şükela:  tümü | bugün
  • yolu bi' zamanlar ankara'dan geçmiş, izmirli ama kendini caponyaya ait hisseden sözlük yazarı.

    doktora işini de allaha havale etmiş. kendisine eğitim öğretim hayatında başarılar diliyor, 3 evetle uzak doğu'ya uğurluyoruz. swh.

    ukteyi "mezura" vermiş. "sözlükteki bug'lar" başlığında yazdığım sebepten ötürü bkz, gizli bkz veremiyorum böyle kaldı entry mal gibi ahsjsjs.
  • arada sırada beni kimler favorilemişse söyle bi' profillerine ve entrylerine göz gezdirdiğim oluyordu, ama genelde bu eylemi günümüzde bi' insanın facebook account'u açıkken f5 e basıp sayfayı yenilemesi gibi bi' eda ile (ki zaten timeline sayfa yenilenmese de kendi kendini güncelliyor, evrimsel nedenlerden ötürü eskilerden kalan nostaljik bi' alışkanlıktır bu facebook ana sayfasındayken sayfayı yenileme durumu) yapıyordum. pek de anlam ifade etmeyen, sadece zaman geçsin diye yapılan ve bi' süre sonra bi' nevi ritüel haline gelmiş içi boş bi' eylem olarak gerçekleştiriyordum. fakat bu arkadaşın profili ile karşılayıncaya kadar. önce bi' iki entrysine baktım rastgele, diğer zamanlarda yaptığım gibi, ancak kendimi bi' iki entry ile durduramadım, bi' kaç tanesine daha bakma ihtiyacı hissettim ve sonra bi' kaç tanesine daha. yaklaşık beş dakika sonra ise, bi' anda yirmi sene sonra kayıp kardeşini bulmuş birisinin ruh hali içerisinde olduğumun farkına vararak kendimi de şaşırttım açıkçası. neyse fazla uzatmadan özet de geçeyim ki benim gibi üşengeçler tek cümleyi okuyup konuyu anlasınlar.

    kendisi şu ana kadar sezinlediğim kadarı ile kafa yapısı ve espri anlayışı falan olarak tam sevdiğim tarzda bi' kişi. açıkçası pek fazla entry okuyup takip eden, badi entryleri okuyan biri değilim (çok badim var, ama entrylerini okumuyorum, üzgünüm arkadaşlar akjwdnkjn, kalbinizi kırmak gibi olmasın) lakin bu arkadaşı bu andan itibaren takibe ve mercek altına alıyorum. yüksek karması da beni doğrular nitelikte. hadi bakalım hayırlısı.
  • sözlükte kadınların da iki iyi arkadaş olabileceğinin canlı kanıtı olur kendisi. ayrıca meslektaşım olur. gönlünü akademiye kaptırmış iki genç bayan olarak biz benzer sevinç ve üzüntüleri yaşıyoruz. ne mutlu ki tanıma şerefine nail oldum.
  • her kim ki eline bir parça mutluluk geçtiğinde bu yazarın üstüne fırlatmazsa 89 yıl taşa dönüşür.

    o ki mutluluğu en çok hak edendir.

    neşelidir, zekidir, eğlencelidir.
  • mesaj fasilitesinden kendisine mesaj yazamıyorum (sanırım hesabı silmiş/silinmiş) bana bir sohbetimize dayanarak taaaa japonyalardan le petit prince yollayan yazar..(elbette japonca).. kendiyle ilgili entryleri okursa eğer buradan teşekkürü borç bilirim (biraz geç oldu farkındayım ama)
  • an itibariyle
    (bkz: kayıp)
  • ünlü japonolog. shirakawa köyü dayanışma ve yardımlaşma derneğinin onursal başkanıdır.
  • tamaricaceae'den* bir bitki. bir tür ılgın.

    gerek duyulan edit: ılgın/@tamarix smyrnensis.
    "smyrnensis" de smyrne ve/veya smyrna'dan gelmekte.

    tamarix smyrnensis, ılgın'ın izmirlisi olduğu gibi, aynı zamanda oldukça nazik bir ekşi sözlük yazarı.
  • aklina hep en olmadik zamanlarda degisik fikirler gelen zavalli doktora ogrencisi.

