şükela:  tümü | bugün
  • sonuna kadar katıldığım gerçekliktir.

    çocukluk arkadaşımın istanbul'un işlek semtlerinden birinde elektronik tamir dükkanı var. küçük yaşlardan beri sürekli giderim. gide gele az çok bir şeyler gözlemledim ve öğrendim.

    birkaç örnek verirsem;
    1- geçtiğimiz günlerde dükkana güzel bir led televizyon geldi. hoparlörleri bozukmuş. bizim arkadaş hoparlörleri yaptı. sonra led ışıkları sökmeye başladı. neden yaptığını sorduğumda "orjinalleri alıyorum yerine çakma takacağım bunları da 2 katına satarım" dedi. o anda soğudum kendisinden.

    2- yine dükkana bir araba geldi. teybin ses açma tuşu bozukmuş. bu arkadaş aldı teybi dükkanın içine, çocuğa da 2 saat sonra gel dedi. neyse düğmeyi söktü kontak sprey sıktı taktı yerine oldu. 2 dk sürdü sürmedi. neden 2 saat sonra gel dediğini sorduğumda "hemen yaparsam fazla para alamam uğraştı gözüküp parça harcadım deyip fazla para alacağım" dedi.

    o günden sonra hiçbir tamirciye güven olmayacağını anladım. gerçekten tanıdığınız kişilere gidin tamir için.
  • 2008'de tansiyon ve masaj aletleri ile ünlü bir markanın türkiye distribütörü olan firmada çalışıyordum.
    bir gün yaşlı bir amca geldi ve tansiyon aletinin düzgün çalışmadığını , bir çalışıp bir çalışmadığını söyledi.
    genelde böyle olduğu zaman ya içinde kötü pil vardır , ya mevcut pili zayıflamıştır.
    amca sen burada otur ben geliyorum diyerek , aşağı katta bulunan teknik ekibin olduğu odaya girip , açılmış pillerden taktım ve alet çalışmaya başladı.
    yani tahmin ettiğim gibi pili zayıfmış.
    cihazı yaşlı amcaya verdim ve borcunu soran amcaya ''
    önemli değil amca pili bitmiş , ben de kullanılmış pil taktım , sen ona yeni bir pil al'' diyerek , hayır duası alarak yolladım.
    sonra milyoner olan , cuma günlerinde odasında hatim indiren , cuma namazlarını aksatmayan patronumdan '' burası hacı baba tekkesimi''diyerek azar işittim.
    zaten iyi bir insan olmadığını bilirdim de , bu kadar kötü olabileceğini o zaman gördüm.
    yani aletlerinizi o firmaya götürdüğünüzde dikkat edin.firma bir alman markası.
    yani bu tamircilikle alakalı değil , ülke insanının ahlakı ile alakalı bir durum.
  • orospu çocuğu ekran değiştirmek için aldı iphone x’i navigasyonu değiştirdi, o günden beri randımanlı çalışmıyor.

    hepsinin zürriyetini sikeyim.
  • vekili olduğum bir dosyada akrabamın başına gelmiş olay. yirmili yaşlarda bir çocuk eve kombi tamiri için geliyor, hiçbir parçayı değiştirmiyor üstüne üstlük orijinal bir parçayı kombiden çıkarmak suretiyle gidiyor. bakım/servis ücreti makul de olsa, -400 tl gibi bir şeydi- bu durum akrabamın dikkatini çekiyor ve suç duyurusunda bulunuyor.

    çocuk şu an ağır cezada nitelikli dolandırıcılıktan yargılanıyor.

    böyle bir şey dikkatinizi çekerse, hakkınızı arayın. yapabiliyorlar çünkü.

    edit: sanık beraat etti.
  • gerçekliğimizi oluşturan minik bir hayati esas.

    geçen yıl minibüsümüzün otomatik kapısındaki redüksiyon değişti. usta yenisini 700 liraya vereceğini söyledi. montaj yapıldı, parasını verdim, eski redüksiyon kutusunu bagaja koydum ve tam kapatırken usta "nabıyon gardaş" dedi. napabilirim? gidiyom amk? eski kutuyu veremezsem gidemezmişim. götün yiyosa götürtme dedim. bi sikikırık kutu yüzünden kalbimi kırıyon falandiye ayak yaptı. bakalım skikikırık bir kutu muymuş diyerek resmi servisi aradım. otomatik kapı dişli kutusu komple set ne kadar diye sorduk ve 1500 lira olduğunu öğrendik. o redüksiyonu sana vereceğime götüme sokar içimde yaşatırım dedim. abi 150 daha ver anlaşalım uğraştırma beni diye yüzsüz bir muhabbet yapmaya başladı bu sefer. 50 lira verdim bi daha da sana gelirsem ağzıma sıçsınlar dedim.

    1 yıl sonra geçen hafta abi noldu hiç aramıyon vs diye yavşak bi dilde whatsaptan mesaj yollamış. kendisine satın aldığım dişlileri, gres yağını ve 30 liraya tamir ettirdiğim kutuyu gösterip ananın amına kadar yolun var diye smiley attım ve engelledim.

    bütün tamirciler ölsün.
  • şimdi amcamların dükkanına bir akraba geldi. amcam çalışamıyor diye yerine araba tamir etmeye başladı. neyse enişte gitti arabasını teslim etti. tamir edildi, parasını verdi vs derken araç yine bozuldu. bu defa başka tamirciye götürdüler. aracın içinde orijinal parça kalmamış. ne varsa sökmüşler, yerine yapma tamirli eski parçalar takmışlar.
    sonra bu durumu enişte amcama gidip anlatıyor. amcam da kızıp dükkana gidiyor. bu akrabanın arabasına bakmaya başlıyor. bingo! adam eniştenin orijinal parçaları söküp kendi toplama arabasına takmış. arabada ne kadar kırık, bozuk parça varsa da ona takmış.

