şükela:  tümü | bugün
  • bir işin, bir görevin yapılmasının söylenmesi ya da yazılı olarak iletilmesi.
    üst birinin varlığının belirteci. bazıları aldıkları talimatı vermekle yükümlüdürler, kendi fikirlerini gerçekleştiremezler, inisyatif kullanamazlar. talimat doğrultusunda hareket ederler.

    bankayla işiniz varsa ve bankaya gitmeden telefonla işinizi halletmek istiyorsanız da karşıdaki memur (genelde memure) çırpınır, talimat mektubunuzu yollayın ama, olmadı kendiniz getirin, olmadı faks çekin... geleceksem neden bi de mektup yazmaya kasayım ki dedirtir.
  • (bkz: emir)
  • bir dostun sozu.
  • hukuk tatbikatında yurt içinde gerçekleştirilen istinabe için kullanılan kelime. asıl adı istinabe olan bu faaliyetin teknik ismi yani istinabe genellikle yurt dışındaki mahkemelerle yapılan işlem için kullanılmaktadır.
  • amerika birleşik devletlerinin herbir köşesinde karşılaşılabilen yönlendirmeler topluluğudur. benim ilgili en çok çeken talimat ise üniversitenin tuvaletinde hergün karşılaştığım el yıkama talimatıdır.
  • sıçtığımın kelimesi.

    dert oldu arkadaş bana. alınıyor veriliyor.

    hayır bi de bunun gereklisi var. nası gerekli ya?!

    kelime olarak bir yanlışlığını görmedik; ama asabımı bozuyor.
  • "[orduna] talimatlar ver, ancak asla planlarını açık etme; avantajları anlat, [fakat] tehlike ve zarardan bahsetme. onları ölüm kalım savaşına it ki ardından hayatta kalabilsinler. ordu ancak böyle bir tehlikeden çıkarsa hezimeti zafere çevirebilir." sun tzu - savaş sanatı