    tanimi yaptigima gore gelelim derdimi anlatmaya. neden buraya yazdigimi soracak olursaniz, en uygun bu baslik olurmus gibi geldi. neyse, devam ediyorum. eksi sozluk'u cok uzun zamandir okuyorum. bundan cok daha az bir suredir de yaziyorum. yazar oldugum ilk zamanlar sozluk'u amaci disinda cok kullandim. sonra bundan rahatsiz olup copleri sildim. simdi cok daha bilincli olduguma inaniyorsam da icerige katki yapma konusunda kendimi yeterli gormuyorum. sozluk'teki gerilemeden bircoklari gibi ben de rahatsizim. birkac yazarin cabasiyla belli bir bilinc olusturulmaya calisiliyor gordugum kadariyla. soyle bir sey var soz gelimi:

    (bkz: ekşi sözlük entelektüel nefes alma uzamı)

    destekliyorum.

    ben sozluk'e her zaman bilimsel icerikler yazmiyorum; cunku her ne kadar bilimsel bilgi paylasimlarindan hoslansam da sevilerek dinlenen bir sarki ya da grubun, yemekleri guzel bir restoranin ya da bir aninin paylasilmasinin da cok guzel ve amaca gayet uygun oldugunu dusunuyorum. yoksa gider web of science ya da ebscohost'ta gezinirdim. yine de son zamanlarda iceriklerin bayagilasmasi beni oldukca rahatsiz ettigi icin kendimce bir karar aldim. ben su an doktora yapiyorum ve bu asamaya gelene kadar bir yuksek lisans tezi yazip birkac arastirma yuruttum. yiginla makale okudum. bilimde en cok elestirdigim sey, yapilan arasirmalardan pek kimsenin haberinin olmamasidir. yani arastirilan konu gunluk yasamda cok fazla karsilastiginiz bir sey olsa bile kacimiz acip o konuyla ilgili makale okuyor ki? kutuphanenin tozlu raflarinda sararsin diye yazmadim ben o tezi. birilerine ulasip okunmasini cok isterim; ama bilim dili cins bir dil. anlasilmasi bazen cok zor. ben ondan daha cinsim ama. daha anlasilir hale getirerek, hem de o surecte neler yasadigimi da anlatacagim. yani diyecegim su ki su ana kadar psikoloji adina ogrendigim her ne varsa sirayla sizinle paylasacagim. buna da tezimden baslayacagim. futbol fanatizmiyle ilgili bir tez yazdim. besiktas maclarinin basligina yazmayacagim ama, futbolla ilgili ilginc sayilabilecek seyleri parca parca ve sirayla aktaracagim. benim icin cok ilginc bir surecti.

    bilim de parasiz olsa keske. ben elimdeki her seyi paylasmayi cok isterim. yeter ki okunsun. en kisa surede gorusmek uzere.
  • gerizekalıdır. aptalın önde gidenidir.

    29 yıldır şu dünyadadır; ama şu dünyaya ilişkin hiçbir şey öğrenememiştir. insanlara hala güvenir mesela. onlara hala yüreğini açar. içinden geçenleri içtenlikle ve dürüstlükle söyler. insanlara ve yaşama ilişkin beklentiler içindedir. onlardan da içtenlik ve dürüstlük bekler. insanların iyi olduğuna inanır hala. dünyanın güzel günler göreceğine inanır. haksızlık, yalan ve dedikoduyla karşılaşınca şaşırır. bunların nasıl var olabildiğini kafası bir türlü almaz. 40 yaşındaki bir adamın renkli pantolon giymesini, iki erkeğin sevişmesini, bir kadını hiçbir zaman evlenmek istememesini yadırgamaz; ama bir insanın başka bir insanı çekiştirmesini, insanların birbirlerini ezmelerini, bir insanın bir başkasına haset etmesini anlamlandıramaz.

