber geldiği hereke'deki meşhur camlı gazinoda tanıştığım değerli sanatçı. rahmetli ferdi özbeğen de vardı yanlarında. nasıl oldu tam hatırlamıyorum dayımın ferdi özbeğen ve oya aydoğan ile muhabbeti vardı, eski tiyatrocu o da, emekli cemiyet kurduydu, muammer karaca'nın yanında olduğu dönemden sanırım. ben de feci utangacım. neyse işte ferdi baba yanına çağırdı. ben gitmedim kaçıyorum falan. neyse gittim yanlarına. cilveli abla ve oya aydoğan beni mıncıklıyor. talha üstat konuşmuştu en çok benimle. bambaşka bir ışığı vardı, tam his insanı. tabi benim için enteresan bir figür. anlayamadığım bir zerafet, bir incelik, bir görkemi var. bizim dünyamızdan değil gibi. tabi o yaşta bir çocuğun dünya tasavvuru ne olsun da işte için için seziyorsun.

    ben böyle bir herhalde 15 dakika falan kaldım yanlarında. çok utanıyorum ama. sonra yengem aldı beni, yanağımda ruj falan var diye bir de utandırdılar masaya döndüğümde, kıpkırmızıyım. * velhasıl çok keyifli, hani bu çocukluktan kalma aslında pek de dahil olamadığınız ama insanların çok neşeli olması hasebiyle akılda kalan bir akşamdı. neden sonra ferdi özbeğen ufaktan bir organize etti bişiler ayarladı talha özmen çıktı sahneye. o dönemin meşhur şarkısı zeytin gözlüm'ü söylemişti. hala o haliyle hatırlarım.

    not : 90'lı yıllarda bir süre kendisini aldo, daha doğrusu aldo'yu kendisi sanırdım. ikisi farklı kişiler sonradan uyandım mevzuya. *
  • yine hayata gelen puslu çocukluk hatıralarımdan biri. takip kısmında uruguayli golcü reyizin yazdıklarını okuyunca yıllardır kafamda dönüp duran ve anlam veremediğim kopuk görüntüler şimdi anlam kazandı ve o güne ait net hatırladığım tek his olan kıskançlığın sebebi anlaşıldı.

    ailelerimiz biz doğmadan önce tanıştıklarından dolayı, gözümü açtığımdan beri uruguaylı reyiz'lerle denize gitmeler, serin yaz akşamlarında pinokyo bisiklet gezileri, son dönemine yetişilen gazino eğlenceleri gibi bir sürü hatıra kafamda yer etmiş. fil hafızası sayesinde o akşam ortamda olan tiplerin isimlerini de bunca yıl sonra öğrenebildim. bordo renkli kalınca halıfleks üzerinde ve boğucu sigara dumanı altında oradan oraya koşturduğumuzu hatırlıyorum. bir an gazinonun girişindeki telaş, çocuk olarak bizim bile ilgimizi çekmişti. garsonlar ve ortamdakilerin hareketlerinden, gelen kişilerin önemli olduklarını anlamıştık. teşrifat sonrası yakınlarımızda bir masaya yerleştirilince, bembeyaz gömlekli abiyi evdeki plakların kapağındaki fotoğraflarından tanıdım; ferdi özbeğen idi. uruguaylı reyize de söylemiştim ama pek iplemedi, oyunumuza devam ettik. bir ara su içmeye annemlerin yanına gittiğimde bir baktım ki dayısı elini omzuna atmış, meşhur masaya doğru götürüyor. oyun ortasında arkadaşıma el konması yetmezmiş gibi masadakilerin buna gazoz ısmarlamaları, saçlarını sevip sarılmaları, ferdi ile adını bilmediğim ablanın (çok sonradan tv'de bülent ersoy'u gördüğümde o zannetmiştim ama değilmiş) markaja almaları beni delirtmişti. bizimkiler ısrar ettiyse de masaya gitmemiştim, çocuk aklı işte. bu arada zeytin gözlüm'ü ferdi özbeğen masadan eşlik edecek şekilde birlikte söylemişlerdi.

    şimdi kimbilir nerede, ne yapıyor bilmem ama o zamanların meşhur şarkısıyla kendisini analım :)

    https://www.youtube.com/watch?v=_hccklblrgi