şükela:  tümü | bugün
  • mutlu olup olamayacağımızı net olarak bilemeyeceğimizden , mutlu olacağımızı düşündüğümüz zamanlarda hayallerimizin suya düşmesidir. mutlulukta -ecek ,-acak ekleri kullanmak pek mantıklı sayılmaz o yüzden mutluluğu hissettiğinizde dibine kadar tüketin . o da tüm duygular gibi sonsuz olmadığı gibi bazen mutsuzlukların içerisinde bile olabilir . en iyisi onu aramamak . gelirse gelir . yani illaki gelir . devamlı olmazsa da ara ara gelir mutlaka..
  • tam mutlu olacak olduğum anı da hiç bilemediğimden pek sorun teşkil etmiyor. öğrenilmiş mutsuzluk diye bi şey var ve muhteşem hayatımda mevcut.
  • genelde başıma gelen durumdur.

    lanetlendim heralde.
  • çekim yasası'nın cevap olabileceği belirtilen sorunsal.

    öncelikle mutluluğun durum değil, bir seçim olduğu bilinmeli. böyle diyorum ama bu durumu şu ana kadar, yalnızca ortada mutlu olmak için bir sebep olmadığı zamanlarda mutlu olmayı başararak gerçekleştirebildim. yani negatif olayların, insanı kahreden gelişmelerin yaşandığı bir ortamda mutluluk gerçekten seçime bağlı olabilir mi henüz deneyimlemedim, ve deneyimlemek de istemiyorum :)

    neyse gençler, gerçekten ilginç bir konu, birinin bundan bahsetmesi şaşırttı, zira günlerdirbu konu ile alakalı bir başlık açmayı planlıyordum. şöyle anlatayım, deneyimlediğim kadarıyla hayatta pozitif şeyler nadiren oluyor. çoğunlukta olan durum nötr ya da negatif. yani meydana gelen her 20 olaydan ortalam 17'si falan negatif ve nötr'müş gibi geliyor. ama bu bir ilüzyon olabilir. yani eğer ki egomuz, bilinçaltımız negatif hayat yaşamaya kendini şartlamışsa, ya da kendisinin mutlu olmadığına ikna olmuşsa siz olayları bu şekilde yorumluyor da olabilirsiniz. niye? çünkü hala hayattasınız, muhtemelen eviniz arabanız yanmadı, kolunuz bacağınız kopmadı. hal böyleyken, pozitif sayılabilecek ufa tefek dahi olsa bir takım gelişmeleri gözardı edebiliyor olabilirsiniz. ayrıca çekim yasası bağlamında konuşursak; eğer negatiflik senin/egon için bir alışkanlık halini almışsa, yaşamsal süreçteki gelecek beklentisi hep negatif olacaktır. hal böyle olunca da sıklıkla gerçekten negatif sonuçlarla karşılaşıyor olmaya şaşırmamak gerek.

    önemli bir ego sorgu testi öneriyorum: kendinize gerçekten şunu söyleyin; "ben mutlu olmayı hak ediyorum"
    ve samimi bir şekilde egonuzun verdiği yanıtları dinleyin. gerçkten bu söze iknamısınız, yoksa egonuz mutlu olmamanıza mı alışık, mutsuz olmanız için size bahaneler mi üretecek? tırnak içindeki düşünce kalıbını herşeyle değiştebilirsiniz, örneğin, "ben x'i hakediyorum","benx olmayı hakediyorum" ve egoyu dinleyin. kendinize hakettiğinizi söylediğiniz düşünce biçimine inandığınız anda hayata karşı bakışınız ve beklentiniz değişecek. tecrübeyle sabit.

    evrenden torpilim var ve (isimlerini hatırlamıyorum)bilimum çekim yasası kitapları, konunun işleyişini kavrayabilmek adına faydalı olabilir.

    mevzuyu gerçekten çözen olursa aydınlatsın vallaha kusucam artık kafa yormaktan.
  • ciddi kararlar verme zamanlarımda yaşıyorum ben bunu. sonra amann boşver diyorum işler iyice sarpa sarıyor.
  • aslında mutluluk dediğimiz olayın somut olarak olmaması durumudur. mutluluk her daim ulaşılması gereken bir hedeftir ve siz ona ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın dahası vardır. bu durumda ciddi manada mutluluk var mıdır sorusu üzerine uzun uzun düşünülebilir.
  • aksaklık endişesi bile taşımayacak kadar mutluluktan uzak kalmaktan yeğdir.
  • (bkz: bu hep böyle)
    her şey yolunda gidiyor ise o işte bir terslik olduğunu anlamak gerekir.
  • çatisma dedigimiz sey hayat cizgisini zinde tutan insani guclendiren en onemli ve zorunlu faktordur. catisma olmayan, ask konusu olmayan ne film ne de hayat vardir. ask zaten kendi icinde catismalar butunudur. insan bilinc disina bastirdigi tum duygu ve arzulari bu sekilde doyuma ulastirir. ancak yaptigi sey basit anlamiyla bir yansitma oldugundan bazen gercekler bu yansitmalarla catisir. bu sebeple ki bazen tam mutlu olacakken bir aksaklik cikar. sonrasinda ise buradan ogrenilen derslerle hayatta daha mutlu, basarili yada bilincli olunur.

    daha mistik bir bakis acisi ise insanin kendi kaderini kendi belirledigidir. bu sekilde insanlar ileride daha iyiye ulasabilmek adina ıçlerinde bulunan tanrisal dusuncelerin yardimiyla o an yasadiklari olayi reddeder ve onlari gercekten mutlu edecek sebebe ulasirlar. ancak bu reddedis hep bir bilincsiz mantik icerisinde tanrisal olarak hareket eder. bunu cogu ogreti kalp temizligi ve ic dunyadaki sevgi acligiyla bagdastirir.

    tum bu sebeplerden oturu tam mutlu olacakken bir aksaklik cikmasi cogu zaman icin kacinilmazdir. bu nedenle kendini ve baskasini suclayanlari modern dinler "tanriya guvenin o size bir gun mutlulugu hediye edecektir" mottosuyla oyalar. dinlere inan insanlari ayakta tutabilecek dinamik aslinda burada baslar. her olumsuzlugu tanriya baglayip sonunda isyan edilecegi bilindigi icin tum dinler ayni iskelet uzerine yazılmıştır.

    dunyada birbirini tetikleyen sonsuz sayida neden ve sonuc tum insanlarin hayatini etkiler. (bkz: kelebek etkisi)