şükela:  tümü | bugün
  • yorgo andreadis'in yazdigi, 1910'larda karadenizde gerceklesen zorunlu rum gocunun geride biraktigi ic acitan bir hikayeyi anlatan hayat hikayesi. bir turk subay tarafindan evlat edinilen kucuk kiz cocugu tamama'nin tam da kibris baris harekati sirasinda kucuklugunu hatirlamasini anlatir.
    bu arada yesim ustaoglunun yeni filmi bulutlari beklerken de bu kitaptan yola cikilarak yapildi...
  • kitap ; 1993 yili abdi ipekci odulunu almistir
  • yorgo andreadis'in insanın içindeki iyiliği açığa çıkaran ve tamamen yaşanmış bir olayın yazıya geçirilmesinden ibaret kitabı.

    1900'lerin başında tirebolu'ya bağlı bir köy olan espiye'de yaşayan ve espiye'nin nüfusunun hemen hemen yarısını oluşturan rumların hayatlarının anlatıldığı ve çok kötü bir uyarlamayla bulutları beklerken filmine konu edilen bir hikaye.
    espiye'nin papazının küçük kızı olan tamama, ailesi ve tüm batı pontos halkıyla birlikte, sovyet işgali ve topal osman'ın zuhuruna kadar, barış ve kardeşlik içinde yaşadıkları bu güzel memleketten, osmanlı'nın tıpkı ermenilere yaptığı gibi bir rum tehciri karar vermesi üzerine iç anadolu'nun bozkırlarına sürülür. yollarda nüfusun neredeyse yüzde 90'ı ölür. ölümün sıradanlaşmasının ne derece korkutucu bir şey olduğu anlaşılabiliyor.
    insanın tamamen içgüdüleriyle hareket eden, duygularından soyutlanıp aç bir hayvana dönüşmesinin tasviri gibidir anlatılanlar.
    istos yayınlarından çıkan baskısı harika. okunması gerekenler listenizde bulunması gereken kitaplardan biri. hele ki, mübadele sizi de ucundan kıyısından ilgilendiriyorsa.
  • mübadele, 1900'lerin başındaki azınlıkların yaşadıkları, anlatılar ilginizi çekiyorsa hızla okuyup bitirebileceğiniz bir kitap.
    edebi olarak değil geçmişi anlatan bir yazma olarak değerlendirirsek çok dokunaklı.
  • kitabın, belge yayınları / marenostrum dizisi baskısı olan versiyonunu yeni bitirdim. savaşın, savaşların karanlık yüzünü ve yazarın da belirttiği gibi "savaşın bütün gazabına rağmen, hala insan olarak kalmayı başarabilen kişileri" bizlere oldukça yalın bir dille anlatıyor.

    kitabın, okumuş olduğum baskısında yazar yorgo andreadis, epilog bölümünde bazı düzeltmelerde bulunmuş. beni oldukça gülümseten bir detay olduğu için aşağıda paylaşmak istedim;

    --- spoiler ---

    "ankara'yı ilk ziyaret ve temasa geçişim, yazıldığı gibi 1972'de değil, 1973'te meydana gelmişti. olaya tirebolu'dan katılan kişinin adı ali akdeniz değil, temel akdeniz'di. tamama'ya ilişkin bilgileri yunanistan'a getiren öğretmenin adı da anastasiadis değil, yannis tsepidis'ti. tamama'yı sivas'ta yanına alan kayhan'ın annesinin adı da ayşe değil, mahire'ydi. babasının adı da binbaşı mustafa değil, ali rıza'ydı. damadının, yani kayhan'ın babasının adı erol değil, zübeyir'di. kayhan'ın karısının adı mine, kızınınki ise aslı. gerçeğe bağlı kalmak için yaptığım düzeltmeler bunlardır."

    --- spoiler ---

    özetle, rahmetli yorgo abimiz isimler konusunda bayağı bir çuvallamış ancak kendisi de bu durumu "bu öykünün daha çok özüyle ve insani yanıyla ilgilendim" şeklinde gerekçelendiriyor ve şakayı bir kenara bırakacak olursak kesinlikle haklı. kitabı okuduğunuzda da isimlerin değil hikayenin özünün önemli olduğunu anlayacaksınız.

    iyi okumalar...
  • bu muhteşem kitabın yazarı yorgo andreadis, 28 şubat döneminde yükselen milliyetçi dalganın kurbanı oldu, maalesef devlet ve medya işbirliğiyle hedef tahtasına oturtuldu. hakkında “pontus devletini yeniden kurmak istiyor” diye bir karalama kampanyası başlatıldı ve nihayet 1998 yılında türkiye’ye girişi yasaklandı.

    1936 selanik doğumlu olan andreadis, 30 aralık 2015’te yine selanik’te hayata veda etti. vasiyeti trabzon’a gömülmekti, ama buna bile izin verilmedi.

    karadeniz’in gerçek tarihini, mübadele öncesindeki rum sürgünlerini gayet samimi ve insani bir perspektiften anlatan iyi bir yazardı. ama devletin resmî tarih anlatısına uymayan konuları kurcaladığı için “sakıncalı” bulundu. sahip çıkmamız, gurur duymamız gerekirken, düşmanımız belledik. anlattıklarını merak bile etmedik.
    şimdi hep birlikte ilkokulda bize öğretilen kahramanlık hikâyelerine inanmaya devam edebiliriz.