şükela:  tümü | bugün
  • onuruna heavy metal türkü yakılmış* tek yerel yemeğimiz. parçanın en başında tüm seyirciler ve solist hep bir ağızdan adını haykırmaktadır kendilerinden geçmişçesine.
  • yapımında gav kullanılır. gav nedir bir de ona bakalım; (bkz: gav/3)
  • anadolu üniversitesi iletişim bilimleri fakültesi geleneksel yemeği.
  • doğu ve güneydoğu'da tandırların mevcut oldukları yerlere genellikle "tandır evi" denilirdi. tüplü ocakların ve somun ekmeklerinin artık köyler de bulunuyor olmasından dolayı tandır evleri artık sıradan bir mutfak olarak kullanılmakta ve tandırların üzerileri kapanmış yahut muhtelif eşyalarla doldurulmuş bir şelikde yok olmaya başlamış bir kültür durumuna gelmiştir.
    fakat bu tandır evleri zamanında birçok köy çocuğunun en güzel vakit geçirdiği yerlerden biriydi. özellikle killerden yürütülen patateslerin tandırdaki közün üzerinde kıvama geldiğini izlemek ve o lezzeti yaşamak, ekmeklerin kızarmış ve çıtırlarının ilk önce tadına bakmak ya da sıcacık köy ekmeğinin arasına tereyağı sürüp otlu peynir ufalamak ve yanında kaçak çayın demli kokusunu hissetmek yörenin çocuklarının olduğu gibi şahsım için de büyük bir keyifti(r).
    hele ki soğuk kış günlerinde dedelerimizle ayaklarımızı tandıra sokarak oturduğumuz tandır başı sohbetleri ve akabinde dinlediğimiz klamlar geleceğe anlatacak birer anı olarak hep hafızalarımızda yer etmektedir.
  • dogu anadoluda, yere acilmis ve duvarlari kerpicle duzeltilmis, 1 - 1,5 metre derinliginde, 1 metre capinda; isinmak, ekmek ve yemek pisirmek amaci ile bundan 15 sene evvel hemen her evde kullanilan cukur.
  • ismi içerisinde "anadolu" geçen coğrafi bölgelerimizdeki köylerde şu an bile -sayıları az kalmış olmakla birlikte- kullanılmakta olan; ısınma, ısıtma, pişirme, közleme, kızartma ve bilumum ısı enerjisi gerektiren durumlarda ihtiyaçları karşılayan yapı.

    * ateşin yandığı çukur kısmında köz elde edilip patates közleme yapılır ve o tadı tandırdan başka yerde közlenen patatesten almak mümkün olmayabilir.

    * soba vazifesi gördüğünden dolayı "tandır odası" denilen odayı şahane ısıtır.

    * üzerine yerleştirilen sac ile çeşitli lezzetleri bünyemizde barındırmamıza vesile olur; sacın bombeli kısmı yukarıya getirildiğinde yufka ekmeği denilen lezzeti bize kazandırır, bombeli kısım alta getirildiğinde ise enfes kavurmalar yapılmasına imkan sağlar.

    * güğüm içerisine su konulduğunda o suyu duş almak amaçlı yeterli sıcaklığa eriştirir.

    * çukurun derinliğini oluşturan kısmın kenarlarına hamurun farklı şekil ve çeşitleriyle yapıştırılmasıyla mükemmel gıdalar elde edilmesini sağlar ve bu gıdaların kokusunu başka hiç bir pişirme aracı var edemez.
  • bir kuzu kafesin yarısını alın kasaptan (kesilmemiş 12 adet pirzola). kasabınız pirzolanın etli ve yağlı tarafını boydan boya üç dört kere bıçağın ucuyla çizsin. eve geldiğiniz zaman dilediğiniz baharatlarla (ben en çok taze biberiye ve sarımsak yakıştırıyorum) zeytinyağını karıştırarak bir marinad hazırlayıp etinizi güzelce buna bulayın ve cömertçe tuzlayın. önce yağlı kağıda sıkıca paketleyin, sonra da alüminyum folyo ile kapatın. 180 derece ısıtılmış fırında hiç ellemeden 2 saat pişirin. eğer tek kişiyseniz 4 adet yeterli olabilir.

    kemiklerinden tutunca dökülen, pamuk gibi bir tandır olacaktır.
  • önü kavurga kavurur, arkası harman savurur: bilmece gibi; şömine, ocaklık, tandır, kamp ateşi veya bunlar gibi eşitsizlik, düzensiz sonuçlar üreten insani/sosyal durumları anlatır.

    "giydi sincaptan, samur giymiş kimi,
    çıplacık tandırda yatmıştır biri!*" feridüddin attar - pendname

    (ilk giri tarihi: 17.5.2018)
  • tandırda pişen et fazla yenir ise motoru bozar.
  • thunder kelimesinin "th" sesine dikkat etmeyenler tarafindan okunuşu...

    ayrica (bkz: tree or three)