şükela:  tümü | bugün
  • tanisiyor muyuz kalibinin daha da bir girisken ve istekli modelidir. bir ozguven abidesi, bir (nasil demisti ssg) yerinde durabilite sendromudur. takdire sayandir. ha, kendimden biliyorum o bakimdan...
  • bir kisi tarafidan bircok kez tekrarlaniyorsa sinir bozabilen cumle*
  • sevimli hayalet casper tribinde dolaşan boş kişinin boş soru cümlesi.bu soruya soruya otobüs bekliyorum, kitap okuyorum , müzik dinliyorum şeklinde boş bir cevap çok hoş gider.
  • ciğerini bildiğiniz ama sizden habersiz birisi yanınıza gelirse ve yavşarsa, kolayca kesip atmak için:

    xx: tanışalım mı?
    ss: ben seni tanıyorum gerek yok.
  • - tanışalım mı?
    - yazık olur bize..
    - neden?
    - tanışınca yatmıyorum, yattıktan sonra tanışmıyorum.
  • -neden?
    şeklinde cevap verilesi soru.
  • -tanışalım mı?
    -git kendini çok sevdirmeden...
  • şimdi ben bu ifade kalıbını filmlerde, dizilerde, romanlarda, sokakta, işte, okulda ve hatta bizzat kendi ağzımın içinden çıkarken dahi duydum. ama hiçbiri kısa bir süre önce yaşadığım örneğin bana hissettirdiklerine erişemedi. youtube denilen gavur icadının içinde dolaşıyorum yarım saattir. nilüfer'in eski parçalarından kayahan'ın eurovision denemesine geçiyorum, aklıma nereden estiyse aşık mahzuni şerif geliyor. bir türkü de ondan atıyorum cebime derken sağ tarafta beliren linklerin birine öylesine basıyorum.

    alt kısımdaki yorumlar coşkun sel gibi akmış da akmış. türban var, kürtçü var, akepe var. her bir şey var. herkes kendi telinden çalıyor, ara sıra birileri çıkıp ana, avrat, sülale üçgeninde müthiş küfür yeteneğini sergiliyor derken...

    bir yorum dikkatimi çekiyor. bütün bu hengamenin ortasında, iki kelimelik bir soru cümlesi yazmış birisi. tanışalım mı diye soruyor. ama bu sorunun kendisi enteresan değil. asıl enteresan olan şey, sorunun muhattabının olmamasıydı. öylesine umutsuz bir haykırıştı sadece. cevabı alınmayacak bir soruyu bu şekilde orta yere yazdıracak olan yalnızlığı düşündüm. yalnızlık denen zıkkım, hiç bu kadar belirgin bir şekilde karşıma çıkmamıştı. bu basit bir şey değil arkadaşım. klişe bir anı da değil. siber alemin içinde uçup giden kilobaytların, fiber kabloların arasında sıkışıp kalan bir insanın çığlığıydı bu. tanışalım mı...yeri ve zamanı en namüsait bir alanda tanışalım mı...tanışalım...