    tamir işi böyle bir iş.

    akrabalık ilişkileri için çok mesaj gelmiş. açıklayayım:

    dükkan sahibi tamirci- amcam (olayı ortaya çıkaran)

    kanser olduğu için dükkan kapanmasın diye yerine bakan- uzaktan bir akraba. ( hırsız olan kendisi)

    kazık yiyen- halamın kocası. (enişte )

    kabul ediyorum olayı çok kötü anlatmışım ama bu kadar dikkat çekeceğini düşünmemiştim. yine de değişiklik yapmayacağım. yalan değil, yüzde yüz doğru bir olaydır.
  • bu konuda başka yerlerde de yazdım. ne yazık ki mesele yine aynı noktaya çıkıyor. siz ilk okula giden oğlunuzu dersleri iyi değil diye aşağılayıp sanayide kim olduğu belli olmayan adamlara verirseniz, çok ders çalışan kızınızı başımıza alim olmasın diye alıp mahalle arasındaki kuaföre iliştirirseniz, resim yapan, enstrüman çalan, koleksiyon yapan çocuğu böyle şey olmaz, terziye, çay ocağına, verelim meslek sahibi ol diye alıp götürürseniz sonucu bu olur. gidin bir esnafa sorun bakalım kaçta kaçı kendi merakıyla bu işlere girmiş. berberlikte para var, çocuğu berbere verelim, tamircilikte para var çocuğu sanayiye yamayalım. vay efendim elektrikçi çok kazanıyormuş elektrikçiye, vay efendim lokantacı zenginmiş hadi oraya.. yanında çalıştığı insan adam gibi adam olacak da, o çocuk da ondan görgü görenek, insanlık öğrenecek, insan olacak, iyi ve dürüst esnaf olacak. hey yavrum hey.. çıraklığı dayakla, tacizle, cebine beş kuruş harçlık koymayan hatta bahşişine bile göz diken adamlarla, tacizci ustalarla, sahtekar kalfalarla geçmiş ufacık çocuklar büyüyünce de onlardan farklı olamıyorlar işte. adı üstünde, görgü görenek. insan gördüğü gibi davranır, duyduğu gibi konuşur. esnafa bakın küfrün bini bir para, kadın geçer hepsi arkasından bakar. müşteri gelir adamına göre fiyat verirler. iş çıkar karı azsa tenezzül etmezler. zaman verirler tutmaz, fiyat verirler tutmaz. geleceğim derler gelmezler. iyi esnaf diye tavsiye ederler, çağırırsın çırağını gönderir işini mahveder. neresinden tutsan elinde kalır. çünkü o adamlar da bir zamanlar çocuktular, ta ki analarının babalarının kollarından tutup bir dükkana götürüp eti senin kemiği benim diyerek tanımadıkları adamlara köle ettikleri güne kadar.
  • bundan yaklasik 3 yil önce mediamarkt tan iphone 7 almistim. cok kez arizasi cikinca mediamarkta götürdüm ve tamir ettiler her seferinde, garanti dahilinde.

    2 yilin sonunda garanti bittiginde sarji hemen bitmeye basladi. ve bataryasini degistirmem gerektigi icin rastgele tamirciye gittim. tamirci yasli bir amcaydi ve bosuna batarya parasi vermemem gerektigini, aslinda telefonun ekraninin ve bataryanin cakma oldugunu söyledi. o ana kadar da garanti dahilinde sadece mediamarkt a götürmüstüm telefonu.

    sonrasinda mediamarkt a gidip bu durumu sordum ve onlarin cevabida tabi ki "garantisi dolmus ürün hakkinda bilgimiz yoktur" olmustu.

    apple magazasina bile gidip durumu sordum ve ekranin ve bataryanin sahte oldugunu söylediler.

    o gün mediamarkt a tövbe ettim.

    debe editi: sma hastası alperen bebege yardım kampanyasi (bkz: alperen'e nefes oluyoruz kampanyasi)
  • (bkz: ciyaklatmadan kaz yolmak)

    henüz dün yaşadığım bir ciyaksız yolum olayını anlatayım. burada yolunan kaz benim.

    motosikletimi tamirciye götürdüm. dedim ki bunun sinyalleri yanarken ötmesini istiyorum. hemen yan taraftan kapağı açtı. kibrit kutusu gibi bir şey çıkardı. beş saniyede hemde. bunu parçacıya götür bu flaşörün aynısının öteninden al gel dedi.

    yan dükkanda hem parçacı hem tamirci dükkanı var. oraya gösterdim. bana fiyatını söyledi. dedim elimdekini şimdi söktük, çalışıyor bu sadece ötmeyen cinsten, bunu sana vereyim, sen bana on lira ucuzdan ver yenisini. ben ikinci el parça almıyorum dedi. tamam dedim öyleyse parasını ödedim geldim benim tamirciye. elimde iki tane flaşör var. yeni aldığımı taktı çalıştırdı. güzel ötüyor. çıkma flaşör en son benim elimdeydi ama nasıl oldu ustamın eline geçti daha ben anlamadan, ustam cebine katarken gördüm.

    ustamı öyle görünce içimden canın sağolsun ustam dedim.
    ustamın iç sesine hiç kulak vermedim.
    ustamın cebindeki sahip çıkamadığım flaşörüme de (bkz: tamircilerin parça çaldığı gerçeği)
  • doğru tespit.
    hatta o kadar içselleştirmişler ki bu durumu, çalmak sıradanlaşmış onlar için. ama cuma vakti gelince dükkanı kapayıp camiye gitmeyi bilir it oğlu it.

hesabın var mı? giriş yap