şükela:  tümü | bugün
  • bu ne lan bu ne uyanin! turk halkinin en azindan sozluk halkinin hic sikinde olmayan grupmus bu. bilmeyenler gidip
    stop making sense, more songs about buildings and food, remain in light gibi saheserleri dinleyip sonra hayatlarina kaldiklari yerden devam etsinler. yoksa her muthis sarkinin basligina girip mal gibi bos oldugunu gorup daha fazla sinirlenemiycem. vayanasini ya, duran duran atiyorum igrenc poison desen hede hodo cikar birileri yazmistir, dosemistir entryleri, boyle severim soyle severim diye.

    talking heads bir sanat eseridir.
  • radiohead trackiyle radiohead'e ismini vermi$ olan grup .
  • patrick batemanin favorisi olan, bu sayede ne zaman dinlesem onu hatirladigim grup.
  • küçükken american psycho 'yu okuduktan sonra dinlemeye başlamıştım, pişman olmadım.

    kitapta "pop" kısmı vurgulanır, ama tam anlamıyla öyle değildir tabi. kitabın da kendisi gibi.
  • kendi dilindeki adı gadajace glowy olan 1980 yapımı 16 dakikalık bir krzysztof kieslowski belgeselidir. 1 yaşında bir bebekle başlayıp 100 yaşındaki kadına her yaştan polonyalı’ya “kaç yaşındasın?” ve “ne istersin?” soruları sorulmaktadır. 100 yaşındaki kadının cevabı ise “ne isteyebilirim ki. daha uzun yaşamak. çok daha uzun yaşamak.” şeklindedir.
  • krzysztof kieslowskinin 1980 yapimi filmi.
  • güneşli günlerin vazgeçilmezi. her zaman iyi hissettiren, mutluluk veren, koşturup zıplatan müzik. bislet sürerken de iyi gider. bir de rolling stone'un 2011 yılında yaptığı "tüm zamanların en iyi müzisyenleri" anketinde 100 numarada olandır (gereksiz bilgi ama bilgi).
  • kendi üslubu taa öbür kasabadan belli olan gruplardan.
    müzik olayında bu olaya hastayım; tarzı olmak.
    .
    talking heads, vokal dahil, her haliyle bir özgün band'dir.
  • bilgisayar teknolojisinin ulaştığı son noktalardan. tarihteki istediğiniz kişiye, istediğiniz konuşmayı yaptırabildiğiniz bir yenilik. müthiş.

    cornell university

    nice

    wow
  • mutluluk müziği üretenlerden, genel depresif, karanlık ve de - her şekilde bunu hissettiren - aşırı umutsuz post-punk gruplarından da ayrılan birkaç gruptan biri bu yüzden. new wave'e daha uygun gelirler yapı itibariyle.

    ondan ayrı, talking heads insana hafif bi' huzur eşliğinde keyif verir, eğlendirir, rahatlatır. bıraktım heaven gibilerini, this must be place de mesela hafif tebessümü sağlar, keyif verir, her şeyi "normal"e çeker.

    radiohead'e isim veren grup olmaları da biraz gariptir. radio head'un keyifli, tın-tın ritmi düşünülünce.

    neyse, talking heads güzeldir, sempati duyulmaması pek kolay değildir.
    david bryne'ın söz yazışı ayrıca pek hoştur, hemen her konuda, ciddi-alaylı. once in a lifetime gibilerinde özellikle.