şükela:  tümü | bugün
  • becky mode tarafından yazılan ve istanbul devlet tiyatrosunun yeni sezon oyunlarından biri olan tek kişilik oyunda sahnede efe erkekli’yi izleyeceğiz. yönetmenliğini elif erdal’ın yaptığı oyunun gösterim tarihleri 9-10-11-12-13-14-16-17-18-19-20 ve 21 ocak 2018 cevahir sahnesi salon 2 olarak belirlenmiş.
  • sabırla beklenen bir tiyatro oyunudur. konusunu pek okumadım heyecanı kaçmasın diye. oyunu izledikten sonra edit geçiceğim.

    edit:

    oyunculuk: 9/10
    oyun: 5/10
    seyirci kitlesi: 4/10
    dekor ve ışık: 8/10
  • efe erkekli'nin babasının izinden gittiğini ve başarılı bir oyuncu olma konusundaki rüştünü ispat ettiği, keyifli devlet tiyatrosu oyunu. 85 dakika süren tek perdelik oyunda yüksek enerjisiyle sizi oyunun içine çekiyor, tek başına bu yükü omuzlanırken hiçbir ödün vermiyor.

    --- spoiler ---

    altan erkekli'nin oyuna baba rolünde sesiyle dahil olması da tatlı bir detay olmuş, dikkatli izleyiciden kaçmıyor bunlar. bilin istedim.*

    --- spoiler ---
  • efe erkekli'nin koca sahneyi (cevahir salon 2) 85 dakika boyunca ses ve mimikleri ile doldurduğu oyun. bu tarz tek kişilik oyunları hep en fazla 50 kişilik cep salonlarda izlemiş biri olarak kendisini sahne hakimiyeti açısından çok başarılı buldum. etraftaki pek çok objenin kullanımı da iyiydi.
    tek eleştirim oyunun sahne tasarımına: new york manhattan'daki bir restaurant'ın bodrum katı bile new york mimarisinden izler taşır: duvarların tuğladan olması gibi. bir de bodrumun (sahnenin) tepesinde minik camlar olsaydı ve o camlardan sarı taksiler ve gelip geçenlerin ayakları görünse güzel bir ayrıntı olabilirdi.

    edit: imla
  • biletimi aldıktan sonra araştırdığım ve araştırınca daha da merak ettiğim tiyatro oyunu. sezon açılışımı kendisiyle yapacağım, umarım gerçekten güzeldir.

    edit: konu basit ve keyifli. efe erkekli 'yi sanırım ilk kez izledim, beğendim. telefonda tanıdık sesleri duymak da eğlenceliydi. haddime değil ama olmuş oyun.
  • dün cevahir sahne 2'de izlediğim oyun.
    tek perde, tek kişilik.
    böyle oyunlar biraz risk oluyor izleyici için. düşük tempo oynanırsa tek perde dahi olsa bitmiyor çünkü.
    ama efe erkekli'nin performansı oldukça başarılıydı.
    gittikçe oyunun içine çekti.
    ışık ve ses timing'ler mükemmeldi. bu da bu oyun için oldukça kilit bir detaydı.
    bryce olarak enis arıkan çok güzel sahne çaldı bence. en doğrudan tanıdığım ses oldu.
    efe erkekli'nin babası altan erkekli'nin oynadığı karakter sam'in babasını seslendirmesi güzel bir detay olmuş.
    tekrar eden espriler, temponun yükselmesi, sam'in aslında yapmak istedikleri, oyunun sonunda geldiği nokta, konuştuğu kişilere göre tiplemeler yapması oldukça başarılıydı.
  • altan erkekli'nin oğlu efe erkekli'nin tek perde olarak oynadığı 85 dakikalık oyun.

    oyuna gitmeden önce hikâyeyi okuduğumda, doğrudan olmasa da oyunun bir yerlerinde sistem eleştirisi beklemiştim; fakat sistem eleştirisinden çok mevcut şartların insanı istemediği bir konuma sürüklemesi ve nihai olarak bir şekilde bu hayattan kurtulup hayallerine doğru ilerleme şansı elde etmesi üzerine kurulu oyun. hikâyenin olay örgüsünü değiştirmeden bile bir yerlerde bu eleştirel bakış açısı yerleştirilebilirdi diye düşünüyorum, bu açıdan metni biraz yavan buldum ama eğlenceli olduğunu inkar edemem.

    bunun dışında efe'nin tek kişi olmasından ötürü sahneyi sürekli doldurup oyunun dinamizmini yönetmesi gerekiyor, bunu gayet başarılı yaptı yapmasına ama sürekli telefonun çalması, telefonlara yetişmesi bir izleyici olarak beni yordu, artık takip etmekte zorlanıyordum. yalnız, oyuna epey çalışıldığını net olarak anlayabiliyorsunuz. sürekli çalan telefonlarda kayıt üzerinden konuşmalar yapılıyor ve efe bunların zamanlamasını harika tamamlıyor, gayet iyiydi. ayrıca efe'nin enerjisi, sempatikliği, mimikleri, sahneyi doldurmasıyla gayet beğendim, kesinlikle devam etmeli.
  • sahne tasarımını ve oyunculuğu amatörce bulduğum oyun. ışık iyiydi. alışık olduğumuz devlet tiyatroları prodüksiyonlarının yanından bile geçmiyor. hele ki oyunculuk, tek kişilik oyunlar zordur ama insan kendini de bilmeli. tek kişilik oyun ustalık işidir. daha çok fırın ekmek yemesi gerekiyor efe erkekli'nin. oyun üzerine daha çok çalışılmalıymış gibi geldi bana. yönetmenlik de vasat. yorum yok. çok sıkıldım durağan oyunculuktan ve metnin temposuzluğundan. bir türlü içine giremedim oyunun.
  • altan erkekli’nin oğlu efe erkekli’nin tek başına oynadığı tek kişilik bir tiyatro. bugün izledim. efe erkekli konservatuar mezunu bir işsiz olan sam’i canlandırıyor. sam lüks bir otelin rezervasyon bölümünde telefonlara bakıyor. genel olarak başarılı bir oyun. telefon trafiği aşırı olduğu için takip etmekte zaman zaman zorlansam da efe erkekli’nin oyunculuğunu göstermesinde bu temponun payı büyük. 1989 doğumlu olan efe babasının izinde başarıyla yol alıyor.
  • son yarım saati hariç sıkıcı bir oyundu bana göre. fakat tiyatrodan, oyunculuktan fazla anladığımı söyleyemesem de efe erkekli iyi bir oyun çıkardı sanki.

    oyun aslında türk karakterlerden oluşsa çok daha eğlenceli olabilirdi. tahmin ediyorum ki birçok güldürü unsurunu çeviri yüzünden yakalayamadık. bazen tek bir kelimenin o dil içindeki telaffuz şekli bile güldürebiliyor. çeviri oyunlarda bu mümkün değil. velhasıl keşke çeviri yerine bir uyarlama yapılsaydı diye düşündüm oyundan sonra.