şükela:  tümü | bugün
  • 97'de altın palmiye ödülünü de kapmış olan umutla umutsuzluğun çarpıştığı bir filmdir kirazın tadı...
  • filmin sonlarına doğru esas oğlanın yoldan topladığı tiplerden biri bizim yıllar yılı "bir ingiliz bir fransız bir alman* vs vs" diye anlattığımız bir fıkrayı "bir gün türkün teki" diyerek anlatmış ve hiç unutmam salondaki insanlar gülsem mi ağlasam mı olmuş ama en sonunda kiorastamî'ye ayıp olmasın diyerekten sesli sesli gülmüşlerdi..

    şimdi fıkra neydi ve neden böyle saniyelik dilemma ve ruhsal bunalımlara sürüklemişti insanları hiç hatırlamıyorum, keşke hatırlasaydım..
  • araştırmacı türk gençliği sayesinde hatırladık ki işin içinde ecnebi vatandaşlar yok imiş, hele hele ben fransız'ın ingiliz'in alman'ın günahını boş yere almışım.. basbaya temel fıkrasını neden gurur meselesi yapmış onca insan -zira emek'te oturacak yer kalmamıştı- şimdi daha da bir işkillendim.. neymiş demek ki biz kendimize gülebiliyormuşuz ve lakin allah'ın iranlısı bize gülünce zorumuza gidiyormuş hımm..
    (bkz: okuduğumuzu anladık mı)..
  • böyle sırf toz toprak olan bir film , diyaloglar sinir bozucu , arabanın çıkardığı ses sinir bozucu , askerin salak tepkileri sinir bozucu , genelde çok sinir bozucu bir film . filmle ilgili tek güzel olan şey omlet .
  • abbas kiarostami'nin cannes film festivali'nde altin palmiye alan filmi; "le gout de la cerise" ve "taste of cherry" adlariyla da bilinir. zamaninda istanbul film festivalinde de buyuk begeni toplamisti.
  • abbas kiarostami filmi.

    1997 tarihli bu film, cannes film festivali'nde altın palmiye'yi imamura'nın unagi adlı filmiyle paylaşmış. filmin orjinal adı olarak le gout de la cerise (taste of cherry) görünüyor.

    ben de cnbc-e'de izleme fırsatı buldum. filmde kirazla ilgili bir şey yok aslında. filmin ortasında yaşlı bir adamın anlattığı hikayenin içinde dut ağacı ve dut meyvesi önemli bir yer kaplıyor. filmin farsça adının dutla ilgili olduğunu sanıyorum. belki batıda dut pek bilinmedeği için kiraz olarak çevirmişlerdir.

    mr. badii kendini öldürmek istemektedir. cesedinin ortada kalmaması için kendisine yardım edecek birini aramaktadır. arabasıyla şehrin dış bölgelerinde dolaşarak insanları alır. onları şehir dışında bir ağacın altına kazdığı çukura götürür. ertesi gün gelip de kendisini burada ölü bulacak olurlarsa üstüne toprak atıp, oradaki parayı da alıp gitmelerini ister. birçok kişi öneriyi kabul etmez. kaçarlar.

    bilgi bulamadım ama tahminlerimi yazıyorum. atlanmaması gereken şeyler var. film, büyük oranda gizli kamerayla çekilmiş sanıyorum. arabaya binen kişiler oyuncu değil, gerçekten sıradan insanlar. sürücü koltuğunun olduğu yere gizli bir kamera yerleştirilmiş olabilir. böylece çekimler yapılmış ve sonradan bir oyuncu, arabayı kullanarak aynı yerlerde gezmiş ve bu görüntüler montajlanmış.

    final sahnesi de buna işaret eder gibidir.

    ölümle yaşam arasında, hafiflikle ağırlık arasında sallanıp duran imgeler bombardımanı bu filmin sonunda, herşeyin oyun olduğu açıklanıyor sanki. yönetmen, gerçekle kurguyu birarada yürütüp ardından yine henüz bahar gelmiş doğanın, gerçeğin kucağına çeviriyor kamerasını.
  • film tanrının adıyla cümlesi ile başlar.

    --- spoiler ---
    çöp toplayıcısını alır önce arabasına mr badii..elemanın giysinin üzerinde ucla yazar.ve elemana sorar ne anlama geliyor bilir misin ? diye...susar çöp toplayıcısı...
    hadisler , 12 imam ve kuran üzerinden yorumlanan intahar olgusunu izlemek gerçekten çok güzeldi...
    taş ocağından devrilen taşlara bakarken iç geçirişi de pek bir manidardır...
    --- spoiler ---
  • abbas kiarostami'nin intihari isledigi filmi. kiarostami'nin umutsuz oldugu soylenebilir. zaten kendisi yeni film dergisinin son sayisindaki soylesinde "umudum kalmadi, 10 yıl once olsa dunyayi degistirebilecegimi sanirdim ama artik oyle degil" diyor. ama yine de filmdeki hayatin ne kadar guzel oldugunu vurgulayan yasli adamla az da olsa "umut var" da denebilir.

    --- spoiler ---
    semboller bircok iran filminde oldugu gibi burada da var. yasli adamla intihari dusunen adam giderken, yol ayrimindayken, yasli adam "uzun yoldan gidelim, taslidir ama daha guzeldir" diyerek yine hayatin uzun ve zahmetli olsa da guzel oldgunu hatirlatiyor.

    filmde karsitliklar var. mesela toprak tohuma can verirken; adamin toprak altina gomulme fikri ile ayni toprak can alabiliyor. bununla birlikte yasli adamin, intihari dusunen adama yardim etmesi halinde para alacak olmasi ve bu parayla kanser olan oglunu kurtarmasi ama ayni zamanda da adamin intiharina yardim ederek, onun olumune aracilik etmesi yine yasam-olum karsitligini vurguluyor.
    --- spoiler ---

    iran filmlerinin en sevdigim yanlarindan biri, bir hikaye anlatirken arka planda duran kendi sosyo-ekonomik durumlarini filmlerine iyi bir sekilde yansitabilmeleri. bu filmde bu baglamda kendi durumlarini cok iyi bir sekilde yansitiyor: filmin yuzde sekseninin arabanin icinde gecmesi, yolda giderken arkadaki iran'in gosterilmesi...
  • izledikten sonra filmin adının türkçesinin neden dudun dadu olmadığını anlayamadığım film
  • abbas kiarostami’nin 1997’de cannes’da altın palmiye’yi alan izlenesi filmi