    29 yıldır şu hayattadır; ama hayattan hiçbir şey öğrenememiştir. insanlara güvenir. insanların kötü olabilecekleri aklına gelmez. idealisttir. idealisttir de ne kendi istediği gibi olabilmiştir, ne de toplumun istediği gibi. tüketim toplumuna hizmet etmemek için direnir; ama onu değiştirmek için bir şey de yapmaz; yapamaz. toplumun uyumsuz bir parçasıdır kısacası. diğer uyumsuz parçalar en azından "uyumlu" davranmayı becerebiliyorken onu da yapamaz. çıkıntılık eder. dikkafalıdır.

    tamarix, sen bu kafayla uzun yaşamazsın ya da siktir et, uzun yaşama zaten. öyle yüce bir yüreğin, üstün bir yeteneğin, bir dehan da olmadığına göre uzun yaşamana gerek de yok zaten. toplumun istediği gibi biri olmadın; olamadın. kendi istediğin gibi biri de olamıyorsun. şu sistemin içinde, şu insanların arasında olup da kendi istediğin gibi biri olmak diye bir şey de olamaz.

    almıyor kafan. 29 yıldır almadıysa bu saatten sonra da almaz. insanlar böyle. "sen neden öyle değilsin? sen neden öyle olmak istemedin?" diye sormayacağım. bir yanıtı yok. yıllardır almıyor kafan; ama insanlar böyle işte. hep böyleydiler. sorun sensin. yüreğini içtenlikle açıyor ve sonucunda acı çekiyorsun. iyi ve güzele hala inatla inanıyorsun. sen nasıl bir fanusta yetiştin böyle? sen fanusundan hiç mi çıkmadın? gerizekalısın işte. incinebileceğini bile bile aklından ve yüreğinden geçenleri söylüyorsun. bak yine yapıyorsun. aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar bekliyorsan gerizekalısın. herkes "iyi" görünmeye çalışırken sen olduğun gibi görünüyorsun. insanlar laf ettiklerinde kırılmayacaksın o zaman. başına gelen her şeyden sen sorumlusun.

    bıktım senin büyüyememişliğinden. neden çocuklarla yetişkinlerle olduğundan çok daha iyi anlaştığını söyleyeyim ben sana. senin yüreğin hala çocuk çünkü. insanlar bir zamanlar çocuk olduklarını unutup çocukları sevmeyebilecek kadar yetişkin oluyorlar da sen yetişkinleri anlayabilecek kadar bile büyüyemiyorsun.

    insanlar böyle. uyumsuz olan sensin. en azından bunu kavrayabildin sonunda.

    bu konu üzerine düşün bir süre.

    ekleme: ben iyi bir insan oldugumu iddia etmedim. yasami ve insanlari anlama ve anlamlandirmada sorun yasadigimi soyleyip kendime isyan ettim. hatta sirf o anlamin cikabilecegini dusunerek de "yuce bir yuregimin olmadigini" ekledim. bir insan kendisinin iyi oldugunu nasil soyleyebilir ki? cok sacma. bunca yilda yasamdan ogrendigim pek cok sey var elbette; ama "insanlar boyle" derken "insanlar kotu, bense iyiyim" demiyorum. topluma uyum saglamakta sorun yasadigimi ve buyurken ogrendigim bazi seylerin aslinda bu uyumsuzluga etkisi oldugunu soyluyorum. ictenlik ve durustlukle icimden gecenleri soylemeyi ogrendim; cunku tersinin dogru olmadigi soylendi bana. tersini yaptigim zaman kendimi ikiyuzlu ve yalanci gibi hissediyorum. yaptigim zamanlar da oluyor ve o zamanlar kendimden nefret ediyorum. oylesine kusurlu ve hatalarla doluyum ki, yasadigim celiskiler, ilkelerime aykiri davranislarim, zaman zaman soyledigim yalanlar, ani cikislarim, kalp kirislarim, kendi niyetimi sorguladigim anlar ve bu gibi pek cok seyin iyi bir insan olmaya gayret etsem bile bundan ne kadar uzak oldugumu her defasinda bana yeniden gostermesi ve bunun bende yarattigi kaygi ve stres ile basa cikamiyorum bazen.

    siradan bir insanim. yani hicbir ozelligim yok. belirli seylerin dogru olduguna inanarak buyudum yalnizca. oyle yetistirildim ve insanlari anlamak konusunda sorun yasiyorum. "ben cok iyi bir insanim, oysa insanlar kotu" demiyorum. uyumsuzum diyorum. farkli olmayi ozel olmakla bir tutmadigim gibi uyumsuz olmayi da iyi olmakla bir tutmuyorum. hatta kosullar degisse kotuluk yapabilecek bir insan haline gelebilecegimi coktan fark ettigim icin kendime inancim da sarsilmis durumda. umarim yeterince aciklayici olmustur.